Belge nedir, Belge ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Kısım, parça.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Genellikle kalıcı nitelikte ve kişi ya da makinece okunabilen bir veri ile bunun yazılı olduğu veri ortamı.

Hukuki terim anlamı:

vesîka.

Tiyatro'daki terim anlamı:

İnandırıcı söz, sahne.

Bir tiyatro yapıtının baş tarafına yazılan oyun özeti bk. Baş özet;

Belge isminin anlamı, Belge ne demek:

Erkek ismi olarak; Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film ve benzeri vesika, doküman.

Bilimsel terim anlamı:

Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren, basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç.

Bir araştırmada bilgi kaynağı olarak başvurulan ve çeşitli kamu ya da özel kişi ve kuruluşlarca derlenmiş, yayınlanmış ya da yayınlanmamış veriler.

Bir olgunun, bir olayın, bir savın doğruluğunu gösteren tanık değerindeki yazı, yazıt, söz, nesne, yapıt.

İngilizce'de Belge ne demek? Belge ingilizcesi nedir?:

document, argument

Fransızca'da Belge ne demek?:

marque, indice

Osmanlıca Belge ne demek? Belge Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kayıt, vasika, vesaik, vesikalar

Belge hakkında bilgiler

Belge.

Belge anlamı, tanımı:

Belge almak : Başarısızlık yüzünden öğretim kurumuyla ilişiği kesilmek.

 

Aklama belgesi : Alacak verecek kalmadığını gösteren belge, ibraname.

Buluş belgesi : Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge, patent.

Çağrı belgesi : Mahkeme tarafından dava edene, edilene veya tanıklara gönderilen belge, çağrı kâğıdı, celp, celp kâğıdı, celpname.

Çalışma belgesi : Bir iş yerinde veya alanında çalışılabileceğini gösteren belge.

Çıkış belgesi : Bir malın ülke dışına çıkarılma iznini gösteren belge. Bir kimsenin bir okulu bitirdiğini göstermek için geçici olarak verilen belge, çıkış.

Gönderme belgesi : Bir yere gönderilen eşyanın listesi, irsaliye.

Hesap belgesi : Bankalarda çekilen veya yatırılan para karşılığında verilen belge, dekont. Alınmış veya ödenmiş olan tutarın dökümü, dekont.

İskan belgesi : Yeni yapılarda oturulabilirlik belgesi.

İyi hal belgesi : Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmadığını veya sabıkasız olduğunu göstermek üzere resmî kuruluşlarca verilen belge, hüsnühâl kâğıdı.

Katılım belgesi : Kongre, bilgi şöleni vb. çalışmalara katılanlara, katıldıklarına ilişkin olarak düzenleyenler tarafından verilen belge.

Katılma belgesi : Kişinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona ne kadar pay ile katıldığını gösteren kıymetli evrak.

 

Kimlik belgesi : Kimlik.

Konut belgesi : Yerleşim belgesi.

Köken belgesi : Bir malın hangi ülkeden getirildiğini gösteren belge, menşe şehadetnamesi.

Onur belgesi : Şeref belgesi.

Oturma belgesi : Bazı ülkelerde çalışan veya ticaret yapan kimselere verilen oturma izni belgesi.

Ödeme belgesi : Kredi kartı ile satın alınan mal veya hizmet karşılığında bankanın yetki verdiği iş yeri tarafından düzenlenen, satın alanca imzalanan, ödeme taahhüdünü gösteren belge, slip.

Öğrenci belgesi : Herhangi bir kuruma verilmek üzere hazırlanan, kişinin öğrenci olduğunu gösteren yazılı belge.

Öğrenim belgesi : Bir kimsenin herhangi bir öğretim kurumunda kayıtlı bulunduğunu gösteren belge.

Sürücü belgesi : Taşıt sürücülerine ilgililerce verilen, araç kullanmada yeterli olmayı gösteren belge, ehliyet.

Uzmanlık belgesi : Tıpta belirli bir alanda eğitimden ve sınavlardan geçip başarılı bulunanlara verilen belge.

Yerleşim belgesi : Yurttaşların bazı resmî işlerini yürütürken gerekli olan, oturdukları yerin muhtarından aldıkları belge, konut belgesi, ikametgâh kâğıdı, ikametgâh ilmühaberi.

Yeterlik belgesi : Belli bir alanda uzman olunduğunu belirten belge.

Yetki belgesi : Bir makam veya organ adına bir işi, bir konuyu yürütmekle görevli olunduğunu gösteren belge.

Yoksulluk belgesi : Devletin sağladığı nakdî ve ayni yardımlardan yararlanmak üzere mahalle muhtarları tarafından düzenlenen ve muhtaç olanlara verilen belge.

Belgeci : Belgesel filmler yapan, yöneten sinemacı.

Belgecilik : Belgecinin yaptığı iş.

Belgegeçer : Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks.

Belgeleme : Belgelemek işi, tevsik. Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon.

Belgelemek : Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak, tevsik etmek.

