Black türkçesi Black nedir

  • İs.
  • Siyaha boyamak.
  • Uğursuz.
  • Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi.
  • Kara.
  • Koyu.
  • Kasvetli.
  • Kararmak.
  • Siyahlatmak.
  • Siyahi.
  • Siyah.
  • Pis.
  • Karartmak.
  • Morartmak.
  • Karalayıcı.
  • Morarmış.
  • Kızgın.
  • Siyah giysi.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Kötü.
  • Zenci.

Black ile ilgili cümleler

English: "I really do," replied the little black rabbit.
Turkish: "Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi.

English: A black and white dog bit me.
Turkish: Siyah ve beyaz bir köpek beni ısırdı.

English: A lot of people drink coffee black with sugar.
Turkish: Bir sürü insan şekerli koyu kahve içer.

English: A black car stopped next to the hospital.
Turkish: Hastanenin yanında siyah bir araba durdu.

English: A black SUV pulled up in front of the hotel.
Turkish: Siyah bir SUV otelin önünde durdu.

Black ingilizcede ne demek, Black nerede nasıl kullanılır?

Black africa : Kara afrika.

Black alder : Cehrigiller (rhamnaceae) familyasından, 2-3 m yükseklikte, kabukları müshil olarak kullanılan ağaççıklar. ciğar. Barut ağacı.

Black amber : Siyah amber. Karakehribar. Siyah kehribar.

Black and blue : Siyah-mavi. Çürük. Morarmış. Yara bere içinde. Mosmor. Çürümüş. Morartı.

Black and white : Siyah beyaz resim. Basılı şey. Siyah beyaz. Siyah ve beyaz. Yazı. Aklı karalı.

 

Black and white kinescope : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah-beyaz saptayıcı. Siyah-beyaz televizyon görüntülerini film üzerine saptayan filme saptayıcı çeşidi.

Black and white camera : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah-beyaz görüntü yayınında kullanılan alıcı. renkli alıcı karşıtı. Siyah-beyaz alıcı.

Black and white film : Siyah-beyaz (film). Tek renk temeline dayanan, saydamsızlıktan saydamlığa kadar çeşitli yoğunluk dereceleri gösteren, görüntülükte siyahtan beyaza değin değişen gri kertelemeleri ortaya koyan film. renkli film karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah beyaz film.

Black and white television : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntüleri sadece siyah ve beyaz renk tonlarında verebilen televizyon. Yalnız siyah ile beyaz arasındaki gri kertelenmesine uygun elektrik akımı kullanarak doğadaki renkleri ancak bu kerteleme içinde aktarabilen televizyon. renkli televizyon karşıtı. Siyah beyaz televizyon. Siyah-beyaz televizyon.

Black and white display : Renksiz ekran. Siyah-beyaz ekran.

İngilizce Black Türkçe anlamı, Black eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Black ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bedimming : Donuklaştırmak. Belirsizleştirmek.

Carbon deposit : Karbon kiri. Yanma odalarında ya da ateşliklerin üstünde yakıtın yanması sonucu biriken kurum. Kömürleşme. Yanma odalarında ya da ateşliklerin üstünde, yakıtın yanması sonucu biriken kurum.

Dirtier : Müstehcen. Terbiyesiz. Muzur. Ahlaksız. İğrenç. Fırtınalı. Kirli. Aşağılık. Rezil.

Accursed : Melun. Lanetlenmiş. Berbat. İğrenç. Lanetli.

Dimming : Sönükleşmek. Kısma. Karartma. Donuklaştırmak. Bulanmak. Bulandırmak. Hafifletme.

Adhara : Büyükköpek'in e yıldızı. Adhara (cma).

Bloodier : Kanlı. Kan dökülen. Kanını akıtmak. Lanet olası. Kana susamış. Kanla kaplı. Kana bulanmış. Kanatmak. Kör olasıca.

Gloomiest : Ümitsiz. Hüzünlü. Hüzün verici. Umutsuz. İç karartıcı. Loş. Karanlık. Sıkıcı. Kasavetli.

African american : Zenci amerikalı. Afrikalı amerikalı.

Ebonise : Siyahlaştırmak. Tahta gibi maddeleri siyah yapmak. Ahşap. Abanoz rengine boyamak. Bir şeyi koyu renkliymiş gibi göstermek (ebonize olarak da yazılır). Bir şeyi (örneğin mobilyayı) siyaha boyamak. Siyah renk vermek. (britanya ingilizcesi) siyah renge boyamak.

Black synonyms : non white, lampblack, burdensomely, crusted, ebonies, absolute value, blacked out, dark, carrion, bluest, clarty, boiling, libellous, blue, negroid, bedimmed, demonic, badly, albedo, deepest, almak, daemonical, soul brother, baking, african, bodings, cimmerian, awful, acceleration due to gravity, absolute orbit, burnings, sootiest, absolute parallax.

Black zıt anlamlı kelimeler, Black kelime anlamı

Light : Denk gelmek. Yanmak. Güneşten ya da başka kaynaklardan gelen ve gözü uyarıcı etkisi olan ışınım erkesi. Nur. İnmek. Işık tutmak. Bir görünçlüğün aydınlatılması için yönetmenin ışıkçılara verdiği komut. Hafif. Işık saçmak. Göze uyarımda bulunan ve beyin tarafından yorumlandığında görme duyusuna, yani görülebilir ışığa yol açan elektromıknatıs ışınım. başka bir deyişle, ışımayla yayılan ve görme duyusuyla algılanan erke biçimi. (bu elektromıknatıs ışınım, 4x10-7 m ile 7,7x10-7 m arasındaki dalga uzunluklarında yer alır. dalga uzunluklarındaki değişiklikler gözde değişik duyulara yol açarak değişik renkleri oluşturur).

White : Beyaz ırktan olan. Gözün beyaz kısmı. Soluk benizli. Göz akı. Sütlü kavhe. Solgun. Beyaz. Yumurta akı.

Black ingilizce tanımı, definition of Black

Black kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To blacken. Of the color of soot or coal. As, a cloth has a good black. Sullenly. Threateningly. Maliciously. As, black cloth. Characterized by such a color. To sully. So as to produce blackness. To make black. To soil. Black hair or eyes. The darkest color, or rather a destitution of all color. Destitute of light, or incapable of reflecting it. That which is destitute of light or whiteness. Of the darkest or a very dark color, the opposite of white.