Bond türkçesi Bond nedir

  • Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.
  • Karşılıklı sevgi.
  • Yapışma.
  • [#birleşme Birleşmek].
  • Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlanan bağlanım.
  • Kamu ve özel kesim tarafından değişken veya sabit faizli, kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkarılan bir yıldan uzun vadeli borç senedi. krş. bono.
  • Birbirine yapışma.
  • Bağlamak.
  • Yazılı anlaşma ya da söz.
  • Atom ya da yükünlerin, bağımsız moleküller oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. (durgun elektriksel etkileşimlerin oluşturduğu yükünsel bağ, elektron ortaklaşmasından doğan ortaklaşma bağı gibi türleri vardır.).
  • Yapışmak.
  • İlişki.
  • Muhabbet.
  • Kefil olmak.
  • Kimi gümrük işlemlerinde, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için, ilgili kişiden, biçimine uygun olarak gümrükçe alınan belge.
  • Bono.
  • Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil.
  • Hoşlanma.
  • Örmek (duvar).
  • Yüklenmelik.
  • Bağ.
  • Tahvil.
  • Birleştirmek.
  • Yapıştırmak.
  • Bağlanma.
  • Rabıta.
  • Fizik, kimya, gümrük, iktisat alanlarında kullanılır.
  • Birleşme.
  • Tutturmak.
  • Senet.
  • Resmi.
  • Antrepoya koymak.
 

Bond ile ilgili cümleler

English: Currency and bond markets are relatively calm.
Turkish: Para tahvil piyasaları diğerlerine nazaran sakin.

English: There is a strong bond between the brothers.
Turkish: Erkek kardeşler arasında güçlü bir bağ vardır.

English: At last, James Bond made it as an actor.
Turkish: Sonunda James Bond bir aktör olarak onu yaptı.

English: The two friends have formed a deep bond of friendship.
Turkish: İki arkadaş derin bir arkadaşlık bağı oluşturdular.

English: The yield on the bond is 6%.
Turkish: Tahvilde verim %6.

Bond ingilizcede ne demek, Bond nerede nasıl kullanılır?

Bond angle : Bir özdeği oluşturan bağlar arasında, aynı öğecikten çıkan bir çiftin yaptığı açı. Bağ açısı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Bond certificate : Geçici tahvil. Geçici tahvil belgesi. Muvakkat tahvil. Geçici borç belgiti. Basımı henüz yapılmamış borç belgitlerine karşılık taşıyanlarına verilen geçici belgit.

Bond debenture : Devlet ve ortaklıklar borç belgiti. Devletin, belediyelerin ve ortaklıkların para sağlamak ve benzeri ekonomik amaçlarla belirli bir sürenin bitiminde ödenmek ve her yıl ödenecek belirli üremi alacaklılarına verilmek koşulu ile çıkardığı borç belgiti.

Bond debt : Tahvil borcu.

Bond distance : Bağ mesafesi. Bağ uzunluğu. Aralarında bir kimyasal bağ bulunan iki atomun çekirdekleri arasındaki uzaklık.

Bond market : Tahvil piyasası. Yeni ihraç olunan veya halen var olan süresi bir yıldan uzun borç araçlarının alınıp satıldığı piyasa. Bono (şirketlerin veya hükümetlerin mali borçları) takası yapılan piyasa. Bono piyasası.

 

Bond order : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bağ sırası. Bağ derecesi. İki öğecik arasındaki bağlarda, bağlamaz yörüngeçlerdeki eksicik sayılarından, toplam ne ölçüde kimyasal bağ oluştuğunu veren nicelik. Bağ düzesi.

Bond note : Gümrüğe gelen malların özelliklerini gösteren ve bunların yurt dışına çıkarılmalarını ya da yurda sokulmalarını sağlayan belge. Antrepo senedi. Arakoruncak belgesi. Depodan mal çıkartmak için yetki belgesi.

Bond energy : İki öğecik arasındaki bağın, genellikle ısıldevingen niceliklerden, dolayısıyla deneysel yoldan bulunan ortalama erkesi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kimyasal enerji. Bağlama enerjisi. Bağ erkesi. Bağ enerjisi. Atomlar arasında, bir kimyasal bağ oluşumunda alınan ya da bağ kopmasında salınan erke. (bir mol bileşikte, aynı tür bağları koparmak için verilmesi gereken ortalama erke olarak da tanımlanır.).

