Born türkçesi Born nedir

Born ile ilgili cümleler

English: Abraham Lincoln, the 16th president of the United States, was born in a log cabin in Kentucky.
Turkish: Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. başkanı Abraham Lincoln, Kentucky'de bir kulübede doğdu.

English: A baby boy was born to them.
Turkish: Onların bir erkek bebeği oldu.

English: Achille was born in 1908 in Paris.
Turkish: Achille 1908'de Paris'te doğdu.

English: "Why are you so cool?" "I was born this way."
Turkish: "Niye bu kadar havalısın sen?" "Böyle doğmuşum."

English: About 360 000 babies are born every day and about 152 000 people die every day.
Turkish: Her gün yaklaşık 360 000 çocuk doğuyor, buna karşın 152 000 insan ölüyor.

Born ingilizcede ne demek, Born nerede nasıl kullanılır?

Born again : Yeniden doğmuş. Yeni veya yenilenmiş bir inanç veya heves iddiasında bulunma.

Born and bred : Doğma büyüme.

Born blind : Doğuştan kör.

Born criminal : Doğuştan suçlu.

Born deaf : Doğuştan sağır.

Born under a lucky star : Şanslı. Doğal olarak şanslı. Şansı yaver.

Born in the purple : Asil. Soylu. Kraliyet soyundan.

Be born into a rich family : Zengin bir ailenin çocuğu olarak doğmak.

Be born in the purple : Soylu bir aileye doğmak. Varlıklı bir aileye doğmak.

 

Born of woman : İnsan.

İngilizce Born Türkçe anlamı, Born eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Born ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brought about : Neden olunmuş. Hasıl etmek. Gerçekleştirilmiş. Meydana getirilmiş.

Hawk : İşporta işini yapma. Gezgin satıcılık yapmak. Sokakta öteberi satmak. Öksürerek balgam çıkarma. Avlamak. Seyyar satıcılık yapmak. Harç tahtası. Açgözlü ve saldırgan tip. Çıkarmak.

Occur : Meydana gelmek. Çıkmak. Ortaya çıkmak. Yer almak. Bulunmak. Görülmek. Gerçekleşmek. Olmak. Var olmak.

Arising from : -den kaynaklanan. Kaynaklanan (bir nedenden). -den ileri gelen. -den meydana gelen. İleri gelmek.

Reign : Oluşmak. Saltanat. Hükümdarlık dönemi. Asır. Padişahlık. Saltanat sürmek. Egemen olmak. Saltanat devri. Hükümdarlık. Hüküm sürmek.

Geniture : Meydana gelme. Doğuş. (eski kullanım) doğum. Bir kişinin doğumu. Üreme. Jenerasyon.

Innate : Kalıtsal olmayan ve doğuşta meydana gelen fizyolojik ve morfolojik bozukluklar. İçkin. Allah vergisi. Özünde olan. Tabiatında olan. Temelinde olan. Doğal. Doğuştan olan.

Childbirths : Doğurma. Çocuk doğurma.

Geneses : Yaradılış. Kaynak. Kök. Hilkat. Başlangıç. Türüm. Menşe. Oluşum. Oluş. Doğuş.

Born synonyms : max born, child bearing, inflicted, birthing, resulting from, congenitaly, congenitalis, falcon, lanner, intrinsical, birth, saw the light of day, being born, transpires, rising, bearing, accouchement, risings, transpire, from birth, engendered, goshawks, hatched, inborn, emergence, connatural, deliveries, genitures, peregrine falcon, connate, hawked, generating, births.

 

Born zıt anlamlı kelimeler, Born kelime anlamı

Unborn : Henüz doğmamış. Müstakbel. Gelecek. Henüz dünyaya gelmemiş. Doğmamış.

Unintelligent : Kalın kafalı. Kavrayışsız. Aptal. Zeki olmayan. Zekasız. Akılsız.

Born ingilizce tanımı, definition of Born

Born kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Brought into life. Introduced by birth. Brought forth, as an animal.