Casts türkçesi Casts nedir

  • Döküm.
  • Alçı (medikal tıp terimi).
  • Voli.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Çarpıklık.
  • Boşaltım (hayvanlarda).
  • Eğrilik.
  • Rol alanlar.
  • Cins.
  • Zarda gelen sayı.
  • Tip.
  • Dökümcülük.
  • Oyuncular.
  • Çeşit.
  • Az bir miktar.
  • Tubuluslara gelen proteinlerin burada suyun geri emilmesi, asitliğin artması, yüzey geriliminin azalması gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal faktörlerle pıhtılaşarak sertleşmesi sonucu oluşan, idrara geçen ve tanıda kullanılan organik yapılar.
  • Ton.
  • Yöntem.
  • Kalıp.
  • Zoka.
  • Biçim.
  • Fırlatma.
  • Silindirler.
  • Nüans.
  • Olta iğnesi.
  • Rol dağıtımı.
  • Atma.

Casts ile ilgili cümleler

English: All forecasts have a certain degree of uncertainty.
Turkish: Bütün tahminler belirli bir ölçüde belirsizlik içerirler.

English: Television could be an important source of culture, and its educational broadcasts are valued in many schools.
Turkish: Televizyon önemli bir kültür kaynağı olabilir, ve eğitim yayınlarına birçok okulda değer verilmektedir.

English: Ali likes to listen to podcasts.
Turkish: Ali podcast dinlemekten hoşlanıyor.

English: That TV station broadcasts only movies.
Turkish: O TV istasyonu sadece film yayınlamaktadır.

English: The radio station broadcasts a very strong signal.
Turkish: Radyo istasyonu çok güçlü bir sinyal yayıyor.

 

Casts ingilizcede ne demek, Casts nerede nasıl kullanılır?

Fiber glass casts : Küçük ve büyük hayvanlarda ayağın pamukla iyice desteklenmesinden sonra sargı beziyle sarılması ve uygun bölgelere pvc destek konulduktan sonra yeniden sargı beziyle sarılarak üzerine plaster yapıştırılması esasına dayanan bir bandaj türü. Pvcli bandaj.

Hyaline casts : Böbrek hastalıklarında glomerüler filtreyi geçen proteinlerin tubulus lümenlerinde birikmeleri sonucu oluşan, pembe renkli bir örnek yapılar. Hiyalin silindirleri.

Broadcasts : Yayımlamak. Yaymak. Yayın yapmak (radyo ve televizyon terimi). Duyurmak. Yayınlar. Saçmak. Ekmek (tohum).

Colorcasts : Renkli olarak yayınlanan televizyon programı (ayrıca colourcast). Renkli televizyon yayını.

Density forecasts test : Yoğunluk öngörü sınaması.

Downcasts : Üzüntülü. Havalandırma bacası. Neşesiz. (gözler) yere doğru bakan. Mahzun. Hava kuyusu. Hüzünlü. Üzgün. Aşağıya yönelmiş. Kederli.

Recasts : Değiştirmek. Değiştirme. Yeni bir biçime sokmak. Yeniden dökme. Değişiklik yapmak. Yeniden dökmek. Şeklini değiştirmek. Yeniden biçimlendirme. Yeniden biçimlendirmek. Değişiklik.

Simulcasts : Radyo ve televizyondan aynı anda yayınlanan yayın. Aynı anda yayınlamak (program).

Overcasts : Kenarını bastırmak. Sülfile yapılmış. Bulutla kaplamak. Kapanmak. Bulutlu. Bulanık. Kapalı hava. Sülfile yapmak. Kasvetli. Kaplama.

 

Rebroadcasts : Yeniden yayımlamak. Naklen yayınlamak. Tekrarlamak. Tekrar yayınlamak. Naklen yayın. Tekrarlanan (radyo veya televizyon programı).

İngilizce Casts Türkçe anlamı, Casts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Casts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pitching : Düşmek. Sokaklarda satmak. Yerleştirmek. Kurmak. Atmak. Sunmak (mal). Kur yapmak. Sendelemek. Yunuslama.

Bragging : Palavra. Övüngen. Övünme. Tıraş. Kibirli.

Conformations : Uydurma. Uyma. Adaptasyon. Uygunluk. Uyarlama. Uyuşum. Şekil. Yapı. Tatbik.

Conformation : Uyarlama. Şekil. Tatbik. Bir molekülde molekülün kovalent yapısında değişiklik olmaksızın, tek bağlarda atomların dönüşüyle üç boyutlu düzenlenme. bir konformasyondan diğerine dönüşte kovalent bağların parçalanması ya da oluşmasına gerek yoktur. Uygunluk. Vücudun yapı, biçim ve orantısı. moleküllerin uzayda doğal olarak sahip oldukları üç boyutlu yapı. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Konformasyon. Örgensel özdeciğin, kimyasal bağları değişmeden, az bir erke ayrımı ile alabildiği biçimlerin her biri. Konoluşum.

Pouring : Akıtma. Sel gibi. Şakır şakır. Boşaltma (sıvı vb dökmek). Dökme. Boşaltma.

Ejection : Çıkarma. Fışkırtma. Uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Fırlama. Salgı. Dışarı atma. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması. Ejeksiyon. Tahliye.

Colour : İçyüzü. Boya renklendirmek. Etkilemek. Dış görünüş. Çarpıtmak. Maske. Canlılık. Renk. Renk duyumu.

Figure : Endam. Çizge. Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye ve birkaç değişken arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgisel anlatım türü. Şekillendirmek. Sanmak. Saymak. Şekil. Sayıları gösteren simgelerden her biri. Süslemek. Şahıs.

Gathering : Toplanma. Kalabalık. Topluluk. Meclis. Şiş. Yabanıl meyveleri, ot tohumlarını, kökleri, yumru köklü bitkileri, küçük hayvanları, deniz kabuklarını, böcekleri, yabanıl balları, ağaçların öz sularını vb. toplamaya dayanan; genellikle avcılıkla birlikte yapılan, fakat avcılıktan daha basit bir tekniği gerektiren, insanlığın en eski besin elde etme yolu. Çıban. Toplayıcılık. Toplantı. Cerahat.

Brick : Tuğla döşemek. Mert kişi. Bir karton sigara. Tuğla. Tuğla ile örmek. Tuğla (genellikle deliksiz veya boşluksuz). Tuğla biçiminde herhangi bir şey. Tuğladan yapılmış. İyi dost.

Casts synonyms : supporting players, cast of characters, a band, a modicum of, format, launchings, expression, cake, manner, methodology, deviancy, fashions, ejections, hurls, matrice, gateway, eidos, dies, fishhook, assortments, mechanism, breeds, spinners, chord, plummets, launching, a clay, bugger, smelteries, nuances, description, formating, genus.