Boeing türkçesi Boeing nedir

  • Uçak imal eden bir şirket.
  • Bu şirket tarafından mal edilen uçağın adı.

Boeing ile ilgili cümleler

English: By that, Boeing means that there may also have been other problems, but that an accident could have been avoided if the crew had done their job correctly.
Turkish: Onunla, Boeing diğer sorunların da olabileceği, ama mürettabat işini doğru şekilde yaparsa bir kazadan kaçınılabileceği anlamına gelir.

Boeing ingilizcede ne demek, Boeing nerede nasıl kullanılır?

Boehmite : Böhmit.

Boeotian : Kültürel nezaketten uzak. Anlayışsız ve kaba kimse. Kalın kafalı. Mankafa. Sıkıcı. Anlayışsız ve kaba kişi.

Boer : Hollanda asıllı güney afrikalı.

Boers : Boer. Hollanda asıllı güney afrikalı.

Aurora boerealis : Kuzey ışığı. Yer'in kutupları yöresindeki iyonyuvarı ve üstyuvar katmanlarında, evren ışınlarının etkisiyle doğan ışık.

Goboes : İstenmeyen seslerden korumak için mikrofon etrafına takılan alet. Gobo. Fazla ışık veya parlamadan korumak için fotoğraf makinesi veya video kamera lensleri etrafına takılan siyah ekran.

Buboes : Hıyarcık (medikal tıp terimi). Hıyarcıl (medikal tıp terimi).

Oeil de boeuf : Gözpencere.

Euboea : Orta yunanistan ve ege denizi'ndeki en büyük ada. Eğriboz adası.

Lavaboes : Lavabo. (katoliklik) ellerin dini törenle ilgili olarak yıkanması. Dini törenle ilgili el yıkama sırasında kullanılan leğen ve havlu. El yıkama merasimi sırasında söylenen ilahi. Leğen.

 

İngilizce Boeing Türkçe anlamı, Boeing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boeing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Channel : Nehir yatağı. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Maceraya sevk etmek. Hat. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Yöneltmek. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Yönlendirmek. Maceraya sevketmek. Kanal açmak.

Tube : Radyo ışıtacı. Yeraltı treni. Alıcı ışıtacı. Tüp. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. İçlastik. Boru. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü.

Come up : Tutulmak. Yaklaşmak. Yükselmek. Olmak. Çıkmak. Gündeme gelmek. Karşılaşmak. Ele alınmak. Londra'ya gelmek. Ortaya çıkmak.

 

Bring back : Eski konumuna geri dönmek. Eski konumuna geri gelmek. Akla getirmek. Geriye dönmek. Hatırlatmak. Geri gelmek. Yaşama döndürmek. Geri dönmek. Hayata döndürmek. Geri getirmek.

Conduct : Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Elektriği iletmek. Yöneltmek. İdare etmek. Gidiş. Sesi iletmek. Yürütmek. Rehberlik etmek. Kılavuzluk etmek. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç.

Take : Yakalamak. Kabul edilmek. Almak. Ele almak. Alınan taş. (sınava) girmek. Çekim. Tutulan balık miktarı. Pay. (fotoğraf) çekmek.

Take back : Sözünü geri almak. Eskiye götürmek. Eskiyi hatırlatmak. Geri almak. Geçmişe götürmek. Eskileri düşündürmek. Geri götürmek.

Change : Değişime uğratmak. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Değişim. Para bütünlemek. Bozdurmak. Aktarmak. Değişiklik. Ufak para. Takas etmek. Haline gelmek.

Carry : Başarmak. Kaldırmak. Sevketmek. İletmek. Ulaşmak. Sağlamak. (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek. İçermek. Taşımak. Başarı kazanmak.

Transit : Geçme. Toplu taşıma. Eğlemsiz bir geçişle bir ülkeden diğerine gönderilen tecimsel mal ya da başka nesneler, özdekler. Teodolit. Transit geçiş. Geçmek. Transit geçmek. Düzgeçiş. Aktarma.

Boeing synonyms : come, alter, convey, modify, impart, land, whisk, transmit, get, ferry, fetch, transport, return.

Boeing zıt anlamlı kelimeler, Boeing kelime anlamı

Go : Yok olmak. Geçmek. Gitme. Başlamak. Yayılmak. Girişim. Koyulmak. Söylenmek. Uymak. İş görmek.

Nonbeing : Var olmama. Olmama. Hiçlik. Var olmayan bir şey.

Absence : İşe gelmeme. Uzakta olma. Dalgınlık. Yokluk. Gıyap. Bulunmama (bulunması gerekirken yerde). Bulunmayış süresi. Bulunmayış. İşçilerin işe gelememesi. Bulunmama.

Boeing antonyms : existent, nonexistent, impossibility, nonexistence.