Bring türkçesi Bring nedir

Bring ile ilgili cümleler

English: "Did you bring the book?" "Oops! I forgot!"
Turkish: "Kitabı getirdin mi?" "Tüh! Unuttum!"

English: A horseshoe and a four-leaf clover bring good luck.
Turkish: At nalı ve dört yapraklı yonca iyi şans getirir.

English: A short walk will bring you to the station.
Turkish: Kısa bir yürüyüş seni istasyona getirir.

English: "I'll bring my dog along, so you can meet him." "What?! Don't you dare bring that animal here!"
Turkish: "Köpeğimi yanımda getireceğim böylece onunla tanışabilirsin." "Ne! Buraya hayvan getirmeye yeltenme!"

English: "Why didn't you bring an umbrella?" "It was such good weather this morning!"
Turkish: "Neden şemsiyeni getirmedin?" "Bu sabah böyle iyi hava vardı!"

Bring ingilizcede ne demek, Bring nerede nasıl kullanılır?

Bring into the world : Üretmek. Doğurmak. Babası olmak. Dünyaya getirmek. Yaratmak.

Bring a lawsuit : Dava açmak. Mahkeme açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

Bring about : Gerçekleştirmek. Sebep olmak. Yol açmak. Beraberinde getirmek. Meydana getirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). İleri sürmek. Husule getirmek. Ortaya çıkarmak. Doğurmak.

 

Bring along : Sebep olmak. Yanında getirmek. Gelişmesini hızlandırmak. Neden olmak. Getirmek. Beraberinde getirmek.

Bring back : Geri götürmek. Geri getirmek. Geri gelmek. Hayata döndürmek. Geriye dönmek. Hatırlatmak. Eski konumuna geri dönmek. Yaşama döndürmek. Eski konumuna geri gelmek. Geri dönmek.

Bring away : Götürmek. Alıp götürmek. Taşımak.

Bring an action : Birinin aleyhine dava açmak. Aleyhine dava açmak. Dava açmak. Dava ikame etmek.

Bring benefit to : Fayda getirmek.

Bring an accusation against somebody : Suçlamada bulunmak. Suçlamak.

İngilizce Bring Türkçe anlamı, Bring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Befools : Aldatmak. Aptal yerine koymak. İşletmek.

Return : Geri göndermek. Yanıtlamak. Döndürüş. Geriye dönüş. Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların parasal değerleri. krş. gelir. Getiri. İade. Hasılat. Karşılama. Geri götürmek.

Cause : Meydan vermek. Amaç. Yol açmak. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. İlke. Hedef. Sebep vermek. Sebep.

Call forth : Yol açmak. Gün ışığına çıkarmak. Sarfetmek. Kullanmak. Meydan vermek. Çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

 

Resuscitates : Hayata döndürmek. Yaşama döndürmek. Bilinci açılmak. Yeniden ortaya çıkarmak. Hayata dönmek. Dirilmek. Hortlatmak. Canlandırmak. Diriltmek.

Bring on : Tartışmak için ortaya bir konu getirmek. Gelişmesine neden olmak. İstenmedik bir işe yol açmak. Gerçekleştirmek. Sebep olmak. Gelişmesini hızlandırmak. Geliştirmek. Ortaya getirmek.

Cheat : İhanet etmek. Kazık atmak. Aldatma. Hile. Aldatmak. Keklemek. Kazıklamak. Kopya çekmek.

Bring around : Düşüncesinden caymasını sağlamak. Yaşama döndürmek. Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Kendine getirmek. Düşüncesini değiştirtmek. İnancından döndürmek. Hayata döndürmek.

Resuscitated : Diriltmek. Dirilmek. Dirilmiş. Hayata dönmek. Yaşama döndürmek.

Bring along : Gelişmesini hızlandırmak. Yanında getirmek. Sebep olmak. Beraberinde getirmek.

Bring synonyms : come, adduces, bring forth, sobered, get, bring somebody to his senses, cajoles, redounds, adduced, define, tube, cheated, assert, deliver, bring to, cause to, couch, bring into the world, bring through, bring off, bringing, begetting, befooled, give rise, bring in, bring into, sober up, impose on, be delivered of, resuscitate, come up, bring back, bear children.

Bring zıt anlamlı kelimeler, Bring kelime anlamı

Go : Girişim. Ölmek. İş görmek. İşlemek. Gitme. Geçmek. Kaybolmak. İddiaya girmek. Gitmek. İlerlemek.

Take away : Paket yaptırıp götürmek. Dışarıya çıkarmak. Çalmak. Alıp götürmek. Çekmek (desteği). Kaldırmak. Almak. Ortadan kaldırmak. Elinden almak (bir hakkı). Çıkarmak.

Bring ingilizce tanımı, definition of Bring

Bring kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To convey to the place where the speaker is or is to be. To fetch. To bear from a more distant to a nearer place.