Boyun nedir, Boyun ne demek

Boyun; bir anatomi terimidir.

"Boyun" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ellerini bu defa boynuna sıkıştırdığı beyaz peçeteye sildi." - A. İlhan

Boyun hakkında bilgiler

Boyun, anatomik olarak kafa ve gövde arasında yer alarak bağlantı görevi gören vücut kısmı.

Materyal bulunmaktadır. Bunun bozukluğu özellikle servikal disk hastalığına (boyun fıtığı) yol açmaktadır. Boyun kısmında beyinden köken alıp vücuda giden sinirler ve kalpden beyine kan taşıyan büyük damarlar yol almaktadır.

Soluk borusu trakea ön kısmında tiroid dokusu bulunmaktadır. Bu borudaki dışardan fark edilen çıkıntı ise thyroid kartilaj (Adem elması) olarak bilinmektedir. Boynun her iki yanında güçlü sternocleidomastoid adeleleri bulunmakta ve boyna ait pek çok girişimde bir marker görevi görmektedir. Çenenin arka kısmına doğru ise güçlü bir damar atılışı rahatça hissedilebilmektedir ki bu beyne yoğun bir şekilde kan taşıyan external carotid arterdir.

Boyun ile ilgili Cümleler

  • Ali şapkasını çıkardı ve onlara boyun eğdi.
  • Boyun ne kadar?
  • Boyunu aşan işlere kalkıştın.
  • Boyun eğmeyeceğim.
  • O bir saat boyunca konuştu.
  • Ali bir dakika boyunca nefesini tuttu.
  • Benim evcil kuşum bütün gece boyunca cıvıldadı.
  • Boyunu aşan işlere girişiyorsun.
  • Sahil boyuncaki oteller tahliye edildi.
  • Üç hafta boyunca komada kaldıktan sonra, Tom'un bilinci yerine geldi.
  • Boyun eğmektense ölmeyi tercih ederim.
  • Boyunuz ne kadar, ve kilonuz ne kadar?
  • Savaş yaklaşık iki yıl boyunca sürdü.
 

Boyun anlamı, tanımı:

Gövde : Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Bir şeyin asıl bölümü. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu.

Boyun bükmek : Bir durumu, bir işi ister istemez kabul etmek. bitki canlılığını yitirmek. acındırıcı, çaresiz bir durumda kalmak.

Boyun eğmek : İsteyerek veya istemeyerek uymak, katlanmak.

Boyun kesmek : Selam vermek için başını eğmek.

Boyun kırmak : Saygı duyulan bir kimse karşısında ses çıkarmamak.

Boyun olmak : Kefil olmak.

Boyun vermek : Buyruk altına girmek.

Boynu altında kalsın : "ölsün, gebersin!" anlamında kullanılan bir ilenme sözü.

Boynu armut sapına dönmek : Çok zayıflamak.

Boynu kıldan ince olmak : Haksız olduğu anlaşıldığında verilecek her türlü cezaya razı olmak.

 

Boynuna almak : Bir şeyi borç veya ödev olarak üzerine almak.

Boynuna geçirmek : Bir şeyi kendine mal etmek, zimmetine geçirmek.

Boynunda kalmak : Bir sözü iletmediği veya birine ödenecek parayı ödemediği için üzerinde borç kalmak.

Boynunu kırmak : Çekip gitmek.

Boynunu uzatmak : Her şeye, her cezaya razı olmak.

Boynunu vurmak : Başını keserek öldürmek.

Boyun bağı : Gömlek yakasının altından geçirilip süs olarak bağlanan uzun, enlice kumaş parçası, kravat.

Boyun borcu : Yapılması gereken ödev, vecibe.

Boynu bükük : Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda, zavallı bir biçimde. Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda olan, zavallı, boynu eğri.

Boynueğri : Asmaların yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ zararlısı.

Boynu eğri : Boynu bükük.

Basınç boynu : İki antisiklon arasındaki alçak basınç.

