Birle nedir, Birle ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar.

Teknik terim anlamı:

İle.

Birle ile ilgili Cümleler

  • Nar bülbülü Birleşik Krallık'ta yaşayan en tanınmış ötücü kuşlardan biridir.
  • Geçen yıl ben Amerika Birleşik Devletleri'ndeyken Japonca konuşmak için neredeyse hiç fırsatım olmadı.
  • Birleşme nasıldı?
  • Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kölelik 1865 yılına kadar kaldırılmadı.
  • Bu, Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük para fabrikasıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri'nde sıcaklıkların artmaya devam etmesi bekleniyor.
  • Birleşik Devletler'deki birçok suçlu uyuşturucu bağımlısıdır.
  • Birleşik Devletlerin Irak'ı zayıflatmak için on yıllık bir ambargoya ihtiyacı vardı.
  • Birleşmiş milletler uluslararası bir organizasyon.
  • Birleşme %50-%50 oranla uygulandı.
  • Ali çocukluğunu Birleşik Devletlerde geçirdi.
  • Kölelik, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1865 yılına kadar kaldırılmadı.
  • Arap Birleşik Emirlikleri'ne gidecektim.

Birle tanımı, anlamı

Avrupa birleşik devletleri : Avrupa Ekonomik Topluluğu çerçevesinde siyasal birliği de amaçlayan en son aşama

Bağımlı sıralı birleşik cümle : En az iki cümleden oluşan yalnız başlarına kullanıldıklarında da bir yargı bildiren fakat özneleri nesneleri veya tümleçleri ortak olan birbirine virgül, noktalı virgül gibi işaretler veya bağlaçlarla bağlanan ve anlamca birbirine bağımlı olan cümleler: İnsan bir arayıp sorar, bir mektup yazar, bir telefon eder, şöyle bir hatır sorar. Konusu kendilerine pek ilgi çekici gelen bu kitabı Ayşe okuyor, arkadaşları dinliyor, Dilek de arasıra notlar alıyordu. Kendisi on senedir ne Bursa’ya gitmiş, ne akrabalarını görmüş, hatta mallarını bile İstanbul’dan gönderdiği bu vekil vasıtasıyla sattırmıştı (Ö. Seyfettin, Primo Türk Çocuğu I, Bütün Eserleri 3; Bomba, s. 25). Bu inkılâp mucizesi bugün dillendi, bugün ses, renk ışık ve heyecan hâlinde büyüklüğünü ve eşsizliğini bize haykırıyor (Y. N. Nayır, Bu Onyıl, s. 115). Kayıklar yan yana duruyor, hatta, bazen kayıkçılar bunları çarpışmasınlar diye tutuyor, çekiyor, birleştiriyor; bazen de çarpışmadan yol alsınlar diye hafifçe itiyor, uzaklaştırıyorlardı (A.Ş. Hisar BM, s. 201).Orta sırada yan yana bir diziye oturmuş, dört beş piyade neferi, bütün parterde yalnız bir tek bahriyeli var (M.Ş. Esendal, EOY, s. 105). Karşı sarraflara el öpmeğe gidecektik... Bunu bize ne babam ne de annem söylemişti (O. Kemal, BE, s. 69) vb.

 

Birincil birleştirim : (Ruhsal çözümleme) Küçük çocuğun, bedeninin ve onu oluşturan örgenlerin, çevreden ayrı ve kendine özgü ruhsal nitelikleri olan bir bütünlük olduğunun bilincine varması.

 

Birlenme : Birlenmek işi.

Birlenmek : Tek duruma getirilmek. Yığılmak, toplanmak, birikmek. Toplanmak, bir araya gelmek.

Birler basamağı : Onlu dizgede, sayağın 1 katını belirleyen ve onlu çekesinin solunda yer alan ilk basamak.

Birleşebilme : Birleşebilmek işi.

Birleşebilmek : Birleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Birleşik alan kuramı : Genel görelilik kuramının, ağınımsal, elektriksel ve mıknatıssal alanları bir tek varlığın değişik görünümleri olarak işleyen genellemesi.

