Bezeme yapmak nedir, Bezeme yapmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir çeşit kocakarı ilâcı ile hastalığı tedavi etmek.

Bezeme yapmak anlamı, kısaca tanımı

Bezem : Bir film görünçlüğünde ya da televizyon izlencesinde belirli bir çevreyi yansıtmak amacıyla kullanılan ve görünçlük donatımı dışında yer alan doğal ya da yapma nesnelerin, yapıların tümü. Özellikle sınırlı bir çevrede yapma olarak gerçekleştirilen bu çeşit nesneler, yapılar, çatmalar

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Beze : Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde. Hamur topağı, pazı. Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılmış olan bir çeşit pasta türü.

Bezeme : Süsleme. Süs, süsleyen şey.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Kocakarı ilacı : Hekim olmayan kimselerin yaptıkları veya salık verdikleri, hekimlikte kullanılmayan ilaç.

Kocakarı : Yaşlı kadın. Anne.

Hastalı : Hastalıklı.

Tedavi : Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyi etme, iyileştirme, sağaltım, sağaltma, terapi. Aksayan bir şeyi düzeltme, iyileştirme.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Kocak : Koçak. İyi. Kadın yeleği. Eli açık, cömert.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Koca : Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç. Büyük, ulu. Büyük, geniş. Kocaman, iri. Yüksek. Yaşlı, ihtiyar, pir.

Etme : Etmek işi.

İlac : İlaç. (Yalın olarak kullanılmaz) bk. illaç.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

 

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde Bezeme kitap anlamı nedir?

Osmanlıca Bezeme kitap : tezyinat