Borçlanmak nedir, Borçlanmak ne demek

  • Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek.
  • Manevi bir yükümlülük altına girmek

"Borçlanmak" ile ilgili cümleler

  • "Daha sonra Mayıs Ayı Notları'nı borçlanarak bastırmıştım 1947'de." - N. Cumalı

Borçlanmak tanımı, anlamı:

Borçlanma : Borçlanmak işi, istikraz.

Borç : Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe. Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey.

Vermek : Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Bırakmak veya bağışlamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Satmak. Ondan bilmek, atfetmek. Yaymak. Ödemek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kazandırmak, katmak. Dayamak. Doğurmak. Tespit etmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Sahip olmasını sağlamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ayırmak, harcamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak.

Şart : Temel kural belgesi. Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul.

 

Para : Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç.

İstikraz : Borçlanma.

Manevi : Görülmeyen, duyularla sezilebilen, ruhani, tinsel, maddi karşıtı.

Yükümlülük : Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet.

Altın : Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış. Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Bu sayı kadar olan.

Girmek : Yazılmak, başlamak. Almak, fethetmek. Bulaşmak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Katılmak. Dışarıdan içeriye geçmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Tecavüz etmek, geçmek. Sığmak. Yüklenmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Kavgaya tutuşmak. İncelemek, ayrıntılara inmek. Girişmek, başlamak. Yemek yemek. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Erişmek, ulaşmak.

Diğer dillerde Borçlanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Borçlanmak ne demek? : v. incur liabilities, get into debt, be in debt, take up a loan on

Fransızca'da Borçlanmak : s'endetter, contracter des dettes

Almanca'da Borçlanmak : Schulden machen

Rusça'da Borçlanmak : v. задолжать