Belirti nedir, Belirti ne demek

"Belirti" ile ilgili cümleler

  • "Tuhaf! Çocukların yüzünde zerre kadar utanma belirtisi yok." - A. Ümit

Yerel Türkçe anlamı:

Görüntü, gölge: Bir belirti gördüm emme ayıramadım.

Görüntü, hayal: Karşıdaki belirti acaba insan mı, hayvan mı?

Hukuki terim anlamı:

karîne.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hasta hayvanların genel durumunda veya organlarında klinik muayenelerle veteriner hekim tarafından saptanabilen ve normal hayvanlarda görülmesi olağan sayılmayan, anatomik, fizik, şimik ve işlevsel değişiklikler, araz, bulgu, beldek.

Bilimsel terim anlamı:

Canlıda düzgülü olmayan durumların geliştiğini belli eden ipucu.

Gözlem yoluyla elde edilen ve bir bilgiye götürebilecek ipucu.

İngilizce'de Belirti ne demek? Belirti ingilizcesi nedir?:

symptom, sign, indication

Fransızca'da Belirti ne demek?:

indice, expression

Osmanlıca Belirti ne demek? Belirti Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ârâz, kısm-ı tam

Belirti hakkında bilgiler

Tıpta belirti, araz, beldek veya semptom; hastanın şikayeti veya hissettiğidir, bu anlamda hastaya özneldir ve nicel değildir.

 

Buna karşın hasta hakkında laboratuvar testi veya diğer objektif (nesnel) yöntemlerle elde edilen bilgilere bulgu denir. Bazı belirtiler hem öznel hem nesnel olabilir, örnek olarak bir yara hem hasta hem doktoru tarafından görülebilir. Acı yalnızca hasta tarafından algılanabildiği için bir belirtidir, bir kan testi sonucu ise bir doktor veya laboratuvar taraından ölçülebildiği için bir belirti değil, bulgudur.

Örneğin, hastanın başının ağrımasından yakınması bir belirtidir. Doktor, ayrıntılı bir sorgulamayla, bu yakınmanın enseden başın arkasına doğru yayılan ve zonklayıcı tarzda bir şikayet olduğunu öğrenebilir ve bu tabloyu, muhtemel bir hipertansiyon halinin belirtisi olarak değerlendirebilir ("ön tanı"). Muayenede, tansiyon ölçme, göz dibi muayenesi vb. yöntemlerle, hastanın "belirti"lerine uyan yüksek tansiyon "bulgu"ları elde edilebilir.

Doktorlar hasta öyküsü alırken "başvuru yakınması/şikayeti" olarak semptomları kaydeder.

Belirti ile ilgili Cümleler

  • Menenjitin belirtileri nelerdir?
  • Belirtiler nelerdir?
  • Hastalığın ilk belirtileri ateş ve boğaz ağrısı.
  • İşinizi belirtin.
  • Enfeksiyon belirtisi yok.
  • Belirtilen eposta adresi zaten kaydedilmiş.
  • Belirtiler nelerdi?
  • Belirtiler değişir.
  • Belirtilen hız limiti saatte 55 mil olmasına rağmen Mustafa çok daha hızlı sürüyordu.
  • O, belirtilen zamandan beş dakika sonra geldi.
  • Belirtiler daha da kötüleşiyorsa bir doktora danışmalısın.
  • Belirtilen eposta adresi zaten kayıtlı.
  • Ali dehidratasyon belirtileri ile hastaneye kaldırıldı.
  • Tom'un ve Mary'nin evliliği sorun belirtileri gösterdi.
 

Belirti tanımı, anlamı:

Hasta : Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız.

Semptom : Belirti.

Belirti bilimi : Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim, fenoloji.

Ön belirti : Belirtilerin ilki.

Belirti bilimsel : Belirti bilimi ile ilgili, fenolojik.

Belirtik : Açık, belli, sarih.

Belirtilen : Tamlanan.

Belirtili : Belirtilmiş olan, belirli kılınan. Belirtisi olan.

Belirtili nesne : Belirtme durumundaki nesne, sarih meful.

Belirtili tamlama : Tamlayanı -in (-nin) takısı, tamlananı üçüncü kişi iyelik eki alan ve belirli bir kavram taşıyan tamlama: Doğan'ın kalemi, çiçeğin kokusu gibi.

