Burs nedir, Burs ne demek

Burs; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para
  • Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.

"Burs" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Öğrenimini tamamlaması için devlet bursuyla Almanya'ya gönderiliyor." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Sis.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para.

İngilizce'de Burs ne demek? Burs ingilizcesi nedir?:

bursary, scholarship

Burs hakkında bilgiler

Burs, resmî ya da özel kurum ve kuruluşlar tarafından ihtiyaç sahiplerine karşılıksız olarak verilen maddi yardım ve destektir.

Burslar özellikle öğrencilere verilir. Ayrıca ihtiyaç sahibi kişilere de verilmektedir. Hiçbir resmî ve özel kurum ve kuruluşun burs verme zorunluluğu yoktur. Bununla birlikte gerçek ya da tüzel kişilerin isteğine bağlı olarak verilir.

İslam'daki zekat uygulamasına benzer ve uygun bir uygulama olup toplumsal dayanışmayı sağlayan bir yardımdır. Toplumda dayanışmayı arttırdığı gibi verilen Fulbright bursu gibi uluslararası burslarla bu dayanışma ve kardeşlik toplumlararası bir durum alır.

 

Burs ile ilgili Cümleler

  • Ben burs kazandım.
  • Burs onun yurt dışında eğitim yapmasını sağladı.
  • Burs çalışmalarıma devam etmemi mümkün kıldı.
  • Burslar geçen yıl olduğu gibi bu yaz aynı öğrencilere verilmiş değil.
  • Burs çalışmalarıma devam etmek için bana bir fırsat verdi.
  • O sıkı çalışarak bir burs kazanmayı başarmayı umuyor.
  • Ali bir burs sayesinde üniversiteye gidebildi.
  • O burslu okudu.
  • Ali burs aldı.
  • Burs için başvuracağım.
  • Ali muhtemelen bursu kazanacak.
  • Eileen çok iyi bir öğrenciydi. O Syracuse Üniversitesinde okumak için bir burs kazandı.
  • Burs bana, eğitimime devam etme imkanı verdi.

Burs anlamı, tanımı:

Öğrenci : Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse. Özel ders alan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt.

Kuruluş : Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.

Bursa : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Burslu : Burs alan, bursu olan, bursiyer.

Burssuz : Burs almayan, bursu olmayan.

 

Öğrenim : Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılmış olan çalışma, tahsil.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Bilgi : Bilim. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.

Görgü : Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim. Görmüş olma durumu.

Artırma : Açık artırma. Artırmak işi.

Devlet : Bu tüzel varlığın yönetim organları. Talih. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.

Para : Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri.

Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Bursa buğdayı : İri, açık sarı taneli buğday.

Bursa fabricius : [Bakınız: Fabricius kesesi] Kuşlarda columna vertebralis ile cloaca arasında, mediyan ve retroperitoneal olarak bulunan ve B lenfositlerinin gelişiminden sorumlu yuvarlak veya armut biçimindeki lenfoid organ, Fabricius kesesi.

Bursa kalkanea subtendinea : M. flexor digitalis pedis superficialis'in kirişi ile tuber calcanei arasında bulunan boşluk.

Bursa kopulatriks : Kimi nematod gruplarının erkeklerinde bulunan, özellikle strongilid nematodlarda iyi gelişmiş olan ve çiftleşme sırasında erkeğin dişiyi kavramasını sağlayan lobuler oluşum.

Bursa omentalis : Omentum kesesi.

Bursa ovarika : Yumurtalık kesesi.

Bursa seminalis : (Lat. bursa: kese; semen: tohum) Dişi genital kanatlardaki döllenme odası.

Bursa sinovyalis : Kaslar için eklem sıvısıyla dolu kaygan yastık.

Bursa subkutanea : Derinin sert oluşumlar üzerinde hareket etmek zorunda olduğu yerlerde, derinin altında bulunan siynovyal keseler.

Bursa testikularis : Corpus epididymidis ile testisin margo epididymalis'i arasında yer alan kese.

Diğer dillerde Burs anlamı nedir?

İngilizce'de Burs ne demek? : [bur] n. metallic noise; sound made by cars; guttural pronunciation of "r"; rough edge; prickly seed pod

n. scholarship, bursary, grant, studentship, exhibition

Fransızca'da Burs : bourse [la]

Almanca'da Burs : n. Stipendium

Rusça'da Burs : n. стипендия (F)