Broadside türkçesi Broadside nedir

  • Yayındırıcı ışıldak.
  • Yansıtıcı-yayındırıcı.
  • Alabanda.
  • Genel dağıtım amacıyla broşüre basılmış reklam.
  • Dil uzatma.
  • Borda (gemi).
  • Yanından.
  • Borda ateşi.
  • Gemi bordası.
  • Bir maddenin en geniş yüzeyi.
  • Saldırı.
  • Borda.
  • Sözle saldırı.
  • Yandan.
  • Önünde yarı saydam cam bulunan, ışığı hem yansıtarak hem de yayındırarak veren işlik ışıtacı.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Işığı hem belirli bir noktaya yönelten hem de yayındıran ışıldak çeşidi.
  • Geniş taraf öne gelecek şekilde.

Broadside ingilizcede ne demek, Broadside nerede nasıl kullanılır?

Broadside antenna : Enine ışımalı anten.

Broadside array : Enine dizi.

Fire a broadside : Borda ateşi etmek.

Broadsides : Bir maddenin en geniş yüzeyi. Yandan. Dil uzatma. Yanından. Genel dağıtım amacıyla broşüre basılmış reklam. Geniş taraf öne gelecek şekilde. Gemi bordası. Borda. Sözle saldırı. Borda (gemi).

Broads : Açık. Esas. Kartlar. Engin. Liberal. Göze çarpan. Serbest. Kaba. Geniş. (argo) kadınlar.

Broad beam headlamp : Geniş hüzmeli far. Geniş huzmeli far.

Broad beam : Geniş ışın.

Broad axe : Balta. Dülger baltası. Geniş ağızlı balta. Savaş baltası.

Broad base terrace : Geniş tabanlı teras.

Broadsheet : Dosya kağıdı. Büyük sayfaya basılmış gazete. Büyük sayfaya basılmış gazete veya ilan.

 

İngilizce Broadside Türkçe anlamı, Broadside eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Broadside ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advertizement : Resmi duyuru (ayrıca advertisement). Reklam yapmak. İlan. Reklam. Dikkati bir yöne çekmek. İlgi çekmek için tasarlanmış olan resmi duyuru veya basılı bildiri. Terfi ettirme (genellikle mal veya hizmet satmak için). Tanıtım.

Sideward : Yanlamasına. Yan. Yana doğru. Yan yan. Yana.

Handbill : Prospektüs. Dile getirdiği söz konusu ettiği nesnelerin özelliği, satış koşulları ve benzeri diğer bilgileri kapsamak üzere düzenlenen ve satışta sürümü sağlamak amacıyla parasız dağıtılan tanıtma belgesi. El ilanı. Bir tiyatronun oynadığı oyunları, rol dağılımını, yazarları ve başka bilgileri veren, bazen tiyatro üzerine çeşitli yazıları kapsayan gösteri dergisi. İzlence dergisi. Tanıtmalık.

Ad : Miladı sene. Ms. Toplam istem. İlan. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Acentenin indirimi. Milattan sonra. Bir filmin yönetiminde, yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstlenen kimse. tv. bir izlencenin hazırlanmasında ve yayınında yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstenen kimse. Bir ekonomide belirli bir dönemde iktisadi karar birimleri ve dış ticaret kesimleri tarafından her bir fiyatlar genel düzeyinde satınalınmak istenen çıktı düzeyi. Yönetmen yardımcısı.

 

Shipboard : Gemide. Gemi içinde. Gemi güvertisinde. Gemi güvertesi. Geminin güvertesinde bulunan.

Advertizing : Terfi ettirmek. İlan etmek. Reklam yapmak. Tanıtım yapmak. Resmi olarak ilan etme eylemi (ayrıca advertising). Duyurmak. Reklamını yapmak. Pazarlama ve tanıtım yapma eylemi veya aktivitesi. Dikkati bir yöne çekmek (genellikle mal veya hizmet satmak için). İlan vermek.

Advertisement : El duyurusu. Tanıtı. Reklam. Tanıtım. Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. tv. televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence. Bir tiyatro oyununu duyurmak için dağıtılan, oyun, yazar, oyuncular üzerinde bilgi veren küçük boy duyuru. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlan. Duyuru.

Inbreak : Baskın. Zorla girme. Tecavüz. Akın.

Advert : Bahsetmek. Zikretmek. Duyuru (ingiliz ingilizcesi). Dokundurmak. Reklam (ingiliz ingilizcesi). İlan. İma. Reklam. Değinmek. İlan (ingiliz ingilizcesi).

Agression : Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.

Broadside synonyms : attack, board, topside, flier, assault, assailment, lateral, sidewards, laterals, advertising, broadsheet, invasion, laterally, aggressions, throwaway, flanking, circular, obliquely, incursions, sideways, wing, sidewise, assaults, act of assault, flyer, lunged, lunge, aggression, sidelong, askant, stuffer, sideling, incursion.

Broadside zıt anlamlı kelimeler, Broadside kelime anlamı

Miss : Bayan (evlenmemiş). Kız. Kavramamak. Kaçırmak. İsabet etmeme. Iska geçmek. Evli olmayan bayan. Iska. İsabet ettirememek. Anlamamak.

Top : Tepe. (ağaç) tepesini kesmek. Üstünü kapamak. Birinci olmak. Üstünden geçmek (bir yerin). Tavan. Üst kısmını koparmak (bitkinin). Üstünden geçmek. Baş.

Bottom : Dibe dokunmak. Dip koymak. Alttaki. Bir temel üzerine yerleştirmek. Değmek. Alt. Dibe ulaşmak. Kurmak. Ulaşmak. Temeline inmek.

Broadside ingilizce tanımı, definition of Broadside

Broadside kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The side of a ship above the water line, from the bow to the quarter.