Belirtilmek : Belirtme işine konu olmak.

Belirtisiz : Belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Belirtisiz nesne : Yalın durumdaki nesne.

Belirtisiz tamlama : Tamlayanı yalın durumda olan, tamlananı genellikle üçüncü kişi iyelik eki alan ve çoğu kez tür kavramı veren ad tamlaması: Ankara kedisi. Tuz Gölü gibi.

Belirtisizlik : Belirtisiz olma durumu.

Öz belirtim : Kendini yönetme hakkını belirleme, selfdeterminasyon.

Olay : Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Anlaşılma : Anlaşılmak işi.

Yardım : Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Etki. Bağış, iane. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet.

Alamet : Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne. Belirti, işaret, iz, nişan.

Nişane : Hedef. Eser, iz, belirti. Nişangâh.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Hisset : Cimrilik.

Belirti karşıtlığı : Antilopi.

Belirti salkımı : Davranış bozukluklarında ortaya çıkan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan belirtiler topluluğu.

Belirtici nitelik : Bir markayı öteki markalardan ayıran nitelik (sözgelişi sözcükten kurulu bir marka ile resimli bir marka gibi ya da kartal resimli bir marka ile tüfek resimli markadaki birbirinden ayrı resimler).

Belirtici sayak : Tersüstelin onlu parçasında, solda sıfır olmayan ilk sayaktan başlayarak sağda sıfır olmayan şayağa dek olanların her biri. İşlemde istenen duyarlığa göre onlu parçada gözetilecek sayak.

Belirtici yıkama : Fotoğraf plakları ve kartlarını ilaçlı suda yıkayarak üzerlerindeki görüntüyü belirtme işlemi.

Belirtik işlev : x öğesini y ye bağlayan kural y = f (x) biçiminde bir bağıntıyla verilen işlev. Karşılaştırınız. örtük işlev.

Belirtik tanım : (…) biçimsel dizgesinin abecesinde bulunmayan t gibi bir değişmezin Dz0 da belirtik tanım'ı, t ile Dz0 in değişmezlerinden başka hiç bir değişmezi kapsamayıp, elenebilme ile yaratıcı olmama koşullarını yerine getiren tek bir önerme ya da önerme kalıbının özellemelerinden oluşan bir önerme kümesidir. || 'Tanım' terimi başka biçimde belirtilmediğinde tek başına "belirtik tanım" anlamında kullanılır. Krş.. doğrudan tanım, bağlamsal tanım, bağlamsal yüklem tanımı, bağlamsal işlev tanımı, bağlamsal ad tanımı, bağlamsal eklem tanımı, kurucu değişmez.

Belirtilebilme : Belirtilebilmek işi. (…)

Belirtilebilmek : Belirtilme imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Gene de her dilde iyice belirtilebilen bazı kuralların olduğunu kim yadsıyabilir?”" N. Uygur.

Belirtili ad tamlaması : Tamlayanı ilgi durumu eki almış bir ad veya zamir, tamlananı teklik şahıs iyelik eki almış olan, dolayısıyla belirti eki taşıyan ve tamlayanla tamlanan arasında şahıs bakımından uygunluk ve geçici anlam bağı bulunan ad tamlaması: akşam+ın serinliği, oda+nın rengi, dam+ın tepesi, gözleri+nin siyahlığı, kapı+nın önü, duman+ın kokusu, ben+im kitabım, sen+in yolun vb. Karşıtı belirtisiz ad tamlaması’dır.

Diğer dillerde Belirti anlamı nedir?

İngilizce'de Belirti ne demek? : n. sign, indication, symptom, mark, clinic, evidence, foretoken, glimpse, impression, note, prognostic, prognostication, spark, spark of, stamp, strain, streak, tinge, token, trace

Fransızca'da Belirti : apparence [la], insigne [le], signe [le], symptôme [le]

Almanca'da Belirti : n. Abzeichen, Indikation, Indiz, Marke, Moment, Stigma, Vorbedeutung, Vorbote, Vorgeschmack, Vorschein, Vorzeichen, Zeichen

Rusça'da Belirti : n. знак (M), примета (F), признак (M), симптом (M), явление (N), душок (M)