• Tek, bir olma durumu, vahdaniyet.
  • Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen.
  • Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.
  • Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk.
  • Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet.
  • Bir arada olma durumu, vahdet
  • Bölünmezliği içeren yalın bütün.
  • En büyük değerdeki nota, dört dörtlük.
  • Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
 

"Birlik" ile ilgili cümle

  • "Türk milletinin birliği."
  • "Birlik cezve."
  • "Birliğine dönerken karısını kendi anasının babasının yanına bıraktı." - N. Cumalı
  • "Dil birliği. Ülkü birliği."
  • "Tanrı'nın birliğine inanır."
  • "Mühendisler birliği. Öğretmenler birliği."

Yerel Türkçe anlamı:

Askeri birlik

Küçük testi.

Beraberlik

Biyoloji'deki anlamı:

Aynı ekolojik ortamı işgal eden aynı ya da farklı türdeki bitkilerden oluşan topluluk.

Dil bilgisi olarak anlamı:

(Derleme., öbek, grup) Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözcüklerin tümü (bk. özne birliği, yüklem birliği, tümleç birliği vb) .

Felsefi anlamı:

Mantıksal birlik: a. Kavramın birliği, b. Düşünmenin birliği, c. Kategori, d. İde. 2-Fizik ötesi-spekülatif birlik: a. Karşıtların birliği (Nicolaus Cusanus'da, coincidentia oppositorum = karşıtların örtüşmesi; Hegel'de tinin eytişimsel birliği.) b. Bütünlük (Spinoza) c. Karşıtların her çeşit çokluğu üzerinde yükselen birlik (Plotinos'ta: bir olan.)

Varoluşsal birlik: Karar vermedeki koşulsuzluğa dayalı varoluş birliği (Kierkegaard; varoluş felsefesi).

Estetik'te: Çokluğun bir bütün olarak verildiği görüsel birlik (estetiğin önemli bir ilkesi).

Bölünemezliği içeren yalın bütün. 2-Çokluğun birliği; birlik halinde gelmiş olan çokluk; yalın olmayan, ama yok edilmeden bölünemeyen birlik. 3-Bölünebilen birlik (yığışım = Aggregat). (Soyut anlamda) Bir olanın özelliği; parçalarından (bölümlerinden) herhangi bir tanesi kaldırılsa yapısı değişen organik bir bütün. Birlik kavramının felsefede çeşitli kullanımları vardır:

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Aydınlatmada kullanılan 1 kW'lık ışıldak.

Bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum.

Bir film ya da televizyon izlencesinde, anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan, ayrıntılara boğulmadan, ölçülü biçimde, bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu.

Edebi terim anlamı:

İfadenin tek konu üzerinde kalmış olması.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: sinapsis) : Anadan ve babadan gelen homolog kromozom çiftlerinin geçici olarak birleşmesi.

Diğer sözlük anlamları:

Bir olma bali, vahdaniyet, ahadiyet.

Bilimsel terim anlamı:

Türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk.

Cümle öğelerinden birini (özne, nesne, tümleç, fiil, yüklem) meydana getiren kelime veya kelime öbeği.

İl, kent ve köy gibi yerel yönetim birimlerinin, bir ya da birden çok sayıdaki görevlerini daha iyi yerine getirmek amacıyla, yasalar uyarınca kimi kaynak ve örgenlerini birleştirerek oluşturdukları örgüt. Birliklerin de, kent yönetimleri gibi, başkanları, genel kurulları ve yönetim kurulları bulunur.

Tecimde yarışıma yer vermemek amacıyla mal ederlerini saptayan tecimsel birlik.

Birkaç yapımcı kuruluşun sağladıkları kazançları bir bölümü ya da tümü ile (pool) adı verdikleri ortak vezneye yatırmak için aralarında yaptıkları sözleşme.

Koşukta, yazıda konunun bir ana düşünce ekseninde toplanışı.

İngilizce'de Birlik ne demek? Birlik ingilizcesi nedir?:

federation, association, unity, union, pool, 1 kw, synapsis

Fransızca'da Birlik ne demek?:

unité, terme, synapse

Osmanlıca Birlik ne demek? Birlik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vahdet

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sakarya şehri, Kaynarca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon ilinde, Araklı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon kenti, Of ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon ilinde, Küçükdere nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Diyarbakır şehri, Lice ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Birlik hakkında bilgiler

Matematikte birlik ya da monoid, (iki yönlü) birim öğesi olan bir yarı öbektir (yarıgrup).

Birlik anlamı, tanımı:

Birlik olmak : Bir işi yapmak için anlaşmak.