Birleşik bağlaç : İki veya daha çok kelimenin birleşip kaynaşması ile oluşan bağlaç: -demek ki, hâlbuki, nitekim, öyle ki, öyleyse, veya, veyahut gibi. “Kılıç alacaksan kesene bak” denilmiştir. Demek ki, aslında kesen kılıç dağil, para kesesi!… (K. Tahir, Devlet Ana, s. 204). Nasıl bir tavır takınacağını, hangi duyguda karar kılacağını bir türlü bilemiyordu. Hâlbuki bu şarttı artık Nahit’in söyledikleri de tam bir rastlantı idi. Hiç değilse düşünülmeden söylenmişlerdi (T. Buğra, İbişin Rüyası, s. 43). Biz sezinleyememişiz, meğerse yüreğimizi kibir gizliden kapmış (K. Tahir, Esir Şehrin Mahpusu, s. 51). Niçin bu ahçı yamağı olmayayım, dedimy; madem ki yemek için yaşıyorum (Ö. Seyfettin, Bahar ve Kelebekler, s. 8). vb.

Birleşik bağlanım : (bağlanım çözümlemesi) Bağımsız değişkenlere ilişkin gibi çarpım terimlerini içeren bağlanım.

Birleşik baklem : [Bakınız: çarpım beklemi].

Birleşik bezler : Çok hücreli dış salgı bezlerinin ortak bir ana boşaltıcı kanalını içeren bezleri. Çok sayıda korpus glandule adı verilen üniteleri biçimlendirir.

Birleşik dağılım : İki ya da ikiden çok değişkenin ortak dağılımı, anlamdaş çok-değişkenli dağılım. İfade özellikle iki değişken için kullanılsa da, esas olarak çok değişkenli dağılımın karşılığı olan iki veya daha fazla tesadüfi değişkenin dağılımı.

Birleşik dengelem : Bir ana ortaklık ile bu ortaklığın diğer ortaklıklara katılmasıyla ortaya çıkan sonuçları tek ad altındaki sayışımlar ile birleştirmek ve toplamalarını almak yolu ile ana ortaklığın öteki ortaklıklara katılması sonucu ortaya çıkan gerçek durumu kapsayan birleşik ve karşılıklı düzenlenen dengelem.

Birleşik devlet : Alanı ve nüfusuyla ayrımlı birkaç devletin bir bütün durumunda ortak bir siyasal yönetimde birleşmesiyle kurulan devlet.

Birleşik devletler : Aralarında birlik kurulup tek devlet durumuna gelmiş olan devletler: Amerika Birleşik Devletleri ve benzerleri gibi.

Birleşik dikey pazarlama sistemi : Ürünün dağıtım kanalının, sistemdeki farklı düzeylerdeki firmaların ortak sahipliğinde olan bir firmanın denetiminde olduğu dikey pazarlama sistemi türü. karşılığı sözleşmeli dikey pazarlama sistemi, yönetilen dikey pazarlama sistemi.

Birleşik ek : Birden fazla ekin birleşmesinden oluşan ek: -ımsa-(<-ım+sa-): azımsamak, küçümse-; -leş-(<+le-ş-): taşlaş-, bulaş-; -lan-(<+la-n-): büyüklen-, kapılan-; -dıkça(<-dık+ça): koştukça, dinlendikçe; -ınç(<-n-ç): inanç, kazanç, sevinç, basınç; -mazlık (<-maz+lık): aldırmazlık, utanmazlık vb.

Birleşik eylem : İnsanların birbiriyle bağlantı içindeki davranışları.

Birleşik girişim : Bir iş yürütmek üzere kurulan ortak girişim.

Birleşik havalık : Sırt sırta duran iki sifonu birden havalandıran boru.

Birleşik hidrosefalus : Kafatasında, hem karıncıkların hem de araknoit boşlukların içersinde normal dışı beyin-omurilik sıvısının birikimi.

Birleşik müşterek görev gücü : (cjtf).

Birleşik ortalama : Sonsuz sayıdaki ölçüm için ortalama değer. Sistematik hata olmayan ölçüm için gerçek değer.

Birleşik öğecik : Bir özdecik öğeciklerinin yaklaştırılmasıyla elde edilecek özdecik yörüngeçlerinin erke düzeyi sırasını bulmaya yarayan varsayımsal öğecik.

Birleşik önsav : (İstatistiksel sınamalar) Bir olasılık işlevinin tüm evrendeğerlerinin özelleştirilmediği önsav.

Birleşik poisson dağılımı : (olasılık kuramı) Değiştirgesinin olasılıksal değişken olduğu Poisson dağılımı.

Birleşik sergi : (Resim, Heykel) Birden çok sanatçının yapıtlarını içine alan sergi.

