Biri nedir, Biri ne demek

Biri; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zamir olarak kullanılır.

"Biri" ile ilgili cümle

  • "Kurşun vınlayarak gidip bahçedeki ağaçlardan birine saplanmıştı." - A. Kulin
  • "İhtimal, hırsız Eşref'in hayranlarından biriydi." - O. S. Orhon

Yerel Türkçe anlamı:

Tecrübeli, emektar.

Görgülü.

Biri anlamı, kısaca tanımı:

Biri eşikte biri beşikte : Küçük çocuğu çok olan kimseler için söylenen bir söz.

Her biri : Ayrı ayrı hepsi.

Herhangi biri : Belli olmayan, rastgele biri.

Hiçbiri : Bir teki, biri bile.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez : "küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar : "herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar" anlamında kullanılan bir söz.

Biricik : Eşi, benzeri, ikincisi olmayan ve çok sevilen, tek, yegâne.

Birikim : Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Biriktirilen mal veya para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

 

Birikimcilik : Birikimci olma durumu.

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey.

Birikinti konisi : Dağlık bölgelerden, yamaçlardan suların getirdiği kum veya taş parçalarının bir düzlükte oluşturduğu yelpaze biçimindeki yığın.

Birikiş : Birikme işi.

Birikişme : Birikişmek işi.

Birikişmek : Bir yere toplanmak, bir araya gelmek.

Birikme : Birikmek işi.

Birikme havzası : Kar ve yağmur sularının biriktiği bölge.

Birikmek : Toplanıp yığılmak. Bir araya gelmek, toplanmak. Birbirine eklenip çoğalmak.

Biriktirim : Biriktirme işi.

Biriktirme : Biriktirmek işi.

Biriktirmek : Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak. Toplayıp yığmak.

Birileri : Bazı kimseler.

Birim : Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Bir kümenin her elemanı. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.

 

Birim tüketimi : Konut, kişi, malzeme, araç vb. başına düşen enerji tüketim miktarı.

Birimkare : Alanının hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m vb. birimlerle ifade edilmemiş bölgelerin alan ölçüsü.

Birimküp : Hacminin hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m vb. birimlerle ifade edilmemiş cisimlerin hacim ölçüsü.

Birimler bölüğü : Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü.

Birincasıf : Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki.

Birinci : Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf. Bir sayısının sıra sıfatı. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse.

Birinci ayak : Altılı ganyanda yer alan ilk koşu.

Birinci çağ : En eski fosillerin oluşturduğu jeolojik zaman, paleozoik.

Birinci el : Kaynaktan çıkma, aslından çıkma.

Birinci elden kaynağa gitmek : Bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.

Birinci gelmek : Birçokları arasında en iyi olarak seçilmek.

Birinci kemancı : Bir işte en önemli görevi üstlenen kimse. Orkestrada keman çalan, şeften sonraki ikinci kişi.

Birinci mevki : Ulaşım araçlarında normal tarifeden daha pahalı olan ve daha iyi hizmet verilen mevki, lüks mevki.

Birinci olmak : Başta gelmek, önde gelmek.

Birinci sınıf : Kaliteli, mükemmel, kusursuz. Öğretim kurumlarında ilk yıl.

Birinci zabit : Gemilerde kaptandan sonra gelen, en büyük rütbeye sahip olan kaptan, ikinci kaptan.

Birinci zabitlik : Birinci zabitin işi.

Birinci zar : Yemişlerin derisi, dış kabuk, meyve dışı.

Birincil : Asli. Sırada, önemde ilk yeri alan.

Birincil enerji : Enerjinin herhangi bir değişim veya dönüşüm uygulanmamış biçimi.

Birincil grup : İçten, samimi, yüz yüze ilişkilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk.

Birincilik : Birinci olma durumu. Şampiyonluk için yapılmış olan yarışmalar.

Birisi : Herhangi bir kimse.

Birisinden biri : İçlerinden biri, birkaç kişiden herhangi biri.

Al birini vur ötekine : Hiçbiri işe yaramaz, hepsi bir ayarda.

