Bulmak nedir, Bulmak ne demek

"Bulmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım." - Ö. Seyfettin
  • "Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem inanır mısınız?" - S. F. Abasıyanık
  • "Eden bulur."
  • "Ben de bunu akıllıca buldum." - M. Ş. Esendal
  • "Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor." - H. E. Adıvar
  • "Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum." - S. F. Abasıyanık
  • "Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor." - H. E. Adıvar
  • "Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim." - S. F. Abasıyanık
  • "Paramı buldum."
  • "Böylece yılın ortasını bulduk." - R. H. Karay

Bulmak anlamı, kısaca tanımı:

Bula bula bunu bulmak : Var olanların en değersizini seçmek. kötü bir şeye rastlamak.

Buldukça bunar : "bulduğuyla yetinmiyor da daha çoğunu istiyor" anlamında kullanılan bir söz.

 

Bulup buluşturmak : Çaba göstererek bir şeyler sağlamak.

Bultak : Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu.

Yolbul : Yol ve belirlenen yeri bulma işi, navigasyon.

Yönbul : Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu, oryantiring.

Bulma : Bulmak işi.

Abes bulmak : Gereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek.

Açığını bulmak : Kasıtlı olarak yaptığı yanlışı veya hileyi yakalamak.

Afiyet bulmak : İyileşmek, sağlığını kazanmak.

Alıcı bulmak : Müşteri bulmak.

Aman bulmak : Kurtulmak.

Antipatik bulmak : Sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak.

Arasını bulmak : Araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak.

Arka bulmak : Bir koruyucu, kayırıcı bulmak.

Az bulmak : Yeterli görmemek, az saymak, azımsamak.

Bahane bulmak : Bir işi yapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek.

Beka bulmak : Ölmezlik erdemine ulaşmak, ölümsüzleşmek.

Belasını bulmak : Hak ettiği cezayı görmek.

Bir kolayını bulmak : Kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak.

Bir yolunu bulmak : Çare bulmak, çözüm üretmek.

Bokunda boncuk bulmak : Birine hak etmediği hâlde çok değer vermek.

Can bulmak : Dirilmek, canlanmak.

Cezasını bulmak : Hak ettiği kötü sona uğramak.

Damarını bulmak : Hoşlanabileceği biçimde davranıp uysallığını sağlamak.

Derdine deva bulmak : Sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek.

Dibini bulmak : Aslına veya sonucuna ulaşmak. içindekini tüketmek.

Doğru bulmak : Uygun görmek, onamak.

Doyurucu bulmak : Yeterli görmek.

 

Etrafı boş bulmak : Kendisini engelleyecek kimse olmamak.

Ettiğini bulmak : Yaptığı kötü davranışın karşılığını görmek.

Felah bulmak : Kurtulmak, onmak.

Fena bulmak : Ölmek, yok olmak.

Fırsat bulmak : Uygun, elverişli zaman bulmak.

Formül bulmak : Bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak.

Garip bulmak : Yadırgamak, tuhaf ve anlaşılmaz olarak nitelemek.

Gökte ararken yerde bulmak : Çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi birdenbire bulmak.

Haddikifayeyi bulmak : Yeterince olmak.

Haklı bulmak : Davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek.

Haksız bulmak : Bir iddiayı, düşünceyi, davranışı doğru ve yerinde bulmamak.

Havasını bulmak : Keyiflenmek, neşelenmek.

Hitam bulmak : Sona ermek, bitmek.

Husul bulmak : Husule gelmek.

Huzur bulmak : Ruhsal yönden rahatlamak.

İnkıraz bulmak : Batmak, çökmek, dağılmak, yok olmak, son bulmak.

İnşirah bulmak : İç açılmak, ferahlamak.

İşin ortasını bulmak : Ortak bir noktada anlaşmak.

İstikrar bulmak : Karar kılmak. yerleşmek.

Kabahati bulmak : Bir kusur, suç aramak.

Kafa bulmak : Alay etmek.

Kafayı bulmak : Sarhoş olmak.

Karar bulmak : Kararlı bir durum almak. yatışmak.

Kemal bulmak : Kemale ermek.

Kendini bir yerde bulmak : Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.

Kendini bulmak : Maddi ve manevi konularda durumunu düzeltmek. kendine gelmek. kişilik kazanmak.

Kendini kapının dışında bulmak : Kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak.

Kıvamını bulmak : Gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, en uygun anında olmak.

Koca bulmak : Kız veya kadın kendisi ile evlenecek bir erkek bulmak.

Kolayını bulmak : Kolay bir biçimde yapma yolunu bulmak.

Komik bulmak : Gülünç saymak.

Kör şeytandan bulmak : Kaderi kötü olmak.

Kucağında bulmak : Beklemediği bir durumla karşı karşıya kalmak.

Kulpunu bulmak : Yapılacak uygunsuz bir iş için, yasallığı tartışılabilecek bir çözüm yolu bulmak.

Kusur bulmak : Bir şeyin eksikliğini, özrünü görmek. gereğinden çok titiz ve hoşgörüsüz davranmak.

Layığını bulmak : Hak ettiği cezayı bulmak. dengini, yaraşır eşini bulmak.

Mazeret bulmak : İçinde bulunulan durumu açıklayacak bir sebebi ortaya koymak.

Mevlasını bulmak : İstediğini elde etmek.

Meydanı boş bulmak : Kendisini engelleyecek kimse görmeyerek aşırı davranışlarda bulunmak.

Moral bulmak : Yürek gücünü, maneviyatını güçlendirmek.

Münasip bulmak : Uygun olduğunu, yerinde görüldüğünü kabul etmek.

Muvafık bulmak : Uygun görmek kabul etmek.

