Bulunmak nedir, Bulunmak ne demek

  • Bulma işine konu olmak
  • Bir yerde olmak.
  • Herhangi bir durumda olmak.

"Bulunmak" ile ilgili cümleler

  • "Yerde para bulundu."
  • "Az sonra ikramda bulunmak için mutfaktan çıktığında, gençlerin avluda konuştuklarını gördü." - A. Kulin
  • "İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu." - Atatürk

Bulunmak anlamı, tanımı:

Bulunma : Bulunmak işi.

Atılı bulunmak : Ertelenmiş olmak.

Başsağlığında bulunmak : Başsağlığı dilemek.

Borçlu bulunmak : Borçlu duruma düşmek.

Boş bulunmak : Söylenmesi sakıncalı olan bir şeyi söyleyivermek. dikkatsiz ve dalgın bulunmak.

Çorbada tuzu bulunmak : Bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.

Darda bulunmak : Bir şeyin sıkıntısını çekmek.

Duyuruda bulunmak : Duyurmak.

Elinde bulunmak : O şeye sahip bulunmak.

Eylemde bulunmak : Toplu hâlde hareket etmek.

Faaliyette bulunmak : Çalışma içine girmek.

Girişimde bulunmak : Davranmak, teşebbüs etmek.

Hazır bulunmak : Bir yerde var olmak, kendi bulunmak. bir şeyi hemen yapabilecek durumda olmak.

İhtarda bulunmak : İhtar etmek.

İhtiyatlı bulunmak : Beklenmedik sonuçlara karşı hazırlıklı olmak.

İkramda bulunmak : Bir şey ikram etmek.

İnayette bulunmak : İnayet etmek.

İstirhamda bulunmak : İstirham etmek.

 

İthamda bulunmak : İtham etmek.

İzahatta bulunmak : İzahat vermek.

Karşılıkta bulunmak : Cevap vermek.

Katkıda bulunmak : Bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile yardım etmek.

Kehanette bulunmak : Kâhinlik etmek.

Keramette bulunmak : Doğaüstü olaylar ortaya koymak.

Maruz bulunmak : Bir olayın veya bir durumun etkisinde bulunmak.

Mukabelede bulunmak : Karşılık vermek.

Mukarrer bulunmak : Kararlaşmak.

Münasebette bulunmak : Cinsel ilişkiyi gerçekleştirmek. ilişkisi olmak. ilişki kurmak.

Müracaatta bulunmak : Müracaat etmek.

Mütalaada bulunmak : Görüş veya düşünce ileri sürmek.

Nasihatte bulunmak : Nasihat etmek.

Öğütte bulunmak : Öğüt vermek.

Öneride bulunmak : Önermek, teklif etmek.

Ricada bulunmak : Rica etmek.

Şehadette bulunmak : Tanıklık etmek.

Serzenişte bulunmak : Yakınmak.

Silahaltında bulunmak : Askerlik görevini yapmak.

Sitemde bulunmak : Sitem etmek.

Suç duyurusunda bulunmak : İlgiliye, ilgili makama suçu bildirmek.

Tarizde bulunmak : Sözle sataşmak, taşlamak.

Tazarruda bulunmak : Tanrı'ya yakarmak.

Tebligatta bulunmak : Bildirim yayımlamak, bildirimden haberdar etmek, bildirim göndermek.

Tedarikte bulunmak : Hazırlık yapmak.

Temasta bulunmak : Temas etmek.

Temennide bulunmak : Dilemek.

 

Tepkide bulunmak : Tepki göstermek.

Tetik bulunmak : Tetikte bulunmak.

Tevdiatta bulunmak : Para yatırmak.

Ucunda bulunmak : Kötü bir şeye sebep olmak.

Vaatte bulunmak : Söz vermek.

Yardımda bulunmak : Yardım etmek.

Yürürlükte bulunmak : Bir kanun veya bir karar uygulama alanında olmak.

Zan altında bulunmak : Bir şeyle suçlanmak, sanık durumunda olmak.

Zehapta bulunmak : Vesveseye kapılmak, kuruntu içinde olmak.

Bulma : Bulmak işi.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Konu : Üzerinde konuşulan şey, bahis. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje.

Olmak : Bulunmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Herhangi bir durumda bulunmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Geçmek, tamamlanmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Uymak, tam gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sarhoş olmak. Yol açmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek.

Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

Bir : Aynı, benzer. Sadece. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Bulunmak ile ilgili Cümleler

  • Keşke Arapça katkıda bulunmak isteyen birisi olsa.
  • Özgürlük Anıtı New York'ta bulunmaktadır.
  • Anlamadan yargıda bulunmak istemiyorum.
  • Tom, Mary'ye yardımda bulunmak istedi.
  • Ben resmi bir şikayette bulunmak istiyorum.
  • Bir transfer talebinde bulunmak istiyorum.
  • Ali bulunmak istemiyor.

Diğer dillerde Bulunmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bulunmak ne demek? : v. be, exist, stand, be present, be situated, have, present oneself, reside

Fransızca'da Bulunmak : se trouver, exister, être présent, figurer, siéger, résider dans

Almanca'da Bulunmak : v. befinden: sich befinden, begegnen, bestehen, sein, stecken, stehen, vertreten

Rusça'da Bulunmak : v. сидеть, стоять, находиться, обнаруживаться, помещаться, быть, пребывать, иметься, водиться, пробыть, бывать, заключаться, отстаивать, оказывать, найтись, обнаружиться, заключиться, отстоять, оказать