Cıllak nedir, Cıllak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Oyunbozan, mızıkçı.

Hoppa.

[Bakınız: cücük].

Bir senelik piliç.

İnce ve pürüzlü ses.

İnce ve sürekli sesle bağırıp ağlayan.

Cıllak anlamı, kısaca tanımı

Cılla : Sonuna kadar anlamında kullanılır

Cıllakı : Onu bunu rahatsız eden çocuk.

Oyunbozan : Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan (kimse), mızıkçı. Çeşitli sebeplerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan (kimse), ordubozan, mızıkçı.

Pürüzlü : Pürüzü olan. Boğuk ve bozuk (ses). Karışık, güç (durum, iş).

Mızıkçı : Oyunbozan.

Senelik : Yıllık.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Bağır : Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.

Mızık : Sözünde durmayan, cayan. Ufak kalmış, büyüyememiş meyve. Cılız kalmış tahıl. Dölü iri ve iyi olmayan erkek hayvan. Zayıf hayvan. Arıların en son olan cansız yavruları. Cıvık. İyi pişmemiş ekmeğin hamur kalmış yeri. Çinkodan yapılmış su kabı. Gönül, can. Oyunbozan.

Pürüz : Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur. Engel, güçlük.

 

Piliç : Tavuğun küçüğü, erginleşmemiş tavuk veya horoz. Genç, güzel ve alımlı kız veya kadın.

Cücük : Tomurcuk. Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Kuş yavrusu. Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası.

Hoppa : Yaşına uymayan davranışlarda bulunan, delişmen, serbest, koket, ağırbaşlı karşıtı.

Mızı : Pişmeyen et ve benzerleri şeyler. Çıra.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Pili : Kumaş, kâğıt vb.nde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım, kırma. Her türlü kıla verilen ad.

Bağı : Büyü. Hayvanların ayağının altında, zorlamadan ileri gelen şiş, ur.

Pürü : Ardıç ve çam ağaçlarının yapraklı ince dalları, ağaçların budanmış ince dalları. Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. [Bakınız: pür]. Çam dalı, yaprağı: Pürü topla da ateş yakalım.

Sene : Yıl.

Diğer dillerde Cılız ana ışık anlamı nedir?

İngilizce'de Cılız ana ışık ne demek ? : low key