Necat bulmak : Kurtulmak.

Neşesini bulmak : Neşeli bir duruma gelmek, neşelenmek.

Neşvünema bulmak : Gelişmek.

Noksan bulmak : Beğenmemek, uygun bulmamak.

Ortasını bulmak : Ilımlı derecesini bulmak, uzlaştırmak.

Papazı bulmak : Beklemediği kötü bir sonuçla karşılaşmak, belasını bulmak.

Pundunu bulmak : Punduna getirmek.

Revaç bulmak : Geçerli ve değerli sayılmak.

Sabahı bulmak : Bir şey sabaha kadar sürmek. sabahlamak.

Salah bulmak : Düzelmek, iyileşmek, onmak.

Şifa bulmak : İyi olmak, onmak.

Şifayı bulmak : Hastalanmak veya hastalığı artmak.

Şöhret bulmak : Ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek.

Son bulmak : Bitmek, tükenmek.

Sübut bulmak : Tanıtlanmak, ispat edilmek.

Şüyu bulmak : Herkes tarafından duyulmak, yayılmak.

Tadını bulmak : Tadı yerine gelmek.

Tadını tuzunu bulmak : Kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak.

Tam adamını bulmak : En uygun kişiyi seçmek. en uygunsuz kişiyi seçmek.

Tamam bulmak : Bitmek, sona ermek.

Tavını bulmak : İş vb. için en uygun şartları yakalamak.

Teselli bulmak : Avunmak.

Ucunu bulmak : Sona erdirmek, kolayını bulmak.

Üstün bulmak : Bir şeyi veya kimseyi başkasından daha değerli bulmak veya görmek.

Uygun bulmak : Yakışır, yaraşır görmek.

Vesile bulmak : Sebep yaratmak, bahane göstermek.

Vücut bulmak : Oluşmak.

Vuku bulmak : Olmak, meydana gelmek.

Vusul bulmak : Ulaşmak, varmak.

Yatkın bulmak : Uygun görmek.

Yer bulmak : Bir kimse bir işe, görev yapacağı bir yere yerleşmek. oturacak yer sağlamak.

Yerinde bulmak : Doğru olduğunu kabul etmek.

Yerini bulmak : Kendine yakışan makamı, durumu bulmak. uygun olan yerde olmak.

Yol bulmak : Çare bulmak.

Yolunu bulmak : Yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak.

Yüz bulmak : İlgi ve yakınlık görmek.

Zeval bulmak : Bozulup yok olmak, çökmek.

Arama : Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi. Aramak işi, taharri.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Karşılaşmak : İki sporcu veya iki takım yarışmak. Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak.

Geçirmek : Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Etmek, yapmak. Vurmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Giymek, giyinmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Birine kötü söz söylemek. Zaman harcamak. Hastalık bulaştırmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek.

Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Çıkarmak : Boşaltmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Resim yapmak. Sonunu getirmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Hatırlamak. Yayımlamak. Sağlamak, elde etmek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Yapmak, üretmek. Söylemek. Gidermek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Bulmak, ortaya koymak. Fotoğraf çektirmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sunmak. Göstermek. Yollamak, göndermek.

Bir : Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Aynı, benzer.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Etmek : Kötülükte bulunmak. Eşit değer kazanmak. Herhangi bir değerde olmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Demek, söylemek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek.

Kavuşmak : Katılmak. Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek. Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek. Varmak, ulaşmak. Bir araya gelmek, birleşmek. Güneş batmak.

Nail : Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.

Olmak : Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bulunmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yol açmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yitirmek, elinden kaçırmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Uymak, tam gelmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Sürdürmek, yürütmek. Sarhoş olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Herhangi bir durumda bulunmak. Geçmek, tamamlanmak.

Seçmek : Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak. Farklı görmek, üstün görmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak.

Sağlamak : Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Temin : Gerçekleştirme. Korkusunu giderme, inanç verme. Sağlama, elde etme.

Uğramak : Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek. Kötü duruma konu olmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak. Cin, peri çarpmak. Yaklaşmak. Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak.

Hatırlamak : Anımsamak.

Bulmak ile ilgili Cümleler

  • Emekli olduktan sonra yapacak bir şey bulmak zorundayım.
  • Bulmak zorundayız.
  • Beni bulmakta herhangi bir sorun yaşamazsın.
  • Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.
  • Bulmak için zor bir insansın.
  • Bulmak istemediğin bir şeyi aramaya gitme.
  • Tom'un bana neden yalan söylediğini bulmak istiyorum.
  • Bulmak zorunda kalacağız, değil mi?
  • Odamda bir hırsız bulmak için uyandım.
  • Hayatta kalanları bulmak için büyük bir arama vardı.
  • O onlara bir ev bulmak için zahmete girdi.

Diğer dillerde Bulmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bulmak ne demek? : v. find, invent, discover, hit, reach, meet, obtain, ascertain, clear up, cogitate, contrive, devise, go for, happen on, happen upon, procure, provide with, reason, strike, strike out, study out, turn up

Fransızca'da Bulmak : trouver, rencontre; découvrir, dénicher

Almanca'da Bulmak : v. aufgabeln, aufstechen, auftreiben, auftun, ausfindig machen, befinden, betragen, bloßlegen, erdenken, erfinden, ermitteln, erraten, finden, herausfinden, vorfinden

Rusça'da Bulmak : v. заставать, отрывать, находиться, подыскивать, отыскивать, докапываться, находить, откапывать, снискать, обнаруживать, разгадывать, усматривать, вычитывать, урывать, попадать, застать, оторвать, найтись, подыскать, отыскать, докопаться, найти, откопать, обнаружить, усмотреть, в`ычитать