Bozma nedir, Bozma ne demek

  • Bozmak işi
  • Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.

"Bozma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Büyükçe bir ahırdan bozma sinema salonu hâlâ gübre kokuyordu." - E. Bener

Yerel Türkçe anlamı:

Pamuğu toplanmış tarla.

Bir şeyden bozulma

Hukuki terim anlamı:

fesih, ibtâl ( bk. dağıtma).

Tarih'teki anlamı:

Taşrada kullanılan kapıkulu süvarilerinin, ulufelerini zamanından önce alabilmeleri için, belli bir indirim karşılığında ödeneklerinin kırdırılması işlemi.

Bilimsel terim anlamı:

Bir konutun, çok sayıda ev halkının yararlanabileceği konut birimlerine ya da bir yapının kullanım biçiminin başka kullanım biçimlerine dönüştürülmesi.

Sözleşmeyi ilerisi için bozma.

İki yan arasında yapılmış olan sözleşmeyi temelinden bozma.

İngilizce'de Bozma ne demek? Bozma ingilizcesi nedir?:

conversion, cancellation, termination

Osmanlıca Bozma ne demek? Bozma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

fesih, nakız

Bozma tanımı, anlamı:

Esastan bozma : Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımasına karşın dava konusu hakkın sübutuna ilişkin koşulların yerine getirilmemiş olması nedeniyle bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi.

 

Gemi bozma : Gideri gelirinden çok olup çalıştırılması ekonomik olmayan gemi hurdaya ayrılıp sökülme.

Onluk bozma : Onluğu, on tane birliğe çevirme.

Usulden bozma : Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımaması durumunda bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi.

Bozmacı : Eski şeyleri alıp bozarak parça parça satan kimse.

Bozmak : Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Dokunmak, zarar vermek. Bırakmak, dağıtmak. Kötü duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Kızlığına zarar vermek.

Abdest bozmak : İdrar veya dışkı yapmak.

Ağzını bozmak : Kaba sözler söylemek, küfretmek.

 

Akideyi bozmak : Doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak.

Aklını bozmak : Bir şey üzerine çok düşerek hep onunla uğraşıp durmak.

Aklının ayarını bozmak : Doğru düşünemez, davranamaz duruma gelmek.

Alaya bozmak : Alay niteliği vermek.

Andını bozmak : Andına uymamak, andına aykırı davranmak.

Anız bozmak : Anızı altüst etmek için toprağı yüzden sürmek.

Bağ bozmak : Bağın üzümlerini toplamak.

Büyü bozmak : Yapılmış bir büyüyü etkisiz duruma getirmek.

Cakasını bozmak : Çalımına engel olmak, böbürlenmesini boşa çıkarmak.

Çifti bozmak : Çiftçilik yapmaktan vazgeçmek.

Dümenini bozmak : Hileli işe engel olmak.

Ev bozmak : Karı koca ayrılmak. karı kocanın ayrılmalarına sebep olmak.

Ezber bozmak : Birinin sahip olduğu düşüncenin yanlış olduğunu göstermek.

Hava bozmak : Havada yağmur, kar, dolu veya fırtına başlamak.

Havayı bozmak : Bir topluluğun keyfini kaçırmak.

Irzını bozmak : Irzına geçmek.

İşi bozmak : Yapılan anlaşmayı, verilen sözü tutmamak.

İstifini bozmamak : Aldırış etmeyip durum ve davranışını değiştirmemek.

Makineyi bozmak : Motoru bozmak.

Moralini bozmak : Bir kimsenin ruhsal yönden direnme gücünü azaltmak, sarsmak.

Motoru bozmak : Bağırsakları bozulmak, ishal olmak.

Mürekkebi kurumadan bozmak : Kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından çok kısa süre sonra bozmak.

Oruç bozmak : Bir şey yiyerek, içerek orucunu sona erdirmek.

Oyun bozmak : Tasarlanmış bir işi yersiz ve vakitsiz olarak karıştırmak, planları altüst etmek. mızıkçılık etmek.

Papaza kızıp oruç bozmak : Başkasına kızıp kendisine zarar verecek iş görmek.

Para bozmak : Büyük parayı ufak paralarla değiştirmek.

Parmak bozmak : Çocuklar arasında arkadaşlığı sona erdirmek, küsmek.

Terbiyesini bozmak : Terbiyesizlik etmek.

Tetiğini bozmamak : Soğukkanlılığını bozmamak, telaş göstermeyerek durumunu değiştirmemek.

Tövbesini bozmak : Tövbe ettiği herhangi bir işe, duruma yeniden dönmek.

Yuvasını bozmak : Aile düzenini dağıtmak.

Zarını bozmak : Atılan zarı karşıdaki oyuncu, eliyle karıştırmak. tavla oyununda oyuncu, yenilmesini yanına oturan kimseden bilmek.

Zihnini bozmak : Sürekli olarak aynı şeyi düşünmek.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Değiş : Değişim. Değme işi.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Bozma nedenleri : Ceza yargılama yöntemi yasasında, ilk yargılıkça verilen bir yargının yargıtayca bozulması için gösterilen nedenler.

Bozma öneli : Belirli bir sürenin bitiminden sonra bağıtın yürürlükten kaldırılacağının sözleşmede gösterilmesi ya da yasalara göre uyulması gereken bir koşula yanlardan birinin uymaması durumunda öteki yanın belirli bir süre içinde bağıtı bozması.

Bozma sardalya : Kızılgözlü sardalya.

Bozma süresi : Yaptıkları sözleşmeye göre haklarını sağlayamayan yanlardan birisine bağıt bozma için verilmiş olan süre.

Bozmadde : (biyoloji)

Bozman : Fırsat.

Bozmancalık yapmak : Arayı bozmak, pazarlığı bozmak, sözden caymak, caydırmak.

Bozmancı : Fırsatçı.

Bozmayı bildirme : Sözleşmeyi yapanlardan bir yan'ın diğerine anlaşmanın devamını istemediğini bildirmesi.

Bozmayı gerektiren yasa nedenleri : [Bakınız: bozma nedenleri]

Bozma ile ilgili Cümleler

  • Sırayı bozmayın lütfen.
  • Ali sözleşmesini bozmadı.
  • Ali sinirimi bozmaya başlıyor.
  • Tom'un tatilini bozmak istemiyorum.
  • Şarabı suyla bozmamalısın.
  • Bozma moralini John. Denizde daha çok balık var.
  • Konsantrasyonunu bozma.
  • Tom, Meri'nin sinirini bozmayı seviyor.

Diğer dillerde Bozma anlamı nedir?

İngilizce'de Bozma ne demek? : n. ruining, spoiling, breaking, corruption, dislocation, violation, cancellation, exchange, annulment, cancel, changing, defacement, dissolution, impairment, infraction, infringement, mutilation, obliteration, perversion, stain, vitiation; breach

Fransızca'da Bozma : altération [la], détérioration [la], entorse [la], falsification [la]

Almanca'da Bozma : n. Beschädigung, Entstellung, Verfälschung, Verhunzung, Verletzung, Verschandelung, Verschlechterung, Zersetzung

Rusça'da Bozma : n. размен (M), нарушение (N), повреждение (N), уродство (N), порча (F), коверканье (N)