Anamal birikimi : Anamalcının elde ettiği artık değerin büyük bölümünü anamalına ekleyerek onu büyütmesi.

Başka biri : Diğer bir kimse.

Biçim birimi : Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren, çoğu ek durumunda olan öge, morfem.

Davul birinin boynunda tokmak bir başkasının elinde : "sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor" anlamında kullanılan bir söz.

Dünya birinin olmak : Çok sevinmek.

Göbeği biriyle bağlı : Her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz.

Günün birinde : Bilinmedik bir zamanda.

Hangi biri : Çok olanlardan hangisi.

İbre birinden yana dönmek : Herhangi bir konuda birisi avantajlı duruma geçmek.

İki rahmetten biri : "çok acı çeken ağır hastalar için ya iyileşsin ya ölüp kurtulsun, böyle çekmesin" anlamında kullanılan iyi dilek sözü.

İki testi tokuşunca biri elbet kırılır : "kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar" anlamında kullanılan bir söz.

İpleri birinin elinde olmak : Bir işi el altından yönetmek.

İşin ucu birine dokunmak : Bir işten dolaylı olarak zarar görmek.

Leksik birimi : Sözlük birimi.

Nazım birimi : Şiirde en küçük anlam bütünlüğünü sağlayan ve kendi içinde bağımsız dize topluluğu.

Para birimi : Bir devletin para için kabul ettiği değer ve eder ölçüsü.

Sade birimler bölüğü : Birden dokuza kadar olan sayılar kümesi.

Ses birimi : Dildeki başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen ayırıcı özelliği bulunan ses ögesi, fonem.

Son birim : En sonda yer alan birim, marjinal.

Sözlük birimi : Sözlükte madde başı olarak yer alacak anlamlı söz varlığı.

Yuları birinin elinde olmak : Bir kimsenin davranışları birinin denetiminde, yönetiminde olmak.

Yüzlük birimler bölüğü : Yüzden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü.

Zaman birimi : Tekrarlanan gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı.

Tane : Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Bazı bitkilerin tohumu. Çekirdekli küçük meyve.

Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Sadece. Sayıların ilki. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan.

Biri bir : Birer birer, birbiri ardınca.

Biri birine : Birbiriyle.

Biri birine koymak : Birbirine düşürmek.

Biri birine urmak : Birbirine katmak.

Biri birisinden : Biri birinden.

Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar : “herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar” anlamında kullanılan bir söz.

Biribiri : Yabancı olmayan, akraba, yakın Birbiri

Birice : Kuma, ortak

Biriciklik : Biricik olma durumu. Her birey ya da gözlem biriminin, kendi örgütlenmesi içinde geliştirdiği özgül nitelikler bütünü.

Biriciklik özelliği : Aralıklı ölçeğin taşıdığı özelliklerden biri: Buna göre, "a ve b gerçek sayılarsa a+b ve axb de bir ve ancak bir gerçek sayıyı gösterir."

Biri ile ilgili Cümleler

  • Biri alt katta seni bekliyor.
  • Bu, Hasan'ın arayacağı ilk şeylerden biri.
  • Biri bana bakıyor.
  • Onlardan birini seçmek zorundayım.
  • Biri ambulans çağırsın!
  • Ali henüz sorularımdan herhangi birine cevap vermedi.
  • Biri aradı.
  • Ali şişelerden birini açtı.
  • Jüpiter'in uydularından biri olan İo, üzerinde aktif volkanlara sahiptir.
  • Biri balık tutmaya,diğeri alışveriş yapmaya gitti.
  • Bunu herhangi biriyle tartışmamalısın.
  • Biri ağırdı.
  • Ali adında birini tanıyor musun?
  • Biri bağırmaya başladı.

Diğer dillerde Biri anlamı nedir?

İngilizce'de Biri ne demek? : n. (in India) bidi, cheap cigarette made from cut tobacco rolled in leaf

n. biro, ballpoint pen

n. single, one, one person or thing

Fransızca'da Biri : quelqu'un

Almanca'da Biri : adv. irgendwer

PROn. jemand, welch, wer

Rusça'da Biri : adj. один

pron. некий, некто