Birleşik ses : Çıkış yerleri aynı veya birbirine yakın birden fazla sesin birleşmesinden oluşmuş ses: ET. ng:bing «bin», tang «tan», Tengri «Tanrı»; ny: kanyu «hangi», kony (>koy: mal, mülk, koyun), çıgany (>çıgay: fakir); Fr. ch(ç):chéque «çek», İng. ch (ç): church «kilise», chinese «Çince»; Almanca sch (ş): schenken «bağışlamak». Mac. gy (dy): magyar (m°ady°ar) «Macar», gyöngy (dyöndy) «inci», gyüjtemény (dyu:yteme:ny) «koleksiyon», gyöz (dyö:z) «yenmek»; Mac. ty (ty): tyu:k «tavuk», kesztyü (kestyü:) «eldiven», atya (atya) «baba»; Mac. ly (y): folyik (foyik) «ahmak», ilyen (iyen) «öyle, bu türlü», súly (şu:y) «ağırlık», mély (me:y) «derin»; Rus. (şç) ovo] (ovoşç) «sebze» vb.

Birleşik sıfat : Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb.

Birleşik sıklık dağılımı : Ayrı ayrı dağılımların bir araya getirilmesi ile oluşturulan sıklık dağılımı.

Birleşik standart sapma : Prensip olarak sonsuz sayıda ölçüme dayanarak hesaplanan bir kesinlik.

Birleşik süzgeç : Birden fazla malzemeden oluşan süzgeç.

Birleşik tecim durumu : İki ya da daha çoktecimsel kuruluşlara ilişkin durumların bir dengelem ve kâr-zarar çizelgesinde gösterilerek incelenmesinden ortaya çıkan tecim durumu.

Birleşik yarışlar : Yarışçıların, her birine katılmak zorunluğunda olduğu, birden çok atletizm dalında düzenlenen yarışlar.

Birleşik yöntemler : Çeşitli amaçlar için iki kimyasal yöntemin gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GS-MS), ICP-MS gibi yöntemlerin birleştirilmesi.

Birleşik zamanlı kip : Bildirme ve tasarlama kiplerinin. şah. teklik çekimi üzerine i- ek fiilinin hikâye, rivayet ve şart kiplerinin eklenmesi ile oluşan kipler. Çekimde şahıs ekleri i- ek-fiilinden sonra gelen hikâye, rivayet ve şart eklerine eklenir: bil-ir-di, oku-du-y-du-m, oku-muş-tu-m, oku-y-acak-tı-m, oku-y-acak-sa, gel-se-y-di-niz, gel-ecek-ler-se gibi. Kavram bakımından birleşik kip terimine koşuttur. Karşıtı basit kip’tir.

Birleşik zarf : İki veya daha çok kelimenin birleşip, kaynaşması ile oluşan zarf: akşamüstü görüştüler. Size yarın akşam üzeri uğrasın. Kardeşim biraz rahatsızdır. Bugün ne olacağı bilinmiyor. İnsan iyi düşümeli. Öyle ileri geri konuşmamalı. İstanbul’a günübirliğine gidip döndü vb.

Birleşilebilme : Birleşilebilmek işi.

Birleşilebilmek : Birleşilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Birleşilme : Birleşilmek işi veya durumu.

Birleşim ilksavı : Bir kümeler kümesinin öğelerinin birleşiminin de bir küme olduğunu dile getiren İlksav.

Birleşim imi : İki küme admdan birleşim kümesinin adını oluşturan ikili işlev imi: U. Bir kümeler kümesi adından birleşim kümesinin adını oluşturan birli işlev imi: U.

Birleşimlilik : Bir işlemin birleşme özeliğinin varlığı.

Birleşiverme : Birleşivermek işi.

Birleşivermek : Çabucak veya ansızın birleşmek.

Birleşke : Aynı türden biri aşkın yönleçsel niceliğin (kuvvet, hız, alan) birlikte oluşturduğu etkiyi, tek başına oluşturan toplam etkiye eşdeğer yönleçsel nicelik.

Birleşme borusu : Yapının çeşitli bölümlerine giden ya da gelen boruları birleştiren, büyük çaplı boru parçası.

Birleşme özelliği : Kimi ikili işlemlerin sağladığı (xoy) oz=xo (yoz) özelliği. [Bakınız: ortaklaştırıcı eklem].

Birleşme simgesi : Kümelerin birleşimi için kullanılan U simgesi.

Birleşme tüpü : Çiftleşme yapabilen bakteriler arasında meydana gelebilen tüp ya da köprü şeklindeki yapı. Konjugasyon tüpü.

Birleşmeli cebir : Üzerindeki çarpma işlemi birleşmeli olan cebir.

Birleşmeli işlem : Bir A kümesi üzerindeki tanımlı ve her koşulunu sağlayan o ikili işlemi.