Birlikten kuvvet doğar : "toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar" anlamında kullanılan bir söz.

Beşibirlik : Kadınların süs için takındıkları, beş tam altının bir arada bulunduğu süs eşyası, beşibiryerde, beşibirarada.

Günübirlik : Bütün bir gün boyunca, gece kalmadan yapılan. Gelişigüzel. Gece kalmadan aynı gün dönmek üzere, günübirliğine.

Zırhlı birlik : Hareket yeteneği yüksek, ateş gücüne sahip, zırhla korunan savaş araçlarıyla donatılmış silahlı kara kuvveti, zırhlı güç, zırhlı kuvvet.

Acemi birliği : Acemi askerlere eğitim yaptırılan yer. Acemi erlerden oluşan birlik.

Ağız birliği : Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma, söz birliği.

Çıkarma birliği : Deniz kıyısında çıkarma harekâtı yapmak üzere eğitilmiş, özel yapılmış hafif ve küçük teknelerden kurulmuş askerî birlik.

Dağ birliği : Dağ şartlarına göre eğitilmiş askerî birlik.

Dil birliği : Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşilmiş olma durumu.

Din birliği : Aynı din etrafında oluşturulan inanç gücü.

El birliği : Bir iş yapmak için birleşme, beraberlik, dayanışma.

Evlilik birliği : Karı ve kocadan oluşan topluluk.

Gönül birliği : Duygusal anlaşma.

Görüş birliği : Aynı görüş ve düşüncede olma.

Güç birliği : Mevcut maddi ve manevi imkânların bir araya toplanmasıyla ulaşılan dayanışma.

Gümrük birliği : Belli ülkeler arasında gümrük vergilerini kaldıran, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamalarını öngören ekonomik bütünleşme.

Hava birliği : Hava kuvvetleri içinde yer alan, savunma, ulaştırma, uçak bakımı vb. görevleri olan askerî birlik.

Irk birliği : Irk esasına dayalı birlik.

İhtiram birliği : Tören birliği.

İş birliği : Bir işin çeşitli kişilerce yapılması. Amaç ve çıkarları bir olanların oluşturdukları çalışma ortaklığı, teşrikimesai.

Kader birliği : İyi ve kötü günleri, aynı sonu paylaşma durumu.

Mal birliği : Hukuk bakımından karı ve kocanın mallarının bir bütün sayılması.

Mekanize birliği : Savaş ve ulaştırma araçlarıyla donatılmış birlik.

Oy birliği : Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanmış olması durumu.

Söz birliği : Ağız birliği.

Şirketler birliği : Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu, konsorsiyum. Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi, konsorsiyum.

Tören birliği : Devlet büyüklerini, yüksek makamlardaki kumandanları karşılamak ve uğurlamakla görevli birlik, ihtiram birliği, ihtiram kıtası.

Varlık birliği : Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdetivücut.

Yüklem birliği : Yüklem grubu.

Paraşüt birlikleri : Paraşütçü birlikler.

Üç birlik kuralı : Klasik tiyatroda yer, zaman ve konu birliğini esas alan kural.

İş birlikli : İş birliği ile, ortaklaşa yapılan.

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As.

Birlikte : Beraber. Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde.

Birlikte yaşama : Birlikte oturma, bir arada yaşama.

Birliktelik : Birlikte olma durumu, beraberlik.

Bununla birlikte : Bunun böyle olduğuna bakmayarak, bununla beraber, mamafih. Buna ek olarak, bununla beraber, amma velakin.

İş birlikçi : Herhangi bir alanda çıkar sağlama amacını güden veya kuruluşlarla ilişki kuran kimse, kuruluş vb.

Paraşütçü birlikler : Paraşütle iniş yapmak için yetiştirilmiş asker birlikleri, paraşüt birlikleri.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Vahdaniyet : Tanrı'nın birliği, bir olması.

Vahdet : Bir olma, tek olma, birlik, teklik.

Bağlılık : Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat. Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım.

Benzerlik : Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.

Bağlantı : İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ.

Toplu : Vücutça dolgun. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topu olan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Bir arada, bütün, kombine.

Matematik : Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı. Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye.

Tek : Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri. Sessiz, hareketsiz, uslu. Yalnızca. Eşi olmayan, biricik, yegâne. Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar. İki ile bölünemeyen (sayı). Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki). Hiç, hiçbir.

Bir : Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Ancak, yalnız. Beraber. Tek. Aynı, benzer. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Olma : Olmak işi.

