Blear the eyes türkçesi Blear the eyes nedir

Blear the eyes ingilizcede ne demek, Blear the eyes nerede nasıl kullanılır?

Blear : Donuk. Sulandırmak (göz). Göz vb sulandırmak. Kamaştırmak. Yaşartmak (göz). Çapaklı. Karartmak. Uykulu.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Eyes : Yargı veya fikir (örnek: benim gözümde (fikrimce) or kanun gözüyle).

A feast for the eyes : Gözler için ziyafet. Güzel manzara (gözler için bayram olan şey). Seyretmesi haz veren şey. Hassas gözler için manzara.

Bat the eyes : Kur yapmak. Kırıştırmak. Göz kırpmak. Elde etmeye çalışmak. Flört etmek.

Black circles round the eyes : Uykusuz kalmış veya üzgün olan bir kimsenin gözleri altındaki koyu izler. Gözler etrafındaki siyah çemberler.

Sand in the eyes : Körlük. Gözlerdeki kum. Düzgün ve açık bir şekilde görememek.

Feast for the eyes : Göz ziyafeti.

Dust the eyes of : -nin gözlerine toz serpmek. -yi aldatmak. -yi kandırmak. -nin gözlerini kapamak. -ya hile yapmak.

Crust round the eyes : Çapak.

 

İngilizce Blear the eyes Türkçe anlamı, Blear the eyes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blear the eyes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bamboozles : Üçkağıda getirmek. Yamuk yapmak. Kafeslemek. İşletmek. Kazıklamak. Şaşırtmak.

Enjoining : Emretme. Tembih etme. Hareket tarzını tayin etme. Menetmek. Yasaklama. Haksız uygulamayı durdurma emri. Bir kuruma haksız bir uygulamayı durdurması için verilen emir. İstemek. Emretmek.

Imposes : Yük olmak. Uygulamak. Zorlamak. (vergi) koymak. Dayatmak. Uygulmaya koymak. (yasa vb) uygulamaya koymak. Yararlanmak.

Enjoin : Takyit etmek. Tembih etmek. Engellemek. İstemek. Menetmek. Yasaklamak. Buyurmak. Mahkeme emriyle men etmek. Emretmek.

Lengthen : Daha uzun yapmak. Uzatmak. Uzamak. Uzanmak.

Arguing : Savunmak. Münakaşa etmek. Karşı gelmek. Tartışmak. Görüşmek. Tartışma. İddia etmek. Göstergesi olmak.

Water : Harelemek. Yaşarmak. Sulanmak. Su vermek. Kedi köpek vb'ne su vermek. Su. Sulamak. Ağız sulanmak. Islatmak.

Lengthened : Uzatmak. Uzamak. Uzatılmış.

Blear the eyes synonyms : be unfaithful, mincers, dictated, betray, lengthens, reconstitutes, bamboozle, enforces, bilked, doctoring, diluting, baited, bilking, bilk, doctored, impose, obtrude, bamboozling, dictating, bait, befool, argues, optics, beguiles, dictates, cuts, impose on, obtrudes, argued, lights, beguile, befooling, argue.