Birleşmeli öbeksi : Birleşmeli bir ikili işlemle donatılmış öbeksi.

Birleşmiş milletler avrupa ekonomik komisyonu : Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nce 28 Mart 1947'de Avrupa'nın iktisadi ve teknolojik sorunlarını ele alarak Savaş sonrası Avrupa'nın kalkınması için yürütülmesi gereken çalışmalara ilişkin danışma1arda bulunmak üzere kurulan komisyon.

Birleşmiş milletler beyannamesi : (1942).

Birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü : Tarımsal bölgelerde yaşam ölçünlerini yükseltmeye yönelik araştırmalar yürütmek amacıyla teknik yardım sağlamak, tarım, ormancı1ık ve balıkçılık alanlarında üretkenliği geliştirmek ve pazarlama ağını genişletmek üzere 1945 yılında kurulan ve merkezi Roma olan Birleşmiş Milletler Örgütünün uzmanlık kuruluşlarından biri.

Birleşmiş milletler kalkınma programı : Gelişmekte olan ülkelere teknik yardımda bulunmak ve uygun koşullarda krediler vermek amacıyla 1966 yılında Birleşmiş Milletler Genişletilmiş Teknik Yardım Programıyla Birleşmiş Milletler Özel Fonunun birleştirilmesiyle oluşturulmuş fon.

Birleşmiş milletler latin amerika ve karayipler ekonomik komisyonu : Latin Amerika ülkelerinin iktisadi kalkınmasını ve bölge insanlarının yaşam ölçünlerini yükseltmek amacıyla 1948 yılında Birleşmiş Milletler Latin Amerika Ekonomik Komisyonu (ECLA) olarak Şili’de kurulmuş ve 1984 yılında Karayip ülkelerinin katılımıyla genişlemiş komisyon.

Birleşmiş milletler örgütü : Dünya barış ve güvenliğini sağlamak, üye ülkeler arasında işbirliğini geliştirmek, iktisadi ve sosyal gelişmeye katkıda bulunmak ve bu ülkelerde refah düzeyini yükseltmek amacıyla 1945 yılında San Fransisko’da 51 ülkenin imzaladığı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ile kurulmuş örgüt.

Birleşmiş milletler paktı : (1942) bk. Birleşmiş Milletler Beyannamesi.

Birleşmiş milletler sınai kalkınma örgütü : Sanayinin geliştirilmesi ve modernizasyonu için belli projelere finansman bulunması, yeni yatırımlar, mevcut tesislerin işletilmesi, beşeri kaynakların geliştirilmesi, teknoloji transferi ve bilimsel kadroların yetiştirilmesi gibi konuları kapsayan teknik yardımlarla az gelişmiş ülkelerin kalkınma sorunlarını uluslararası düzeyde çözümlemek amacıyla 1966 yılında kurulan ve merkezi Viyana olan Birleşmiş Milletler Örgütünün uzmanlık kuruluşlarından biri.

Birleşmiş milletler ticaret ve kalkınma konferansı : Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde, az gelişmiş ülkelerin dış ticaret hadlerinin giderek bozulması, dış borç ve dış ödemeler dengesi sorunlarının ağırlaşması üzerine ilk kez 1964 yılında Cenevre’de toplanan ve konferanslar şeklinde çalışılarak çözüm önerilerinin geliştirildiği bir tartışma ortamı.

Birleşmiş milletler yardım ve rehabilitasyon idaresi : İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa'da savaştan büyük zarar gören ülkelerin gıda, giyim gibi temel ihtiyaçları ile hammadde ve makine-donanım gibi iktisadi ihtiyaçlarını karşılamak için acil yardım amacıyla 1946 yılında kurulmuş ve daha sonra görevleri Avrupa İmar Programına devredilmiş yardım programı. karşılığı Marshall Planı.

Birleşmiş solungaçlar : Kemikli balıklardan, solungaç yarıkları karında bir tek yarık meydana getirecek biçimde birleşmiş, yüzme keseleri olmayan ve yılan balıklarına benzeyen türleri olan bir alt takım.

Birleşmiş solungaçlı balık : (Symbranchus marmoratus), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının çifte-solunumlugiller (Amphipnoidae) familyasından bir balk türü. Uzunluğu 1m. Güney Amerikada yaşar. Sular azaldığı zaman balçığa gömülür.

