Buhar nedir, Buhar ne demek

Buhar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu

"Buhar" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yağmur buhardan olur ama hiç bulutu andırır mı?" - A. Kabaklı

Yerel Türkçe anlamı:

Baca

2.bk. buğur (II)-3.

Erkek deve.

[Bakınız: buharı]

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: buğu]

Bilimsel terim anlamı:

Suyun, ısı etkisiyle gaz halini almış biçimi.

Dönüşül sıcaklığın altındaki gaz evresine verilen genel ad.

İngilizce'de Buhar ne demek? Buhar ingilizcesi nedir?:

steam, vapor

Buhar hakkında bilgiler

Buhar, fizik, kimya ve mühendislikte, buharlaşmış suyu ifade eder. 100 santigrat derece civarındaki sıcaklıkta ve standart atmosferik basınçtaki buhar, saftır, saydam gaz haldedir ve sıvı haldeki sudan 1600 kat daha hacimlidir. Buhar doğal olarak suyun kaynama noktasından daha sıcaktır. Daha yüksek sıcaklıklardaki buhara genel olarak kızdırılmış buhar denir.

Sıvı haldeki su, çok sıcak sıvı bir madde ile temas ettiğinde (örneğin lav veya erimiş metal), çok çabuk olarak buhar haline gelebilir. Buna buhar patlaması adı verilir. Bu patlama, özellikle kapalı alanlarda ani basınç değişikliği nedeniyle, son derece büyük hasarlara sebep olabilir.

Bir buhar makinesi, mekanik iş üretmek için türbin veya pistonun hareketini buharın genişlemesi ile sağlar. Diğer endüstriyel uygulamalarda, buhar genellikle borular boyunca dolaşarak depoladığı enerjiyi ısı transferi ile aktarır. Buhardaki bu depolanmış ısının nedeni suyun yüksek buharlaşma ısısıdır. Mühendisler buhar makinelerini modellemek için ideal termodinamik çevrim olan Rankine çevrimini kullanır.

 

Buhar, endüstri dışında sauna ve hamam gibi yerlerde de sıcaklık ve insanlar üzerindeki terapi etkileri sağlamak için kullanılır.

Buhar ile ilgili Cümleler

  • Aktinyum 3,198°C derecede buharlaşır.
  • Buharlı trenlerin yerini elektrikli trenler aldı.
  • Buhar ısı uygulanmasıyla bir gaz formuna dönüştürülebilir sudur. Bu da, ya doymuş, kızdırılmış, kuru ya da ıslak olabilir.
  • Buhar makinesi endüstride bir devrime yol açtı.
  • Buhar benim gözlüğümü buğulandırdı.
  • Su buharlaştı.
  • Buharlı tren aniden durdu.
  • O Buhara'da yaşıyor.
  • Su sıcak havada daha hızlı buharlaşır.
  • "Su nerede?" "Buharlaştı."
  • O, Buhara'ya gitmek istiyor.
  • Buharlı gemi gözden kayboldu.
  • Bir buhar makinesi onun vasıtasıyla ısının işe dönüştürüldüğü bir makinedir.

Buhar anlamı, kısaca tanımı:

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

 

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Buhar olmak : Yok olmak, kaybolmak.

Buhar kazanı : Buhar elde etmekte kullanılan kazan.

Buhar kurutucusu : Buhar içerisindeki su damlacıklarını ayıran ve kuru buhar elde edilmesini sağlayan araç.

Buhar makinesi : Buhar basıncıyla işleyen makine.

Buhar valfi : Buharlı ısınma sisteminde, kalorifer dairelerinde buhar akışını kesmeye ve dengelemeye yarayan alet.

Doyuran buhar : Kendi sıvısı ile doyma durumunda olan buhar.

Buharkent : Aydın iline bağlı ilçelerden biri.

Buharlaşma noktası : Bir sıvının kaynatılma sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.

Buharlaşmak : Buhar durumuna dönüşmek, buğulaşmak, tebahhur etmek. Yok olmak.

Buharlaştırmak : Bir sıvıyı kaynatarak buhar durumuna getirmek. Bir sıvıyı ince damlacıklar durumunda damıtmak.

Buharlayıcı : Suyu buhar durumuna getiren makine.

Buharlı : Buharı olan. Buhar gücü ile çalışan.

Buharlı gemi : Buhar gücüyle çalışan gemi.

Buharlı ısıtma : Buhardan yararlanılarak yapılmış olan ısıtma.

Buharlı makine : Buharla çalışan makine.

Buharlı tren : Buhar gücüyle çalışan tren.

Buharlı ütü : Çıkardığı buharla çamaşırları kolayca ütüleyen araç.

Dönüş : Dönme işi. Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Fizik : Kişinin dış görünüşü. İnsanın doğal yapısı. Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı.

Kimya : Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey. Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim. Uyum.

Mühendislik : Mühendis olma durumu.

İfade : Deyiş, söyleyiş. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Dışa vurum. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Anlatım.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Buhar basıncı : Belli sıcaklıkta, sıvı ya da katısıyla dengede bulunan buharın gösterdiği basınç.

Buhar borusu : İçinden buhar geçen boru.

Buhar denetir : Buhar basıncına göre denetim sağlıyan aygıt.

Buhar eğrisi : Gaz-sıvı durum çizgelerinde, buhar bölgesiyle çoktürel bölge sınırını belirleyen çizgi.

Buhar ışınları : (astronomi)

Buhar süzgeci : Buhar borusundaki kirlerin aygıtlara girmesini önleyen süzgeç.

Buhar tutucusu : Suyun geçmesini sağlayarak buharı ayıran aygıt.

Buhar türbinleri : (fizik)

Buhara : Baca

Buhara papah : Buhara şehrinde yapılan bir cins başlık

Diğer dillerde Buhar anlamı nedir?

İngilizce'de Buhar ne demek? : n. steam, vapor, vapour [Brit.], exhalation; aura

Fransızca'da Buhar : vapeur [la]

Almanca'da Buhar : n. Dampf, Dunst

Rusça'da Buhar : n. испарение: испарения (PL), пар (M)

adj. паровой