Yalın : Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı). Çıplak, kınından çıkmış. Alev.

Bütün : Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi. Parçalanmamış. Eksiksiz, tam. Birlik, tamlık. Bozuk olmayan (para).

Birlik çıkarına aykırılık : Yapıt iyeleri birliğindeki bir kişinin birlik çıkarına aykırı davranması.

Birlik etmek : Birleşmek.

Birlik kurul : Bir ya da çeşitli işlerde birleşik yarar sağlamak isteyen ve daha çok para işleriyle uğraşan kişilerin birleşimiyle sağlanan kurul.

Birlik markaları : Tecim ve yapım işleriyle uğraşanların çıkarlarını korumak, onları yüreklendirmek ve aralarında denetimi sağlamak için kurulmuş tüzel kişiliği olan kuruluşlarca kullanılan markalar.

Birlik ortaklığı : Genel olarak aynı uğraşıda bulunan ya da yeni yapım işleri üzerinde çalışan kişilerin (en az yedi kişi) bu konular üzerinden daha verimli sonuçlar sağlayabilmek amacıyla birleşerek kurdukları ortaklık.

Birlik önceliği : Paris Birliği'ne üye bir ülkeden sonra Birlik üyesi başka ülke ya da ülkelerde 12 ay içinde yapılan başvurmada, hakkın başlangıcının o ülkelerde de ilk başvurma tarihinden başlamış kabul edilmesi.

Birlik uyruğu : Paris Birliği'ne üye olan bir ülkenin uyruğu.

Birlik ülkesi : Paris Birliği Anlaşması'nı uygulamakta bulunan ülke.

Birlik ülkesinde temelli yapım ya da tecim kuruluşu : Üretim ve tecim yapmak üzere gerçek ve güvenilir niyetle kurulmuş işletme.

Birlik üyeleri : Gereken koşulları yerine getirerek Paris Birliği Anlaşması'na kabul edilen ülkeler.

Birlik ile ilgili Cümleler

  • Birlik komutanı ordusunu düşman topraklarına götürdü.
  • Birlik askerleri şiddetle savaştı.
  • Birlik ordusu şehri bombaladı.
  • Ali ve Mary nadiren birlikte bir şey yapar.
  • Birlik gücümüzdür!
  • Siz ikiniz birlikte hep çok sevimliydiniz.
  • Birlik güç verir.
  • Ali ve ben nadiren birlikte yemek yeriz.
  • Birlik, düşmanın saldırılarına karşı cesurca direndi.
  • Ali ve ben birlikte büyüdük.
  • Ali ve Mary John ve Alice ile birlikte pikniğe gitti.
  • Birlik ordusunun ikmal hatları kuzey tarafındaydı.
  • Ben o zaman Tom'la birlikte tam oradaydım.
  • Onların birlikte çok mutlu olacaklarına eminim.

Diğer dillerde Birlik anlamı nedir?

İngilizce'de Birlik ne demek? : [Unity (Uzbekistan)] n. unity, union, confederation, combination, unit, corps, troop, alliance, body, brotherhood, coalescence, collaboration, combine, communion, company, confederacy, conference, contingent, ensemble, establishment, fellowship, force, fraternity, gild

Fransızca'da Birlik : association [la], confédération [la], connexion [la], formation [la], ligue [la], ordre [le], concert [le], réunion [la], union [la], accord [le], armée [la], unité [la]

Almanca'da Birlik : n. Bund, Bündnis, Einheit, Einigkeit, Einmütigkeit, Formation, Gesamtheit, Geschlossenheit, Gewerk, Koalition, Kollektiv, Kongregation, Körperschaft, Korporation, Korps, Liga, Truppenteil, Uniformität, Union, Unität, Verband, Verbund, Verein, Zusammenschluss

Rusça'da Birlik : n. содружество (N), союз (M), объединение (N), ассоциация (F), альянс (M), лига (F), подразделение (N), часть (F), формирование (N), единство (N), общность (F), спаянность (F), единение (N), сплоченность (F), куст (M)

Birlik ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Birlik nedir? Birlik ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Birlik tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Birlik hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Kasko: merhaba burçin hanım, mutlaka bir hukuk bürosu ile anlaşın ve hakkınızı arayın. başta masraf yapmış olacaksınız ama dav...
  • Kasko: merabalararacımla kaza yaptım aracım perte çıktı yanımda bi arkadaşımla ifade felan verdik kasko şirketine gitti araç sonu...
  • Görevsizlik kararı: görevsizlik kararının kaldırılması ne demek yada ne anlama geliyor...
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...