Being türkçesi Being nedir

  • Vücut.
  • Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek.
  • Varoluş.
  • Yaradılış.
  • İnsan.
  • Mahluk.
  • Tanrı.
  • Varlık.
  • Oluş.
  • Mevcudiyet.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Yapı.
  • Olma.
  • Yaratık.
  • Yaşam.

Being ile ilgili cümleler

English: "You're being brainwashed by the media!" "What are you talking about?"
Turkish: "Medya tarafından beyniniz yıkanıyor." "Neden bahsediyorsun?"

English: A dead deer being pecked by vultures, remains partly eaten by other animals, that sort of rotten meat is called 'carrion'.
Turkish: Akbabalar tarafından gagalanan ölü bir geyik, diğer hayvanlar tarafından kısmen yenilmiş kalır, o tür çürümüş ete leş denir.

English: A certain someone is being awfully fragile today.
Turkish: Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.

English: A new bridge is being built over the river.
Turkish: Nehir üzerine yeni bir köprü inşa ediliyor.

English: A fiscal tightening policy is being enacted.
Turkish: Bir mali sıkma politikası yürürlüğe giriyor.

Being ingilizcede ne demek, Being nerede nasıl kullanılır?

Being a native born israeli : İsrail yerlisi olma. İsrail'de doğmuş ve büyümüş olma. Anayurdu israil olma.

Being a shareholder : Hissedarlık.

Being abandoned : Reddedilmiş olma. Terk edilmiş olma. Ortada bırakılmış olma. Bırakılmış olma.

 

Being absorbed : Absorbe edilmiş olma. Soğurulmuş olma. Emilmiş olma. İçine çekilmiş olma. Asimile dilmiş olma.

Being abstract : Soyutluk.

Being anointed : Kutsanmış olma. Yağlanmış olma. Yağ veya herhangi bir sıvı sürülmüş olma. Takdis edilmiş olma.

Being asked : Peşinde olunma. Sorulma. Araştırılma. Talepte bulunulma. Davet edilme. Talep edilme.

Being annexed : İlintili olma. Ekli olma. İlişikli olma. Daha büyük bir şeye ilişik olma.

Being ashamed : Utanma.

Being angry with : Küsme.

İngilizce Being Türkçe anlamı, Being eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Being ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Saprophyte : Çürükçül beslenen. Ölmüş veya kokmuş organik maddeler üzerinde yaşayan ve bunlar üzerinden beslenen organizma, saprofit, saprotrof, saprofaj. Leş yiyici. Çürükçül. Ölü veya çürümekte olan bitki ve hayvan hücreleri üzerinde yaşayan. Saprofit.

Microorganism : Mikrop. Mikro organizma. Mikroorganizma. Bakteri, mantar, protozoa ve mikroskobik algleri içeren, mikroskobik canlılar. Gözle görülemeyen küçük canlı.

Living : Yaşama. Kullanılan. Canlı. Geçerli. Sağ. Geçim. Yaşam standardı. Geçinme. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı.

 

Wights : Safra. Canlı yaratık. Doğaüstü yaratık. Kişi. Yaşayan varlık (eski kullanım). Zat. Kimse.

Adjustment in marriage : Evlilikte uyum. Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği.

Creature : Bende. Abit. Köle. Alet olan kimse. Hayvan. Kul.

Estate : Arsa. Mülk. Emlak. Olancamal. Durağan mal, kalıt, bırakıt gibi para ile ölçülebilen hak ve borçların tümü. Ölen kimseden kalan mal varlığı. Durum. Tabaka. Malikane.

Carcass : Ceset. Yemek için kesilmiş hayvanın ölüsü. Hayvan ölüsü. Carcase. Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas. Gövde. Döküntü artık. Enkaz. Birşeyin döküntü parçaları. Bina iskeleti.

Bdg : Building (bina). Bina.

Adaptive behavior : Uyumlayıcı davranış. Uyarlamacı davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Adaptif davranış. Uyumcu davranış.

Being synonyms : eucaryote, stander, katharobe, saprobe, congenator, clon, possibleness, animate being, micro organism, animalculum, beingness, postdiluvian, saprophytic organism, myrmecophile, timeless existence, animate thing, nonvascular organism, existent, preexistence, plant life, body part, heteroploid, beings, lifetime, eventuation, procaryote, somebody, transcendency, bldg, constitution, animation, brute, mutation.

Being zıt anlamlı kelimeler, Being kelime anlamı

Nonbeing : Var olmama. Hiçlik. Var olmayan bir şey. Olmama.

Absence : Gıyap. Kaybolma. Bulunmayış. İşçilerin işe gelememesi. Eksiklik. Yokluk. Uzakta olma. Yitiklik. Bulunmama (bulunması gerekirken yerde).

Nonexistent : Doğada tükenmiş. Yok. Varolmayan. Var olmayan.

Being antonyms : existent, stander, impossibility, nonexistence, prokaryote, eukaryote, parasite, host, sitter.

Being ingilizce tanımı, definition of Being

Being kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Existing. Existence, as opposed to nonexistence. Since. State or sphere of existence. Inasmuch as.