Boru nedir, Boru ne demek

  • Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.
  • Borazan

"Boru" cümle içindeki kullanımı

  • "Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım." - R. E. Ünaydın
  • "Soba borusu kazanın içinden geçerdi." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Kadınların saçlarına taktıkları zincir.

Söğütten çıkarılan düdük.

Kurt.

Yaprak aşısı.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. Temel parçacıkları algılayan Geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır.

Madencilik terimi olarak kelime anlamı:

boru (I)

boru (II)

Bilimsel terim anlamı:

çeşitli akışkanların taşınmasında kullanılan, silindir biçimli, içi boş gereç.

İçi delik silindir.

Çelik dökme işleminden doğan ince uzun boşlukların, haddeleme sırasında, parçanın içinde kalıp oluşturdukları yapı kusuru.

İngilizce'de Boru ne demek? Boru ingilizcesi nedir?:

pipe, tube, pipe; tube

Fransızca'da Boru ne demek?:

tube, trompe, vaisseau

Osmanlıca Boru ne demek? Boru Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

nefir

Boru hakkında bilgiler

Boru, genel olarak tesisat yapımında kullanılan, içi boş silindir şeklinde bir malzemedir. Kullanım yerine göre seramik, plastik, metal gibi malzemelerden imal edilebilir. Boruların malzeme tipi ve imalat yöntemlerine göre değişik imalat ve ölçü standartları vardır.

Metal boru imalatında üç yöntem kulanılır.

Plastik borular ise genel olarak plastik ekstrüzyon yolu ile imal edilir.

Genel kullanımın dışında camdan ve seramikden de borular yapılır. Genelde düşük basınçlı uygulamalarda ve tahliye sistemlerinde kullanılır.

Boru ile ilgili Cümleler

  • Yakıt borum kırık.
  • Boru mağazası caddenin karşı tarafında.
  • Ali boruyu açtı.
  • Boru temizleyicileri boruları temizlemek için kullanılır.
  • Borudaki bir çatlaktan gaz kaçıyordu.
  • Tesisatçı boruyu boşaltmak için suyu dışarı pompaladı.
  • Petrol kalın bir borudan geçirildi.
  • Farelerin de bir işlevi var. Onlar boruları temizlemek için yardım ederler.
  • Boru hattında çıkan patlamadan dolayı bütün alan sular altında kaldı.
  • Borudan benzin kaçıyor gibi görünüyor.
  • Boru dükkanı caddenin karşı tarafında.
  • Boruda hasar vardı.
  • Su boruları kırıldı.
  • Soğuk, borulardaki suyu dondurdu.

Boru tanımı, anlamı:

Silindir : Silindir şapka. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç. Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi.

 

Boru çalmak : Borazan öttürmek.

Boru değil : "azımsanacak, küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil" anlamında kullanılan bir söz.

Boru mu bu : "azımsanacak, küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil" anlamında kullanılan bir söz.

Borusu ötmek : Sözü geçmek, yetkisi olmak.

Borusunu çalmak : Çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek.

Boru ağı : Tesisatı oluşturan boruların bütünü.

Boru akımı : Boru kaplamasının açık yerlerinden boruya girerek boru üzerinden akım uygulanan noktaya doğru akan ve anot yatağından toprağa geçen pozitif elektirik.

Boru askısı : Her tür borunun asılmasında kullanılan, lama demiri veya çelik çemberlerden yapılmış olan askı.

Boru bileziği : Soba borularının ek yerine geçirilen süslü çember.

Boru çiçeği : Çan çiçeği. Tatula.

Boru hattı : Doğal gaz arıtma ünitesinden alınan gazın, bir veya daha fazla dağıtım veya tüketim merkezine taşınması amacıyla tesis edilen boru şebekesi, boru yolu. Petrolü, çıktığı yerden başka yere akıtan boru tesisatı, boru yolu.

Boru kabağı : Boğumsuz, boru gibi uzun su kabağı.

Boru kelepçesi : Boruyu duvara tespit etmekte kullanılan gereç.

Boru mengenesi : Kesme, diş açma vb. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı alet.

Boru paça : Genişliği diz bölümüyle aynı olan pantolon paçası.

Boru yolu : Boru hattı.

Kılcal boru : Araştırma ve deneylerde kullanılan çok ince boru.

Pik boru : Kalın demir veya dökme boru.

Plastik boru : Plastikten yapılmış olan boru.

Profil boru : Demircilerin korkuluk vb. şeylerin yapımında kullandıkları içi boş demir boru.

Acemborusu : Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).

Bağlantı borusu : Katlardaki atık suları toplayıp kolona ileten boru.

