Besi nedir, Besi ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Tavuk.

Besiye çekilmiş hayvan: Besimizi gurbanda kescez.

Besleme işi

Kurbanlık hayvan.

İyi beslenmiş, kuvvetli deve.

Yem.

Kaz.

Beslenen, besiye çekilmiş hayvan.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: beslenme]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hayvanların, hareketlerini sınırlayan çit veya kapalı alan içerisinde tutularak enerjice zengin rasyonlarla beslenmesiyle kesim ağırlığına ulaşmasını sağlayan, et verimi ve kalitesini artırmaya yönelik besleme yöntemi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Keçe yapılacak kılın arasına konan yün. (*Bor -Niğde)

İngilizce'de Besi ne demek? Besi ingilizcesi nedir?:

fattening

Fransızca'da Besi ne demek?:

nutrition, sustentation

Osmanlıca Besi ne demek? Besi Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tagdiye, tagaddi

Besi kısaca anlamı, tanımı:

Besiye çekmek : Hayvanı semirtmek için beslemek.

Besi doku : Tohumların içinde embriyoyu çevreleyen bölüm, besi dokusu. Yumurta akı maddesi.

Besihane : Besi yapılmış olan yer.

Besi hayvanı : Beslenmek amacıyla alınan hayvan. Besiye çekilen hayvan.

Besi örü : Tohum çimlenirken yeni çıkan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayılmış bulunan besleyici maddelerin bütünü.

 

Besi suyu : Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su.

Besi yeri : Canlı veya uyku durumunda olan mikroorganizmaların, hücrelerin yetiştirilmek ve geliştirilmek üzere aşılandığı veya ekildiği, besleyici maddeler içeren ortam. Sığırların ticari amaçlı et üretimi için yem verilen ve kilo alması sağlanan, sınırlı tesis veya alan.

Aşırı besi : Olağanüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme.

Ham besi suyu : Kökler tarafından topraktan emilip yapraklara kadar çıkan besi suyu.

Ongun besi suyu : Yapraklarda yeni maddelerle zenginleştikten sonra bitkiyi beslemek için her yana inen besi suyu.

Besi dokulu : Besi dokusu olan.

Besi dokusu : Besi doku.

Besi dokusuz : Besi dokusu olmayan.

Besi merası : Besleme değeri oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğinde kesime gönderilecek hayvanların fazla ağırlık kazanmalarını sağlamak için otlatıldıkları doğal veya yapay verimli mera.

Besici : Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse.

Besicilik : Besicinin yaptığı iş.

Besili : Semiz, semirtilmiş.

Besin : Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

 

Besinli : Besini olan, gıdalı.

Besinsiz : Besini olmayan, kendisinde besin bulunmayan. Yeterince besin alamayan, gıdasız.

Besinsizlik : Besinsiz olma durumu, gıdasızlık.

Yedek besinler : Organizmanın sindirdikten sonra kullanmayıp depo ettiği karbonhidrat, yağ, protein vb. maddeler.

Yaşatmak : Keyiflendirmek, mutlu etmek. Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek. Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak. Sürdürmek, devam ettirmek.

Geliştirmek : Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

İçirme : İçirmek işi.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Tutmak : Varsaymak, farz etmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. İşgal etmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Ulaşmak, varmak. Sarmak, bürümek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Ele geçirmek, yakalamak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Benimsemek, beğenmek. Başlamak. İzlemek. İş görebilmek. Elde bulundurmak, ele almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Uğramak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Kaplamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Alacağa veya vereceğe saymak. Bir şey düşünmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Bırakmamak. Bağlamak. Kullanmak. Avlamak. Yaklaştırmak. Sürmek, zaman almak. Sunmak. Kapatmak, sarmak. Hedef olarak almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Bir kimsenin yerini almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak.

Oturtmak : Oturma işini yaptırmak. Koymak, yerleştirmek.

Besi barınağı : Besi hayvanlarının sevkiyattan önce veya besi sırasında veyahut kesimden önce barındırıldıkları; suyun, yemin ve gölgeliğin sağlandığı açık veya yarı açık barınaklar.

Besi performansı : Bir besi hayvanının besi süresi içinde kazandığı canlı ağırlık artışı ve yemden yararlanma yeteneği veya gücü.

Besi sonu rasyonu : Bitirme rasyonu.

Besicil :

Besiçler : (İran)

Besidokusu : (besidoku) (botanik)

Besik : Hayvanın alnında bulunan leke, nişan.

Besilek : Yetişmiş, etli canlı.

Besilenmek : Tavlanmak.

Besilik : Eti için beslenen hayvan.

Besi ile ilgili Cümleler

  • Şekerli içeceklerin hiçbir besin değeri yoktur ve kilo almaya önemli ölçüde etki ederler.
  • Besin yutulmadan önce çiğnemeli.
  • Taze sebzeler birçok besin içerir.
  • Patatesle yenecek bazı iyi besinler nelerdir?
  • Balık insanlar için önemli bir besin kaynağıdır.
  • Köyün besine ihtiyacı vardı.
  • Patatesle iyi gidecek bazı lezzetli besinler nelerdir?
  • Yeşil bitkiler kendi besinlerini üretebilir.
  • Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.

Diğer dillerde Besi anlamı nedir?

İngilizce'de Besi ne demek? : adj. stock

n. five, cinque (French)

Fransızca'da Besi : alimentation [la]

Almanca'da Besi : Ernährung

Rusça'da Besi : n. откорм (M), вскармливание (N)