Birleşmiş solungaçlılar : Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımından, solungaç yarıkları karında bir tek yarık meydana getirecek şekilde birleşmiş, yüzme keseleri olmayan ve yılan balıklarına benzeyen türleri olan bir alt takım. (Symbrabchii), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının bir alt-takımı. Solungaç yarıkları karında birtek yarık meydana getirecek biçimde birleşmiştir. Yılan balıklarına benzerler. Yüzme keseleri yoktur. Çifte-solunumlugiller (Amphipnoidae) familyası vardır.

Birleştirebilme : Birleştirebilmek işi.

Birleştirebilmek : Birleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Birleştirici dil : [Bakınız: çokbireşimli dil].

Birleştirici tutum : Alanı bir bütünlük ve birlik olarak algılama çabası. (Rorschach da bütünlük tepkileriyle, biçim ruhbiliminde "yapısal kapsamlılık" bu tutumla ilgilidir.).

Birleştirilebilme : Birleştirilebilmek işi.

Birleştirilebilmek : Birleştirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Birleştiriliş : Birleştirilme işi.

Birleştirilme : Birleştirilmek işi.

Birleştirilmiş sınıf : Bir sınıfa düşen öğrenci sayısının azlığı ve bu gibi sınıflara ayrı birer öğretmen verilemeyişi nedeniyle birden çok sınıfın birleşmesinden oluşan ve tek bir öğretmenin yönetiminde bulunan sınıf.

Birleştirilmiş sınıf öğretimi : Birçok sınıfın bir araya getirilerek bir öğretmence yetiştirilmesi.

Birleştirim : Yeni bir yapının ya da tasarının gerçekleştirilebilmesi için, ayrı ayrı ellerde bulunan taşınmaz malların, tek bir iyelikte toplanarak üzerinde yapı yapılmasına elverişli bir yerbölüm biçimine sokulması. Parçaları birleşik bir bütün durumuna getirme süreci.

Birleştirim çizgisi : Çoklu erke düzeyleri arasandaki bir geçişten oluşan öğeciksel izge çizgisi.

Birleştirim dizileri : Birleştirim kurallarına; uygun olarak oluşmuş izgesel çizgi dizileri.

Birleştirim ilkesi : İki çizginin dalga sayıları toplamının ya da çıkarımının, o izgedeki üçüncü bir çizginin dalga sayısını verdiğini belirten Ritz ülkesi.

Birleştirimci düşünce : Birbirine uymayan, birbiriyle kaynaşmayan ilke ve verilere dayalı düşünce. İlkel insanda ya da çocukta, nesnelerin açık ve seçik algılanmasından önce gelen karışık ve bulanık düşünce biçimi.

Birleştirimcilik : Genellikle felsefe ve din konularında birbirine benzemeyen birtakım görüşleri ya da birbiriyle çelişkili durumda bulunan düşünceleri uzlaştırmaya, birleştirmeye çalışan öğreti.

Birleştiriş : Birleştirme işi.

Birleştiriverme : Birleştirivermek işi.

Birleştirivermek : Çabucak veya ansızın birleştirmek.

Birleştirme dili : Kıyı yakınındaki bir adayı ya da iki komşu adayı birbirine bağlayan bir ya da birkaç kıyı okundan oluşan dile ve kıyı biçimine verilen ad.

Birleştirmelerle düzenleme : Yinelenen bir dizi ayırma ve birleştirme uygulayarak yerleştirme.

Birleten : İki önermeyi bağlayan «ve» bağlacı. ?.

Birlev : [Bakınız: birebir işlev].

Bunun birle : Bununla beraber, mamafih.

Cinsel birleşme : Çiftleşme.

Çıtalı birleştirme : Tahtanın boyunca açılan kinişe konmuş çıta yardımı ile yapılan çatkı.

Davranış birleştirimi : Birden çok davranış birimini daha büyük bir bütünde kaynaştırma.

Dikey birleşme : Aramalı üreten firma ile bu aramalını kullanarak sonul mal üreten firmanın birleşmesi veya işbirliği için bir araya gelmesi. karşılığı yatay birleşme.

Dişli birleştirme : Çekmece, dolap ve benzerleri yerlerde başvurulan, geniş tahtaları baş taraflarından eklemede kullanılan yöntem.

Doğal birlev : [Bakınız: kapsama gönderimi, doğal gömev].

Düz birleştirme : Yardımcı parçaya ya da biçimlendirmeye başvurmadan, iki ağacın düzeltilerek yapıştırılması yöntemi.

Düzenleyici birleştirim : Bir kent ya da kasabanın düzentasarısını uygulamak amacıyla, özel ya da kamusal iyelikteki taşınmazların, iyelik durumlarına bakılmaksızın birleştirilmesi ve düzentasarın gerekli kıldığı kamusal işgörülere elverecek ölçüde bir düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra, yeniden eski iyelerine dağıtılmasına olanak veren kentbilim kuralı.