Emzik borusu : Doğrudan doğruya sobaya takılan dirsek boru.

Fallop borusu : Fallop tüpü.

Güvenlik borusu : Buharlı tesisatta basıncın belirli bir değerin üstüne çıkmasını önleyen U biçimli boru.

Kalk borusu : Bir kıtayı veya bir gemideki tayfaları uyandırmak için belirli saatte boru ile verilen işaret.

Kalorifer borusu : Kalorifer ısısını ileten boru.

Karavana borusu : Yemek vaktinin geldiğini bildiren boru sesi.

Nefes borusu : Soluk borusu.

Östaki borusu : Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yol, östaki tüpü, östaki.

Paydos borusu : Paydos zamanının geldiğini bildiren boru sesi.

Pis su borusu : İçinde pis su ve pisliklerin aktığı boru.

Sidik borusu : Sidiği böbreklerin her birinden sidik torbasına akıtan bir çift kanal.

Soluk borusu : Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu.

Su borusu : Suyu, su buharını bir yerden bir yere aktarmaya yarayan demir veya naylon boru.

Taharet borusu : Alafranga tuvaletlerde temizlenmek için suyun akmasını sağlayan kıvrımlı boru.

Ti borusu : Ti işareti veren boru.

U borusu : U harfi biçiminde yapılmış boru.

Yağmur borusu : Binalarında çatılarında biriken yağmur suyunu kanalizasyona aktaran boru.

Yat borusu : Yatma saatini bildiren boru.

Yem borusu : Askerlikte hayvanlara yem verme saatinin geldiğini bildirmek için çalınan boru. Oyalayıcı, aldatıcı söz.

Yemek borusu : Besinleri ağızdan mideye ulaştıran, kasla çevrili, içi mukoza ile kaplı kanal. Yemek vaktini bildirmek için çalınan boru.

Yuf borusu : Boynuzdan yapılmış olan bir boru türü, nefir. Kınama, üzüntü ve nefret.

Boru çiçeğigiller : Çan çiçeğigiller.

Borucu : Boru montajında çalışan kimse. Boru yapıp satan kimse.

Boruculuk : Borucunun yaptığı iş.

Boruk : Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir tür ot.

Borulu : Borusu olan.

Dünyaya yuf borusu öttürmek : Ölmek.

Kuşa kafes lazım boruya nefes : "bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Paydos borusu çalmak : İşi bırakma zamanının geldiğini boru sesi ile bildirmek.

Yuf borusu çalmak : Kınama, üzüntü ve nefretini bildirmek.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Aktarma : Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Arıları bir kovandan ötekine geçirme. Para aktarımı. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Aktarmak işi. Alıntı. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması.

Borazan : Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru. Bu boruyu çalan kimse.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Tesisat : Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü, döşem, donanım.

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.

Boru anahtarı : Yivli, setli çeneleri ile boruyu sıkıca kavrayarak sökülüp takılmasını sağlayan aygıt. (bk. Şek. 1)

Boru balığı : Boyları 33 cm olabilen, Ege Denizi ve Akdeniz’de dağılım gösteren, vücudu yanlardan basık ve burnu boru biçiminde uzamış, kumlu ve çamurlu zeminlerde yaşayan demersal bir tür, çulluk balığı.

Boru bohça : Öteberi.

Boru bükme makarası : Boru mengenesinin oturağına bağlı olan ve boru bükmekte kullanılan makara.

Boru bükme makinesi : Boruyu bükmekte kullanılan makine, (bk. Şek. 3)

Boru bükmek : Boruya doğrultu değiştiren bir biçim vermek.

Boru dayanığı : Yatay borunun üzerine oturduğu destek.

Boru desteği : Boru işçiliği sırasında borunun üzerine konduğu dayangaç (destek).

Boru eğrisi : Ucaysal konaçlara göre denklemi (…)düzlemsel eğri. (…)

Boru keskisi : Kesici makaraların boru üzerinde yaptığı iz yardımıyla boruyu ikiye ayıran aygıt. (bk. Şek. 3)

Diğer dillerde Boru anlamı nedir?

İngilizce'de Boru ne demek? : n. pipe, tube, trumpet, horn, trump, clarion; conduit, drain, duct; bugle, brass wind instrument (especially used for sounding military signals)

Fransızca'da Boru : conduit [le], prise [la], trompette [la], tube [le], tuyau [le], clairon [le]; cor [le], trompe [la]

Almanca'da Boru : n. Kanal, Rohr, Röhre, Trompete, Tube

Rusça'da Boru : n. водовод (M), сопло (N), шланг (M), канал (M), трубка (F), труба (F), гильза (F), сигнал (M), горн (M)