Deveboynu : S veya U biçiminde boru.

Güvercinboynu : Bu renkte olan. Yeşil, mavi ve pembe arasında dalgalanır gibi görünen renk.

Boyun bir karış uzadı : "gereği olmayan o işi yapmakla sanki yükseldin" anlamında kullanılan bir söz.

Boyuna : Ara vermeden, durmaksızın. Uzunlamasına.

Boyuna bosuna bakmadan : "fiziki yapısının gereğince gelişmemiş olmasını göz önünde bulundurmadan" anlamında kullanılan bir söz.

Boyunca : Boyu veya uzunluğu kadar. Süresince.

Boyunca çocuğu olmak : Yetişkin çocuğu olmak.

Boyunduruğa atmak : Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolamak.

Boyunduruğa vurmak : Baskı altına almak.

Boyunduruk : Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember.

Boyunduruk altına girmek : Başkasının baskısı altında kalmak.

Boyunduruk parası : Bir mahalleden veya köyden başka yere gelin götürülürken, kaynatanın, gelinin ayrıldığı yerin delikanlılarına verdiği bahşiş.

Boyunduruk yeke : Dümen başına geçirilen özel biçimli tahta parçası.

Boyunlandırmak : Kapsam kazandırmak.

Boyunlu : Boynu olan.

Boyunluk : Boyna sarılan şey, boyun sargısı.

Boyunsuz : Boynu olmayan.

Boyunu aşmak : Kişinin gücünün, yeteneğinin, yetkisinin üstünde olmak.

Boyunun ölçüsünü almak : Beklediği yakınlığı görememek. kendi yetersizliğini, beceriksizliğini anlamak.

Az kaz uz kaz boyunca kaz : "sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma" anlamında kullanılan bir söz.

Baba boyunduruğu : Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı.

Boylu boyunca : Boyu uzanabildiği kadar, boyu uzunluğunca.

Boyu boyuna huyu huyuna : "karı koca veya arkadaşlar arasında her bakımdan uygunluk olması gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Enine boyuna : Çok ince ayrıntıları ile, eksiksizce, enikonu. Gösterişli, iri yarı.

Kadere boyun eğmek : Yazgısını, talihini kabul etmek.

Ömür boyunca : Ömür boyu.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

Kalan : Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Kalma işini yapan. Bir çıkarmanın sonucu. Artan, mütebaki.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Testi : Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılmış olan su kabı. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

Şişe : Bu kabın aldığı miktarda olan. Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu. İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap. Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta.

Güğüm : Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı.

Kısım : Kol. Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü.

Anatomik : Anatomi ile ilgili.

Boyuna kumullar : (coğrafya)

Boyuna sarsıntı : (fizik)

Boyuna yanay : Bir akarsu yatağının kaynakla ağız arasındaki eğim gidişini ve o akarsuyun gelişme düzeyini belirleyen yan görünüş.

Boyunaltı bezi, timüs : (biyoloji, zooloji)

Boyunbağı : Tek kol altından enseyi tutup bağlama biçiminde yapılan güreş oyunu.

Boyunbağı çubuğu : Elbise dolaplarının iç taraflarına boyunbağı asmak için konulan ağaç ya da madensel çubuk.

Boyunbastı : Gerdanlık.

Boyunburan : Bir çeşit kuş.

Boyuncak : Boyunduruk. Ağrı ili, Taşlıçay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Boyuncuk : (iğne) (botanik) (diş) (biyoloji) Artvin şehrinde, Ortacalar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Muş şehrinde, Mercimekkale nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şırnak ili, Fındık nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Boyun anlamı nedir?

İngilizce'de Boyun ne demek? : adj. cervical, jugular

n. neck, cervix, scrag

Fransızca'da Boyun : cou [le]

Almanca'da Boyun : n. Genick, Hals

Rusça'da Boyun : n. шея (F), шейка (F)

adj. шейный