Gönül birle : İçten, gönülden, samimi olarak.

Görüşleri birleştirme kıyılgısı : Tevbid- i ictihâd karârı,ictihâdları birleştirme karârı (bk. İnançları birleştirme kıyılgısı).

Grup birleşmesi : Birbiriyle çok fazla ilgili olmayan malları üreten firmaların, aynı sahiplik altında birleşmesi.

Hikaye birleşik kipi : Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. Asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. Emir dışındaki bütün kiplerin bir hikâye biçimi vardır: || geniş zamanın hikâyesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n ve benzerleri || şimdiki zamanın hikâyesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n ve benzerleri || Görülen geçmiş zamanın hikâyesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n ve benzerleri || Duyulan geçmiş zamanın hikâyesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n ve benzerleri || gelecek zamanın hikâyesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n ve benzerleri || şartın hikâyesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n ve benzerleri || istek şeklinin hikâyesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n ve benzerleri || gereklilik şeklinin hikâyesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb.

İctihadları birleştirme kararı : İnançları, görüşleri birleştirme kıyılgısı.

İç içe birleşik cümle : Çekimli durumdaki bir cümlenin temel cümle içinde, o cümlenin bir ögesi olarak yardımcı cümle işlevi ile yer aldığı birleşik cümle türü. Temel cümle sondadır: Balkanlarda da harp çıkabilir haberi herkesi kaygılandırmaya başladı. Hâşâ, en ufak benzetme kasdıyla söylemiyorum. Sadece anlatmak istediğim şeyi daha açık belirtebilir miyim diye söylüyorum (T. Buğra, Küçük Ağa, s. 121). Doktor bu nal seslerinin, bu çocukça taşkın neşenin sırrını hâlâ çözemeyeceğini sanıyor, yavaş yavaş hüzne kayıyordu (T. Buğra, Küçük Ağa, s. 171). Gidiş, gelişi topu dört fersah yol, sanki hiç bitmeyecek, Aslıhanı yıllarca göremiyecekmiş gibi, daha şimdiden anlamsız bir özleyiş duygusuna kapılmıştı (K. Tahir, Devlet Ana, s. 395) vb.

İkincil birleştirim : Yaklaşık olarak 5-6 yaşlarında çocukluk dönemi cinsel dürtülerinin yavaş yavaş yetişkinlik döneminin cinsel örgütüne dönüşmeye başlaması.

İnançları birleştirme kıyılgısı : Tevhid-i ictihâd karârı, ictihâdları birleştirme karârı.

İş sürelerinin birleştirilmesi : Verilecek yıllık izinlerde işten ayrılma öncesine dayanak olmak üzere işçinin çeşitli iş yerlerinde özenek ödeyerek çalıştığı sürelerin birleştirilmesi. İşçiye ve yetimlerine bağlanacak yaşlılık ya da yetim aylıklarına dayanak olmak üzere işçinin emeklilik ve iş yasasına göre çeşitli yerlerde özenek ödeyerek çalıştığı sürelerin birleştirilmesi.

Kapalı birleşme yeri : Yan yana iki hayvan hücresinin karşılıklı gelen plazma zarları arasında kalan büyük ve küçük moleküllerin geçemediği çok dar açıklık.

Karşıtların birleşmesi : Karşıt olan kavramların bileşmesi, yan yana kullanılması sanatı: Bir zulmet-i beyza (= bir beyaz karanlık), bk. karşıtlık.

Katmerli birleşik kipler : Hikâye ve rivayet birleşik kiplerine i-se > -sA şart ekinin getirilmesiyle oluşturulan katmerlenmiş birleşik kip: gel-di-idi-y-sen, gel-miş-idi-y-sen, geliyor-idi-y-sen, okuyacak-idi-y-sen, gel-ecek-imiş-sen, okumalı-y-mış-sa ve benzerleri verilen örneklerde görüldüğü üzere, katmerli birleşik kipler, hikâye ve rivayet kiplerindeki oluş ve kılışları şarta bağlayan kiplerdir. Kullanılışı seyrektir.

Kemiksi birleşme : Komşu kemiklerin veya bir kemiğin iki parçasının kemikleşmiş kıkırdak veya bağdoku gibi kemiksi bir materyal yardımıyla birleşmesi, yunktura ossea.

Kendü birle : Kendi kendine.

