Cats türkçesi Cats nedir

  • Dedikoducu kadın.
  • Kesinti.
  • Kedigiller.
  • Caz meraklısı kimse.
  • Kinci kadın.
  • Kedi soyundan hayvan.
  • Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Kedi.
  • Pisi (argo terim).
  • Bir filmde yapımcı ya da yönetmenin isteği dışında, genellikle denetleme sonucu, bazen de dağıtımcı ya da oynatımcılarca yapılan budama.
  • Memeliler (mammalia) sınıfının, etçiller (carnivora) takımının, yarık ayaklılar (fissipedia) alt takımının, kedimsiler (herpestoidea) üst familyasından, köpek dişleri iyi gelişmiş, çeneleri kuvvetli, vücutları yumuşak tüylerle kaplı, bacakları nispeten kısa, tabanlarında gürültü çıkarmadan yürümeye yarayan yastıklar bulunan, tırnakları kanca şeklinde, iyi tırmanabilen bir familya.
  • Griva palangası.

Cats ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary have three cats and two dogs.
Turkish: Ali ve Mary'nin üç kedi ve iki köpeği var.

English: "Whose cats are these?" "They are Fatima's."
Turkish: -Bu kediler kime aitler? - Onlar Fatıma'ya ait.

English: According to folktales, cats have nine lives.
Turkish: Halk hikayelerine göre kediler dokuz canlıdır.

English: Ali doesn't like cats and Mary doesn't either.
Turkish: Ali kedileri sevmez ve Mary de.

English: Ali chased the cats out of his house.
Turkish: Ali kedileri evin dışına kovaladı.

 

Cats ingilizcede ne demek, Cats nerede nasıl kullanılır?

Cats and dogs : Satış hacmi küçük olan ve yatırım değeri bulunmayan, düşük fiyatlı spekülatif hisse senetlerini tanımlamak için wall street’de kullanılan terim. Kediler ve köpekler. Çok büyük miktarlarda.

Cats cradle : Bir çocuğun parmaklarından bir diğer çocuğunkine geçirilen birleşik döngü içerisindeki ip halkaları oyunu.

Cats eye : (ingiliz ingilizcesi) yol reflektörü. Değerli bir taş türü. Kedi gözleri. Bir kedininkine benzeyen gözler. Kedi gözü.

Cats have nine lives : Birsürü felaketten kurtulma yetenekleri olduğu varsayılan kediler. Kediler dokuz canlıdır.

Cats paw : Başkasının aleti olan. Hafif rüzgar.

Catsup : Baharatlı domates sosu. Domates sosu. Ketçap.

Catskills : New york eyaletinin (abd) doğusunda bulunan ve bir tatil yeri olarak bilinen dağlık bölge. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Rain cats and dogs : Şakır şakır yağmak. Bardaktan boşalırcasına yağmak. Yağmur boşanmak. Gök delinmek. Bardaktan boşanırcasına yağmak. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmak.

Catseye : Üzerinde daireler olan misketlerle misket oynama. Değerli bir taş türü.

Cats valerian : Kedi otugiller (valerianaceae) familyasından, çiçekleri ışınsal simetrili ve beyaz renkli, tüylü aken tipi meyveleri olan, çok yıllık, basit gövdeli bitkiler. Kedi otu.

İngilizce Cats Türkçe anlamı, Cats eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cutback : Eksiltme. Azaltma. Hikayede geriye dönüş. Düşüş. Kesme. Katbek. İndirim.

 

Cutbacks : Düşüş. İndirim. Hikayede geriye dönüş. Eksiltme. Katbek. Kesme. Azaltma.

Substraction : Tarh. Vergi idaresinin çeşitli biçimlerde belirlediği matraha vergi tarifelerinin uygulanmasıyla vergi borcunun hesaplamasına yönelik idari işlem. Çıkarma.

True cat : Gerçek kedi.

Moggy : Kedi (brit).

Pussy : Pisi pisi. Kadın cinsel organı. Am. Pisipisi. Kab. Korkak. Pişik. Pıtış. Amcık.

Felines : Kedilere ait. Kurnaz. Kedi gibi. Kedi cinsinden hayvan. Kedigil.

Stoppages : Durgu. Tıkanma. Durma. Alıkoyma. Tıkanıklık. Peklik. İşi durdurma. Kesme. Stopaj.

Cat : İstifra etmek. Kusmak. Kedigiller familyasından evlerde beslenebilen küçük memeli. avcı, zaman zaman bitkisel gıdalar da tüketebilen etçil hayvan. Pişik.

Felid : Kedigil. Kedi ailesi üyesi.

Cats synonyms : quat, arabian tea, house cat, felis catus, qat, felis domesticus, african tea, stimulant, puss, mog, dockage, haircut, kitties, intermission, pussycat, pussies, interruption, wildcat, pussycats, subtraction, stimulant drug, dockages, deduction, felidae, deductions, stoppage, kitty, domestic cat, pusses, khat, feline, interruptions, excitant.

Cats zıt anlamlı kelimeler, Cats kelime anlamı

Man : Adam atamak. Belirli bir iş için yeterince insan olmak. Adam. Yeterince insan olmak. Görev yapmak. Adam yerleştirmek. Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı. Adamla donatmak. Erkek.

Sane : Akıllıca. Akıllı. Mantıklı. Aklı başında. İyi düşünebilen. İnsaflı. Makul. Akla yatkın.