Broke türkçesi Broke nedir

Broke ile ilgili cümleler

English: A big fire broke out after the earthquake.
Turkish: Depremden sonra büyük bir yangın patlak verdi.

English: A big animal broke out of the zoo.
Turkish: Büyük bir hayvan, hayvanat bahçesinden kaçtı.

English: "Are you still dating Tom?" "No, we broke up at the beginning of last month."
Turkish: "Tom'la hala çıkıyor musunuz?" "Hayır, geçen ayın başında ayrıldık."

English: "What happened?" "The car broke down."
Turkish: "Ne oldu?" "Araba bozuldu."

English: A burglar broke in while he was asleep.
Turkish: O uyurken içeri bir hırsız girdi.

Broke ingilizcede ne demek, Broke nerede nasıl kullanılır?

Broke down : Went out of working order. Got ruined. Parçalanmış. Çökmüş.

Broke his heart : Onu hayal kırıklığına uğratmış. Kalbini kırmış. Onun için üzülmesine neden olmuş.

Broke in : Lafa karışmak. Terbiye etmek. Sözünü kesmek. Alıştırmak. Zorla girmek.

Broke new ground : Başaran. Keşifler yapan. Gelişme gösteren.

Broke the ice : Birbirini tanımayan insanlar arasında oluşan rahatsız edici duyguları geçmişte bırakma. Buzları kırma.

Broke to the wide : Meteliksiz. Meteliğe kurşun atan. Meteleksiz. Cebidelik.

 

Bedlam broke loose : Kızılca kıyamet koptu.

Fire broke out : Yangın başladı. Alevler patlak verdi.

The partnership broke up : Ortaklık bozuldu. Takım çalışması ruhu sona erdi. İşbirliği sona erdi. İş ortakları kendi ayrı yollarına gitmeye karar verdiler.

Their relations broke off : Aralarındaki bağ kırıldı. İlişkileri koptu. Aralarındaki temas koptu veya sona erdi. İlişkileri bozuldu.

İngilizce Broke Türkçe anlamı, Broke eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Broke ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bankrupted : Mahvetmek. Batırmak. Çökertmek. Müflis. İflas etmiş kimse. Batkın. Borcunu ödeyememiş. İflas. İflas ettirmek.

Brokenly : Parça parça. Kesik kesik. Kırık dökük.

Indigents : Fakir. Sefil. Yoksul. Muhtaç.

Abrupt : Birdenbire oluveren. Ani. Kaba. Tutarsız. Ters. Dik. Birden bir konudan başka konuya geçen (konuşma tarzı). Sürmek. Sarp.

Bankrupt : Borcunu ödeyememiş. Çökertmek. Yükümlülüklerini yapmaya, borçlarını ödemeğe gücü olmayan ve bu nedenle batkınlıklarına karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler. Mahvetmek. Müflis. Batmış. İflas etmiş kimse. İflas ettirmek. İflas.

Incisure : Girinti (bir kemik veya başkaca bir şey üzerinde). Diş. Çentik. İnslsura.

Badly off : Yoksul. Fakir. Şanssız. Eli darda.

Bad off : Eli darda.

Tackless : Çivisiz. Yiyeceksiz. Raptiyesiz. Gıdasız. Tedbirsiz. Pürüzsüz.

Broke synonyms : unstriped, impecunious, belly up, strapped, stone broke, indigent, complimentary, dead broke, cashless, wayless, trackless, clipping, out of order, freer, unlawful, undue, fortuneless, gashes, gashing, empty pockets, pinched, free of charge, incision, improper, water drawer, free of, on the rocks, destitute, penniless, freest, stony broke, cutaway, flat broke.

 

Broke zıt anlamlı kelimeler, Broke kelime anlamı

Rich : Değerli. Bol. Zengin. Pahada ağır. Yoğun. Komik. Bol bol. Canlı (renk). Esprili. Ağır (yiyecek).

Broke ingilizce tanımı, definition of Broke

Broke kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To transact business for another.