Kent birleşmesi : Ayrı kentlerin genişleyerek birbiriyle birleşmeleri ve bir tek büyükkent içinde kaynaşmaları.

Kişilik birleştirimi : Bir kişinin güdülerinin, dirik eğilimlerinin, iç çatışmaları azaltacak biçimde örgütlenip kaynaşması.

Konut birleşkesi : Üyelerinin konut gereksinmesini, bireysel yarışma ve kazanç güdüsünün etkilerinden kurtararak, karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma ile gerçekleştirmeyi amaçlayan toplumsal örgüt.

Köşe birleştirme : Diş, kiniş, çıta ve benzerleri eklentiler yardımı ile geniş parçaları başlarından birleştirme yöntemi.

Merkezi birleşme : İki akrosentrik kromozomun uç kısımlarında kırılma meydana gelmesini takiben, kopan iki küçük parçanın kaybolarak uzun kollarının tek bir kol hâlinde birleşmesi. Sentrik füzyon, Robertson tipi translokasyon.

Rastgele olayların birleşimi : A1, A2, ..., An rastgele olaylarının en az birinin gerçekleşmesinden oluşturulmuş olaya onların birleşimi denir ve A1+A2+...+An biçiminde gösterilir.

Rna birleştirilmesi : RNA nükleotit dizisinden tercüme edilmeyecek olan intronların uzaklaştırılıp tercüme edilecek olan ekzonların birbirine bağlanması ile fonksiyonel gen ürününün meydana getirilmesi. RNA dilimleme.

Ses birleşmesi : Boğumlanma noktaları birbirine yakın seslerin birleşerek birleşik karakterli sese dönüşmesi olayı: ET. yana < yan+ga<yan+ka «yan, yan taraf»; süçig < süt+sig «tatlı», korkınçıg < korkınç + sıg «korkunç», bana < bana < ben + ge «ben zamirinin yönelme durumu»; sana > sana < sen + ge « sen zamirinin yönelme durumu» vb.

Sıralı birleşik cümle : Tek başına yargı bildiren ve bir anlam bütünlüğü içinde yan yana sıralanan, iki veya daha fazla cümlenin oluşturduğu cümleler topluluğu. Bu cümleler arasındaki anlam ilişkisi ortak kip, ortak şahıs ve öteki ortak cümle ögeleri ile sağlanır birbirlerine virgül noktalı virgül ve bağlaçlarla bağlanır: || Sevdiklerin göçüp gidiyor birer birer, || Ay geçmiyor ki almıyayım gamlı bir haber (Y. K. Beyatlı, Kendi Gök Kubbemiz, s. 102). || İnsanlara istersen en büyük hizmeti görür; onlara fazileti, sevmeyi, hakikati öğretirsin (Ö. Seyfettin, İlk Düşen Ak, s. 61). || Ben bu işin her yönünü ölçüp biçtim, nerden girip nerden çıkacağımı hesaba vurdum (K. Tahir, Devlet Ana, s. 185). || Gökyüzü hâlâ sarışındı, batıda portakal rengi bulutlar belirmişti, ovadaki aydınlığa ise gitgide lacivert ve gri renkler sürüyordu (T. Buğra, Küçük Ağa, s. 201). || Ben buraya siper kazmağa geldim; gücüm kuvvetim yerinde çok şükür (S. Çokum, Ağustos Başağı, s. 177). || Sabahleyin kalkar, kahvaltımı yaparım. Ahmet geldi ve yerine oturdu. Ay dün akşamki yerinde; kavak ağaçlarına sırmalarını giydirmiş,sakin ve aynı gülümseyen yüzle bakıyordu (A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları, s. 139). Dadım Musul’da kalmayı tercih etmiş, Ahmet Ağa İzmit civarındaki köyüne, kardeşinin yanına çekilmişti. (A.H. Tanpınar. göst. e. s.186). İçindeki bir ikinci kişilik, ona karşı daima avutucu, uysal sınırsız şekilde hoşgörülü davranıyor; Murad’ın gerçekleri görmezlikten gelmesine, hattâ inkâr etmesine yardımcı oluyordu. (T. Buğra, Yalnızlar, s. 138). bk. bağımlı sıralı birleşik cümle, bağımsız sıralı birleşik cümle.

Ulaçlı birleşik zaman : Zarf-fiil eki almış fiille “bilmek, durmak, görmek, kalmak, vermek, yazmak” fiillerinin oluşturduğu birleşik fiil: gidebilmek, yazadurmak, yapmayagörmek, bakakalmak, söyleyivermek, düşeyazmak gibi.