Belgelendirmek : Belge göstererek belirtmek.

Belgelenmek : Belgeleme işine konu olmak. İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak.

Belgeli : Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

Belgelik : Belge ve yazıların saklandığı yer, arşiv. Belge almayı hak eden.

Belgesel : Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı. Belge niteliği taşıyan, dokümanter.

Belgesel film : Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın bir biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film.

Belgeselcilik : Belgeselcinin yaptığı iş.

Belgevşekliği : Cinsel gücü yitirme.

Mali belge : Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet, mali senet, enstrüman.

Yarı belgesel : Bütünüyle belgesel nitelikli olmayan.

Tanıklık : Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet. Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet.

Fotoğraf : Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme. Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto. Görüntü.

Resim : Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Açık gösterge, kesin sonuç. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Fotoğraf. Tören.

Film : Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinemalarda gösterilen eser. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit.

Vesika : Belge.

Doküman : Belge.

Belge bilim :

Belge kabı : Çeşitli belgelerin bölümlenerek saklanılacağı kâğıttan yapılmış özel kap.

Belge karşılığı kredi : Uluslararası ticarette gönderim belgesi veya satış sözleşmesine göre düzenlenen fatura, eşyanın niteliğine ilişkin köken belgesi ile nakil sırasında olası hasar ve zararları karşılayan sigorta poliçesi gibi kambiyo senetleri karşılığında banka tarafından satıcıya verilen bir tür öndelik.

Belge karşılığı ödeme : Bankanın mal bedelini tahsil ettikten ya da gelecekte bir tarihte tahsil edilmek üzere vadeli bir poliçe düzenlendikten sonra malların çekilmesini sağlayan belgeleri malı alana teslim ettiği ve malı sevkeden açısından risk taşıyan bir ödeme biçimi.

Belge karşılığı öndelik : Bankaların belirli müşterilerine belge güvencesi karşılığı açtıkları ve vade sonunda bir defada geri ödenmesi zorunlu olan kısa vadeli kredi. krş banka öndeliği

Belge okuyucu : Kâğıt yaprak ortamındaki belgeleri optik damga tanıma ya da optik im okuma gibi yöntemlerle okuyan bir bilgisayar çevre donanımı.

Belge saklama ve gösterme sorumluluğu : Vergi yöntemi yasasında belirtilen temel yargılara göre ilgililerinin vergi örgütlerine göstermekle zorunlu bulundukları yasal yazılıklar ve bunlara ilişkin tanıtlayıcı belgelerin belirli süreler bitimine değin saklanılması sorumluluğu.

Belge sınavı : Belge alarak okulla ilişkileri kesilen öğrencilerden bir üst sınıfa devam hakkını kazanmak isteyenlerin, bir yıl sonra resmî bir okulda girmek zorunda bulundukları sınav.

Belge vermek : Orta dereceli okullar ile kimi yüksek okulların ara sınıflarında üst üste iki yıl aynı sınıfta kalan bir öğrenciye devam ettiği okul ile ilişiğinin kesildiğinin bir belge ile bildirilmesi.

Belgebilim : Düşün ürünü olan bütün bilgileri toplama, sınıflama ve kolayca hizmete sunulacak biçimde saklama işlemi. Bilimsel haberleşmenin en büyük hız ve doğrulukla gerçekleşebilmesi için yapılan işlemlerin tümü.

Belge ile ilgili Cümleler

  • Belgeler sabahleyin masanızda olacak.
  • Ali bu belgede adını imzalamak zorunda.
  • Belge önemli değildi.
  • Belge kayıtları savaşın 1700 yılında patlak verdiğini yazıyor.
  • Ali evrak çantasını açtı ve birkaç belge çıkardı.
  • Belge düşmanın ellerine geçti.
  • Ali belgeyi dikkatle inceledi.
  • Ben bu belgeleri okuman gerektiğini düşündüm.
  • Belge tüm bölüm başkanlarına dağıtıldı.
  • İlk önce bu belgeyi okumanı öneririm.
  • Bu belge aslında Mustafa tarafından yazıldı.
  • Belge ne gerçek ne de sahte.
  • Belgeler değiştirilmiş gibi görünüyor.
  • Bu belgeler nerede sunulmalı?

Diğer dillerde Belge anlamı nedir?

İngilizce'de Belge ne demek? : adj. Belgian, of or pertaining to Belgium, of Belgian origin

n. Belgian, one of Belgian origin, resident of Belgium (country in Europe)

n. document, certificate, voucher, brief, card, deed, instrument, letter, muniment, note, present, record, reference, sheepskin

Fransızca'da Belge : Belçika

Almanca'da Belge : n. Akte, Attest, Ausweis, Beleg, Bescheinigung, Charter, Dokument, Testimonium, Urkunde, Zertifikat

Rusça'da Belge : n. бумага (F), свидетельство (N), удостоверение (N), мандат (M), документ (M), корочка {разг.} (F)

adj. документальный, мандатный