Cılbır nedir, Cılbır ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yoğurtlu yumurta.

Et, ıspanak ve yumurtadan yapılan yemek.

Soğan, domates ve et suyu ile yapılan sulu yemek.

Makarna ve erişteden yapılan sulu yemek.

Yağda kızartılmış balık üstüne limon ve sarmısak dökülerek yapılan yiyecek.

[Bakınız: çılbır].

Manda ve öküzleri yürütmek için çenelerinin altına gelecek şekilde konulan sivri demir.

Satılan hayvanın ipi için alınan para.

Yırtık pırtık.

Hayvanların yular başlığının çene altındaki halkasına bağlanan ip veya takılan zincir.

Yulara takılan ip.

Yoğurtlu yumurta.

Teknik terim anlamı:

Merkep yuları. (Kamanlar Güdül Ankara).

[Bakınız: çılbır].

Cılbır kısaca anlamı, tanımı

Cılbır aşı : Bir çeşit sebze yemeği

Cılbır parası : Satılan hayvanın yularına verilen para.

Cılbıra : Soğan, domates ve et suyu ile yapılan sulu yemek.

Cılbıraz : İnce.

Cılbırı : Bulgur ve patatesten yapılan sulu yemek.

Cılbırt : Saçta pişirilen buğday, arpa, çavdar ekmeği.

Yırtık pırtık : Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, eski püskü.

Sulu yemek : Tencerede ve kendi suyu içerisinde pişirilen yemek türü, tencere yemeği.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

 

Yoğurtlu : İçine yoğurt katılmış, içinde yoğurt bulunan.

Bağlanan : Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent.

Yürütmek : Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak. Habersiz olarak almak, çalmak. Kabul edilmesi ya da tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak.

Kamanlar : Ankara şehrinde, Güdül ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Sarmısak : [Bakınız: sarımsak].

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Yürütme : Yürütmek işi. Uygulama işi, icra. Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Kızartı : Kızarmış yer.

Gelecek : Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati. Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel.

Ispanak : Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki (Spinacia oleracea).

Diğer dillerde Cıf anlamı nedir?

İngilizce'de Cıf ne demek ? : cost, insurance and freight, cif