Uluslararası birleşik kurul : Uluslararası güreşleri düzenleyen, yöneten kurul.

Vergi suçlarında birleşim : İki ya da daha çok suçun aynı kişilerce yapılması ve çeşitli vergi suçlarının kişi üzerinde toplanması ve açıklanan bu tür nedenlerle kişi ya da kişilerin cezalarının ceza yöntemi yasasına göre bilimsel olarak ele alınması.

Yatay birleşme : Aynı sanayide ya da aynı piyasada, birbirinin aynı ya da benzer mallar üreten firmaların birleşmesi veya işbirliği için bir araya gelmesi. karşılığı dikey birleşme. Birbirine çok yatkın malları üreten işletmelerin birleşmesi.

Yeniden birleşim izgesi : Bir uçunda oluşan üçerlerin yeniden birleşimi ile açığa çıkan enkenin yayınlandığı izge.

Yeniden birleşme : Negatif yüklü bir parçacıkla pozitif yüklü bir parçacığın, kütleleri değişmeksizin yüklerinin nötrleştiği etkileşim.

Zıvanalı birleştirme : Zıvana ile yapılan geçme.

Birleme : Bir etme, tek duruma getirme. Tanrı'nın birliğini dile getirme, tevhit.

Birlemek : Bir etmek, tek duruma getirmek. Tanrı'nın birliğini dile getirmek.

Birler : Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ilk sayının bulunduğu basamak.

Birleşen : Birbirini kesen, bir noktada kesişen (doğru, yay).

Birleşik : Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.

Birleşik ad : Birleşik kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalıplaşmış ad, birleşik isim: Aslanağzı, başşehir, kaptıkaçtı, gecekondu, çuha çiçeği, duvar saati, fındık faresi, yer elması gibi.

Birleşik cümle : Bir veya birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle, birleşik tümce.

Birleşik fiil : Ad soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakımından kaynaşıp bütünleşen fiil: kaybolmak, reddetmek, hasta olmak, tedavi etmek gibi.

Birleşik isim : Birleşik ad.

Birleşik kap : Alt tarafından birleştirilmiş kaplardan her biri, bileşik kap.

Birleşik kaplar : Alt taraflarından değişik boyut ve kesitlerde borularla birleştirilmiş sistem, bileşik kaplar.

Birleşik kelime : Yeni bir kavramı karşılamak üzere belirtisiz isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, isnat gruplarından, birleşik fiillerden, ikilemelerden, kısaltma gruplarından veya kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan kelimeler: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı gibi.

Birleşik oturum : İki veya daha çok kurulun bir arada yaptığı oturum. Millet Meclisi ile Senato'nun birlikte yaptığı oturum.

Birleşik oy pusulası : Seçime katılan partileri simgeleriyle tek bir kâğıt üzerinde ayrı ayrı gösteren oy pusulası.

Birleşik tümce : Birleşik cümle.

Birleşik zaman : Yalın zamanlı ve çekimli bir fiilin -di (i-di), -miş (i-miş,), -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak bildirdiği zaman: Sevdiydi (sevdi-y-di

Birleşilmek : Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak.

Birleşim : Birleşme işi. Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi. Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları, inikat.

Birleşme : Birleşmek işi.

Birleşme değeri : Basit bir cismin bir atomu ile birleşebilecek olan hidrojen atomlarının en yüksek miktarı.

Birleşmek : Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Aynı amaç çevresinde toplanmak.

Birleştirilmek : Birleştirme işi yapılmak.

Birleştirme : Birleştirmek işi, kombinasyon.

Birleştirmek : Bir araya getirmek.

Hikaye birleşik zamanı : Yalın zamanlı bir fiilin geçmişte yapıldığını anlatan, idi -di ekiyle kurulan kip.

Katmerli birleşik zaman : Yalın zamanlı bir fiille ek fiilin iki zamanının birlikte kullanılması: Gelir idiysem gibi.

Rivayet birleşik zamanı : Yalın zamanlı bir kiple -miş ekinin birlikte kullanılmasından oluşan birleşik zaman: Gelmişmiş, gelecekmiş gibi.

Şartlı birleşik cümle : Bir esas cümle ile bu esas cümleye bağlı, fiili -sa / -se ekini almış yan cümlenin oluşturduğu anlatım birliği.

Şartlı birleşik zaman : Belli bir zaman eki almış yükleme -sa / -se şart eki getirilerek oluşturulan şekil.

Diğer dillerde Birkaç günlük yarış anlamı nedir?

Fransızca'da Birkaç günlük yarış nedir ? : course de plusieurs jours