Bilme nedir, Bilme ne demek

"Bilme" ile ilgili cümleler

  • "Bir cemiyetin ilerlemesi, neyin ehemmiyetli olduğunu bilmeye bağlıdır." - M. Kaplan

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma.

Tanıma, anımsama.

Bir şeyi yapmaya alışmış olma, elinden gelme.

Felsefi anlamı:

(Geniş anlamda) Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.

Soru ve araştırmalarla kazanılmış kesinlik (inanmanın karşıtı). 3-Temellendirilmiş olan bilgi edinme, tanıma (kuşku ve kanının karşıtı). 4- Bilgi edinmenin erek ve sonucu.

Sosyoloji'deki anlamı:

Gerçeğin insan düşüncesinde, toplumsal gelişim yasalarıyla koşullanmış, uygulamayla ayrılmaz biçimde bağlantılı olarak yansıması ve yeniden kurulması süreci.

İngilizce'de Bilme ne demek? Bilme ingilizcesi nedir?:

knowing, cognition

Bilme kısaca anlamı, tanımı:

Bilmece : Bilinmeyen şey, muamma. Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun, muamma.

Bilmece çözmek : Zor bir işi başarmak. bilmecenin cevabını bulmak.

Bilmece gibi konuşmak : Açık, anlaşılır bir biçimde konuşmamak.

Bilmek : Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. Sanmak, varsaymak, farz etmek. Sorumlu tutmak. İşine gelmek, uygun bulmak. İnanmak. Tanımak, hatırlamak. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Saymak. Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak.

 

Bilmem hangi : Önemli veya anlatılması gerekli görülmeyen şeyler için kullanılan bir söz.

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp : "insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur" anlamında kullanılan bir söz.

Bilmemezlik : Bilmezlik.

Bilmezleme : Bilmezlemek işi, teçhil.

Bilmezlemek : Bir kimseyi, bir şey bilmez göstermek, teçhil etmek.

Bilmezlenme : Bilmezlenmek işi.

Bilmezlenmek : Bilmiyor gibi görünmek, bilmezlikten gelmek, tecahül etmek.

Bilmezlik : Bilememe durumu, cehalet.

Bilmezlikten gelme : Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı, tecahülüarif.

Bilmezlikten gelmek : Bilmiyor görünmek.

Aç aman bilmez çocuk zaman bilmez : "aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister" anlamında kullanılan bir söz.

Adı gibi bilmek : Çok iyi bilmek.

Ağzının tadını bilmek : Güzel yemeklerden anlamak. her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.

 

Ağzıyla içmesini bilmek : Sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak.

Aman zaman bilmemek : Fırsat vermemek.

Antikasını bilmek : En iyisini bilmek.

Avucunun içi gibi bilmek : Bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek.

Bal alacak çiçeği bilmek : Çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak.

Bastığı yeri bilmemek : Çok sevinmek. şaşkınlıktan nerede olduğunu seçememek, durumunu kontrol edememek.

Bildiğini yedi mahalle bilmez : Bir kimsenin çok kurnaz, çokbilmiş olduğunu anlatan bir söz.

Bilir bilmez : Yarım bilgi ile, bilip bilmediğine aldırmadan.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez : "küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Bitmek tükenmek bilmemek : Bir türlü sonu gelmemek, eksilmemek.

Borcunu bilmek : Borcunu zamanında öder olmak. bir şey yapmayı yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değerlendirmek.

Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez : "sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler" anlamında kullanılan bir söz.

Cemaziyelevvelini bilmek : Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki her türlü yönünü veya kötü durumunu bilmek.

Ciğerinin içini bilmek : Birini çok yakından tanımak, her türlü düşüncesini bilmek.

Çok yaşayan bilmez çok gezen bilir : "çok gezen insan çok yaşayandan daha fazla bilgiye sahip olabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Dini gibi bilmek : Çok iyi bilmek.

Ezbere bilmek : Bir şeyin bütün niteliklerini çok iyi öğrenmiş olmak. bir yerin her yanını iyice bilmek.

Fırsat bilmek : Bir şeyden belli bir amaçla hemen yararlanmak.

Fırsatı ganimet bilmek : Çıkan fırsattan en iyi biçimde yararlanmak.

Görev bilmek : Görev olarak üzerine almak, sorumluluk üstlenmek.

Haddini bilmek : Konumuna, durumuna uygun davranmak. kendi değer ve yeteneğinin farkında olmak.

Haddini bilmeyene bildirirler : "çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir" anlamında kullanılan bir söz.

Hasta olmayan sağlığın kadrini bilmez : "insanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar" anlamında kullanılan bir söz.

Hatır gönül bilmek : Kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.

Herkes kendi ayıbını bilmez : "insan kendi kusurunu göremez, bilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Hesabını bilmek : Tutumlu olmak.

Hesabını bilmeyen kasap ne satır bırakır ne masat : "hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder" anlamında kullanılan bir söz.

Hesabını kitabını bilmek : Tutumlu olmak.

Hile hurda bilmemek : Aldatma yollarını bilmemek.

İdaresini bilmek : Yerine göre harcamak, tutumlu davranmak.

İş bilmek : Becerikli olmak.

İşini bilmek : Nereden, nasıl yararlanacağını bilmek, çıkarını bilmek.

İsmi gibi bilmek : Adı gibi bilmek.

İsmini cismini bilmemek : Tanımamak.

İstemesini bilmek : Dileğini uygun bir dille söylemek.

İyilik bilmek : Kendisine yapılmış olan iyiliği unutmamak.

İyilik et denize at balık bilmezse halik bilir : "karşılık beklemeden iyilik yap" anlamında kullanılan bir söz.

Kadrini bilmek : Değerini bilmek, yararlanmak.