Bond servant : Bağlı hizmetçi. Köle. Kendisine ödeme yapılmadan hizmet verdirilen kimse.

İngilizce Bond Türkçe anlamı, Bond eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bond ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commerce : Aksata. Ticaret. Cinsel ilişki. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Tecim. Alım satım. İş. Alışveriş. Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların kar elde etme amacıyla giriştikleri her türlü mal değişimi.

Affiliates : Yakınlaşmak. Üye olmak. İştirakler. Katmak. Evlat edinmek. Kabul etmek. Üyeliğe kabul etmek. Katılmak.

Acknowledgement : Alındığını bildirme. Kabul. İkrar. Onaylama. Tanıma. Kabul etme. Tasdik. Alındılama. Onay.

Coupons : Koçan. Kupon. Faiz kuponu. Kuponlar.

Answered : Uymak. Bakmak (kapı). Karşılık vermek. Yanıtlamak. Tanıma uymak. Yanıtlandı. Cevap vermek. Yetmek. Karşılamak.

Formals : Formel. Gece elbisesi. Şekli. Muntazam. Şekle ait. Şekilsel. Usule uygun. Kanuna göre. Düzgün.

Coherency : Uygunluk. İltisak. Uyum. Eş fazlı olma. Bağdaşım. Tutarlılık. Bağdaşıklık. Ahenk.

Assigns : Belirlemek. Devredilen. Atamak. Göreve seçmek. Saptamak. Devretmek. Feragat edilen. Tahsis etmek. Vermek.

Peptide bond : Peptit bağı. Protein sentezi sırasında bir aminoasidin karboksil grubuyla ikinci aminoasidin amino grubu arasından bir molekül su çıkarak oluşan kovalent bağ. Protein sentezi sırasında bir amino asidin karboksil grubu ile ikinci amino asidin amino grubu arasından bir molekül su çıkarak oluşan kovalent bağ. Bir aminoasidin alfa-amino grubuyla diğerinin alfa-karboksil grubu arasında bir mol su ayrılarak oluşan amid bağı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Attach : Yüklenmek. Eklemek. Ekleme yapmak. Bağlanmak. Bitiştirmek. Yamamak. Haczetmek. İliştirmek.

Bond synonyms : bond issue, electrovalent bond, noncallable bond, post obit bond, corporate bond, municipal bond, high yield bond, performance bond, peptide linkage, certificate of indebtedness, association, amalgamating, affaires, indentures, affiliating, agglutinate, bandage, amalgamations, alliances, adhesions, adhesion, cement, assemble, copulations, cleaving, debenture, conversion, guarantee, sponsor, coalitions, surety bond, authorized, bundle.

Bond zıt anlamlı kelimeler, Bond kelime anlamı

Repulsion : Antipati. Birbirini uzaklaştırma gücü. Defetme. İtim. Geritepki. İtici güç. İki molekül ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. İki özdeciği ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. Geri tepme. İğrenme.

Unsecured bond : Teminatsız tahvil. Güvencesiz tahvil. Büyük bir banka veya şirketin bağlı olduğu holding tarafından anaparanın ve faizin ödenmesine güvence verilmeyen tahvil.

Secured bond : Güvenceli tahvil. Teminatlı tahvil. Piyasada yeterince tanınmamış şirketlerce çıkarılan ve satışları artırmak için büyük bir banka veya şirketin bağlı olduğu holding tarafından anapara, faiz ya da her ikisinin de geri ödeneceğine güvence verilen tahvil. genellikle hayat sigortası şirketlerince çıkarılan ve satın alınan, belli bir dönem için kesin bir getiriyi ve vade sonunda anaparayı veya vadesinden önce ölüm durumunda yalnızca anaparayı ödemeyi güvence altına alan tahvil. Güvenli bağ.

Bond ingilizce tanımı, definition of Bond

Bond kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A band. A heavy copper wire or rod connecting adjacent rails of an electric railway track when used as a part of the electric circuit. To place under the conditions of a bond. To secure the payment of the duties on (goods or merchandise) by giving a bond. A slave. Captive. To mortgage. That which binds, ties, fastens, or confines, or by which anything is fastened or bound, as a cord, chain, etc. A shackle or a manacle. A vassal or serf. A ligament. In a state of servitude or slavery.