Bulama nedir, Bulama ne demek

  • Bulamak işi.
  • Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez

"Bulama" ile ilgili cümle

  • "Atlar, arabalar, dalkavuklar arasında geçen debdebelerle şimdiki kırk paralık bulama, altmış paralık peynir müşterilerine meram anlatmak arasında ne büyük tezat vardı." - Ö. Seyfettin

Bulama kısaca anlamı, tanımı:

Bulamaç : Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.

Bulamak : Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak.

Arayıp da bulamamak : Beklenmedik iyi bir durumla karşılaşmak.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz : "büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Bol bulamaç : Bol bol, pek çok.

Boyuma göre boy buldum huyuma göre huy bulamadım : "bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Buldum bilemedim bildim bulamadım : "kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez" anlamında kullanılan bir söz.

Çamura bulamak : Kirletmek.

 

Derdini söylemeyen derman bulamaz : "insan sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Elini kana bulamak : Öldürmek.

Gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz : "her şey gerektiği yerde ve zamanda harcanmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

İşten güçten vakit bulamamak : Çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.

Kimi köprü bulamaz geçmeye kimi su bulamaz içmeye : İnsanların nasipleri arasındaki tutarsızlıkları belirten bir söz.

Kuvvet bulamamak : Cesaret edememek.

Meydan bulamamak : Fırsat bulamamak.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Bulamaçlı süreç : Önce bulamaca daldırılıp, sonra yüksek sıcaklıklarda ısıtarak uygulanan örtme işlemi.

Bulamamak : Bulamamak.

Bulamaş : Bulamaç

Bulama ile ilgili Cümleler

  • Tom, söyleyecek başka söz bulamadı.
  • Ali bunu asla bulamayacak.
  • Peki ya onları bulamazsak?
  • Bulamadın, şafak.
  • bulamayacağımı mı sandın seni üzemeyeceğimi mi sandın?
  • Tom'u her yerde aradım ama onu bulamadım.
  • Ali Mary ile konuşmak istiyordu ama onu bulamadı.
  • Tom'un kontak lenslerini bulamadık.
  • Biz Tom'u bulamadık.
 

Diğer dillerde Bulama anlamı nedir?

İngilizce'de Bulama ne demek? : a semi-solid molasses of boiled juice of grapes.

Almanca'da Bulama : der Brei