Kan alacak damarı bilmek : Nereden veya kimden çıkar sağlanabileceğini bilmek.

Karış karış bilmek : En ince ayrıntısına kadar biliyor olmak.

Kendini bilmek : Baliğ olmak. aklı ve muhakemesi yerinde olmak. durum ve onuruna yakışacak biçimde davranmak. kendinin ve çevresinin bilincine varmak. ağırbaşlı olmak.

Keyfi bilmek : İsterse yapmak, nasıl isterse öyle yapmak.

Kimse bilmez kim kazana kim yiye : "bir kimsenin çalışıp çabalayarak kazandığı malı kimi zaman hatır ve hayalde olmayan kişiler yer" anlamında kullanılan bir söz.

Kıymetini bilmek : Önemini, değerini bilmek.

Lafını bilmek : Akıllı uslu konuşup başkasını rahatsız etmemek, yerinde, güzel ve tutarlı konuşmak.

Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür : "züğürt, yokluk içinde bulunduğundan yiyemez, varlık içinde olduğu hâlde yiyemeyen de bunun gibidir" anlamında kullanılan bir söz.

Ne istediğini bilmek : Amacını kesin ve kararlı bir biçimde belirlemek.

Ne mal olduğunu bilmek : Birinin nasıl bir nitelikte, yetenekte ve yaradılışta olduğunu bilmek, kestirmek.

Ne yaptığını bilmemek : Aklı başında olmadığından bilinçsizce davranmak.

Nimet bilmek : Bir şeyi lütuf kabul etmek.

Ödev bilmek : Bir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek.

Oldu bilmek : Sorunu çözülmüş bilmek.

Oyunun kurallarını bilmek : Yapılan işlerin nasıl, kimler tarafından ve hangi ilişkilerle sonuçlandırıldığına ilişkin bilgisi olmak.

Sağını solunu bilmemek : Düşüncesiz, dikkatsiz olmak.

Şeytanın yattığı yeri bilmek : Bilinmesi ve hatırlanması güç şeyleri bilmek, çok kurnaz ve açıkgöz olmak.

Sözünü bilmek : Lafını bilmek.

Sözünü bilmemek : Bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyemek.

Su gibi bilmek : Yanlışsız bilmek veya okumak.

Şunu bunu bilmemek : İtiraz dinlememek, mazeret kabul etmemek.

Tok açın halinden bilmez : "varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez" anlamında kullanılan bir söz.

Ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir : Beceriksiz kimselerin iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz.

Uyku nedir bilmeden : Dinlenme imkânı bulamadan.

Yakından bilmek : Bir kimseyi, bir şeyi bütün özellikleriyle bilmek veya tanımak.

Yol iz bilmek : Gideceği yolu ve yeri bilmek. görgülü davranmak.

Yolunu bilmek : Yöntemini biliyor olmak.

Varma : Varmak işi.

Bilgi : İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Edinme : Edinmek işi, kazanma, iktisap.

Gaye : Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Bilme dağıtılığı : (…)

Bilme yöneticisi : (…)

Bilmece düzünü : Bilmeceleri oluşturan sözcüklerin düzenli bir biçimde söylenişi, bk. bilmece, krş. koşuklu bilmece, bilmeceli türkü.

Bilmece muhaveresi : (Kar.): Karagöz ile Hacivat arasında geçen bilmeceli yarışma ya da söyleşme.

Bilmece oturumları : Eğitim, öğretim, eğlence ile birlikte ussal gelişim ve büyüsel amaçlarla yapılan bilmeceli toplantılar, bk. bilmece, büyülü bilmece.

Bilmece söyleşmesi : Karagöz ile Hacivat arasında geçen bilmeceli yarışma ya da söyleşme.

Bilmeceli : Bilmecesi olan.

Bilmeceli balad : Doğaüstü yaratıkların üstün buluş yeteneklerini belirten ve kendilerinde büyüsel bir güç olduğuna inanılan bilmecelerden oluşan balad, bk. bilmece, krş. bilmeceli türkü.

Bilmeceli masal : Kahramanlarının, kendilerine sorulan soruları çözümleyerek canlarını kurtardıklarını, mutluluğa eriştiklerini ya da amaçlarına ulaştıklarını anlatan bilmecelerin oluşturduğu masal türü. bk. masal. krş. bilmeceli türkü.

Bilmeceli türkü : Toplantılarda türkü biçiminde sorulan bilmece, bk. bilmece.

Bilme ile ilgili Cümleler

  • Bilmeceyi çözdüm.
  • Ali nasıl Fransızca konuşulacağını bilmediğini söyledi.
  • Bilmecenin ucu kapalı siz çözebilir misiniz?
  • Tom'un tüm ayrıntıları bilmesi gerekmez.
  • Bilmeden yargılıyorsunuz. Bakın bilip bile demiyorum.
  • Bilmece hakkında hala düşünüyorum.
  • Bilme hakkınız var.
  • Ali nasıl yüzeceğini bilmediğini söyledi.
  • Bilmeceyi çözmeye çalışmanın faydası yok.
  • Senin hakkında daha fazla şey bilmem gerekir.
  • Bilmecelerde hiç iyi olmadım.
  • Hasan'ın artık Tuğba ile çıkmadığını bilmek iyi.
  • Gerçeği bilme hakkına sahibim.
  • Ona ne olduğunu bilmek istemiyorsun.

Diğer dillerde Bilme anlamı nedir?

İngilizce'de Bilme ne demek? : n. knowing

Fransızca'da Bilme : connaissance [la], savoir [le]

Almanca'da Bilme : n. Bekanntschaft, Einblick, Kenntnis

Rusça'da Bilme : n. знание (N), узнавание (N), угадывание (N), умение (N)