Birli nedir, Birli ne demek

Birli; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan.
  • As (II)

Kimya'daki anlamı:

[Bakınız: tekli]

İngilizce'de Birli ne demek? Birli ingilizcesi nedir?:

unary

Birli tanımı, anlamı:

On birli : Dizeleri on bir heceli şiir. Bentleri on bir dizeden oluşan manzume. On bir dereceyle ayrılan iki noktanın aralığı.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bir arada olma durumu, vahdet.

Birlik olmak : Bir işi yapmak için anlaşmak.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Birlikte yaşama : Birlikte oturma, bir arada yaşama.

Birliktelik : Birlikte olma durumu, beraberlik.

Birlikten kuvvet doğar : "toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar" anlamında kullanılan bir söz.

Acemi birliği : Acemi askerlere eğitim yaptırılan yer. Acemi erlerden oluşan birlik.

Ağız birliği : Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma, söz birliği.

 

Ağız birliği etmek : Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak.

Bununla birlikte : Buna ek olarak, bununla beraber, amma velakin. Bunun böyle olduğuna bakmayarak, bununla beraber, mamafih.

Çıkarma birliği : Deniz kıyısında çıkarma harekâtı yapmak üzere eğitilmiş, özel yapılmış hafif ve küçük teknelerden kurulmuş askerî birlik.

Dağ birliği : Dağ şartlarına göre eğitilmiş askerî birlik.

Dil birliği : Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşilmiş olma durumu.

Din birliği : Aynı din etrafında oluşturulan inanç gücü.

El birliği : Bir iş yapmak için birleşme, beraberlik, dayanışma.

El birliği etmek : Birlikte davranmak, dayanışmak.

Evlilik birliği : Karı ve kocadan oluşan topluluk.

Gönül birliği : Duygusal anlaşma.

Gönül birliği etmek : Duygusal anlamda tam bir uyum içinde olmak.

Görüş birliği : Aynı görüş ve düşüncede olma.

Görüş birliği içinde olmak : Aynı görüş ve düşünceye sahip bulunmak.

Görüş birliği sağlamak : Aynı görüş ve düşüncede birleşmek.

Görüş birliğine varmak : Farklı görüş ve düşüncelerden sonra aynı görüş ve düşünceye ulaşmak.

Güç birliği : Mevcut maddi ve manevi imkânların bir araya toplanmasıyla ulaşılan dayanışma.

Güç birliği yapmak : Mevcut maddi ve manevi imkânları bir araya toplamak, güçleri birleştirmek.

Gümrük birliği : Belli ülkeler arasında gümrük vergilerini kaldıran, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamalarını öngören ekonomik bütünleşme.

Hava birliği : Hava kuvvetleri içinde yer alan, savunma, ulaştırma, uçak bakımı vb. görevleri olan askerî birlik.

 

İhtiram birliği : Tören birliği.

Irk birliği : Irk esasına dayalı birlik.

İş birliği : Amaç ve çıkarları bir olanların oluşturdukları çalışma ortaklığı, teşrikimesai. Bir işin çeşitli kişilerce yapılması.

İş birliği yapmak : Amaç ve çıkarları bir olanlarca çalışma ortaklığı kurulmak.

İş birlikçi : Herhangi bir alanda çıkar sağlama amacını güden veya kuruluşlarla ilişki kuran kimse, kuruluş vb.

İş birlikli : İş birliği ile, ortaklaşa yapılan.

Kader birliği : İyi ve kötü günleri, aynı sonu paylaşma durumu.

Kader birliği etmek : Her zaman ve her yerde, her durumu birlikte yaşamak, her şeyi paylaşmak.

Mal birliği : Hukuk bakımından karı ve kocanın mallarının bir bütün sayılması.

Mekanize birliği : Savaş ve ulaştırma araçlarıyla donatılmış birlik.

Oy birliği : Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanmış olması durumu.

Paraşüt birlikleri : Paraşütçü birlikler.

Paraşütçü birlikler : Paraşütle iniş yapmak için yetiştirilmiş asker birlikleri, paraşüt birlikleri.

Şirketler birliği : Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu, konsorsiyum. Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi, konsorsiyum.

Söz birliği : Ağız birliği.

Söz birliği etmek : Ağız birliği etmek.

Tören birliği : Devlet büyüklerini, yüksek makamlardaki kumandanları karşılamak ve uğurlamakla görevli birlik, ihtiram birliği, ihtiram kıtası.

Üç birlik kuralı : Klasik tiyatroda yer, zaman ve konu birliğini esas alan kural.

Varlık birliği : Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdetivücut.

Yüklem birliği : Yüklem grubu.

Zırhlı birlik : Hareket yeteneği yüksek, ateş gücüne sahip, zırhla korunan savaş araçlarıyla donatılmış silahlı kara kuvveti, zırhlı güç, zırhlı kuvvet.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Pasaj. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Güzel, alımlı kız veya kadın.

Tane : Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve. Bazı bitkilerin tohumu.

As : İskambil, domino vb. oyunlarda bir işaretini taşıyan kâğıt veya taş, birli, bey. Kakım. Bir işte başta gelen (kimse veya şey). Arsenik elementinin simgesi.

Birli bağıntı : Küme ya da öbek.

Birli buçuklu : Taban tahtasının bir buçuk misli kalınlığındaki tahta.

Birli çekirdek açık önerme : Birli yüklem olan F gibi bir değişmez ile x gibi bir değişkenden oluşan Fx biçimindeki birli açık önerme.

Birli çelişirlik eklemi : Verilen bir önermeden Y değerinde bir önerme oluşturan birli doğrusal eklem.Doğruluk çizelgesi: (…)

Birli eklem : Bir tek önermeden yeni bir önerme kurmaya yarayan yöneten deyim. || Dizimsel türü: p/p. Krş. birli geçerlilik eklemi, birli çelişirlik eklemiş değilleme eklemi, birli evetleme. Örn. (değilleme eklemi).

Birli geçerlilik eklemi : Verilen bir önermeden D değerinde bir önerme oluşturan birii doğrusal eklem. Doğruluk çizelgesi:

Birli gösterici : Çeşitli boylardaki filmlerden yalnız birini oynatabilen gösterici.

Birli işlem : Bir kümeden kendisine bir dönüşüm.

Birli kalbur : Leblebicilerin kullandıkları bir çeşit kalbur.

Birli öznitelik : Özellik.

Birli ile ilgili Cümleler

  • Birlik ordusu şehri bombaladı.
  • Ali ve ben birlikte büyüdük.
  • Birlik askerleri şiddetle savaştı.
  • Ali ve Mary nadiren birlikte bir şey yapar.
  • Ben o zaman Tom'la birlikte tam oradaydım.
  • Birlik komutanı ordusunu düşman topraklarına götürdü.
  • Ali ve ben nadiren birlikte yemek yeriz.
  • Birliğin aktif bir üyesi misiniz?
  • Onların birlikte çok mutlu olacaklarına eminim.
  • Birlik gücümüzdür!
  • Ali ve Mary John ve Alice ile birlikte pikniğe gitti.
  • Siz ikiniz birlikte hep çok sevimliydiniz.
  • Birlik güç verir.
  • Birlik, düşmanın saldırılarına karşı cesurca direndi.

Diğer dillerde Birli anlamı nedir?

İngilizce'de Birli ne demek? : n. ace

Fransızca'da Birli : (iskambil) as [le]

Almanca'da Birli : As

Rusça'da Birli : n. туз (M)