Cesaret nedir, Cesaret ne demek

Cesaret; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Cesaret" ile ilgili cümle

  • "Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar." - N. Cumalı

Cesaret hakkında bilgiler

Cesaret, aynı zamanda yiğitlik, kararlılık, ataklık, ve dayanıklılık özelliklerini de içeren, korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneği.

"Fiziksel cesaret" fiziksel bir acı, zorluk veya ölüm tehlikesi ile yüzleşme sırasındaki cesareti tanımlarken, "ahlaki cesaret" çoğunluk muhalefeti, utanç, skandal veya şevk kırıcılığı karşısında etik davranmayı ifade etmektedir.

Cesaret ile ilgili Cümleler

 
 
  • Tom'un çok cesareti var.
  • Cesaret ediyorsan!
  • Cesaret verici bir haberimiz var.
  • Tom'un onu yapmak için cesareti yok.
  • Cesaret ettim fakat anlık bir hata sonsuza kadar sürecek vahameti getirebilirdi.
  • Cesaret harika bir özelliktir.
  • Cesaret ve siz mi, kahpe karı gibisiniz!
  • Cesareti ona ün kazandı.
  • Tom'un Mary'ye doğruyu söyleyecek cesareti yoktu.
  • Cesaret, herkes için gereklidir.
  • Onun sözleri cesaretimi yeniledi.
  • Artık hiç kimsenin onu yapmak için cesareti var gibi görünmüyor.
  • Ali Mary'yi kendini polise ihbar etmesi için cesaretlendirdi.
  • Onu sevdiğini söylemen için biraz cesarete ihtiyacın var.

Cesaret anlamı, tanımı:

Cesaret almak : Herhangi bir durumdan, davranıştan veya kişiden güç almak.

Cesaret etmek : Korkulması gereken bir işe korkmadan girişmek, göze almak.

Cesaret gelmek : Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek.

Cesaret göstermek : Yürekli davranmak.

Cesaret vermek : Birinin yılgınlığını gidermek, birini yüreklendirmek.

Cesarete gelmek : Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek.

Cesaretini kırmak : Yürekliliğini gidermek, korkutmak.

Cesaretini toplamak : Kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek.

Cesaretlendirilme : Cesaretlendirilmek işi, yüreklendirilme.

Cesaretlendirilmek : Yüreklendirilmek.

Cesaretlendirme : Cesaretlendirmek işi, yüreklendirme, yiğitlendirme.

Cesaretlendirmek : Yüreklendirmek, yiğitlendirmek, cesaret vermek.

Cesaretlenme : Cesaretlenmek işi, yüreklenme, yiğitlenme.

Cesaretlenmek : Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek, yiğitlenmek.

Cesaretli : Yürekli.

Cesaretlilik : Cesaretli olma durumu, yüreklilik.

Cesaretsiz : Yüreksiz. Çekingen.

Cesaretsizlik : Cesaretsiz olma durumu, yüreksizlik.

Tehlikeli : Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.

Giriş : Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Girme işi. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser.

Kişi : Erkek. Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

Yüreklilik : Yürekli kimseye yakışır davranış. Yürekli, korkusuz, cesur olma durumu, yiğitlik.

Yiğitlik : Yiğit olma durumu, yiğitçe davranış, yüreklilik, cesaret.

Yürek : Kupa. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül. Kalp. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret. Acıma duygusu. Mide, karın, iç.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer. Başkası değil, yine o.

Cüret : Yüreklilik, ataklık, cesaret. Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış, cesaret.

Atılganlık : Atılgan olma durumu, cesaret.

Cesaret almak : herhangi bir durumdan, davranıştan veya kişiden güç almak. İlgili cümle: "“Biraz da bu tanışıklıktan cesaret alarak konuşmak istiyordum kızla.”" A. Ümit.

Cesareti kırılmış emek : Ekonominin daralma dönemlerinde, iş buldukları anda çalışmaya hazır olmalarına karşın, iş bulma umudunu kaybettikleri için herhangi bir kanalı kullanarak iş aramayan ve dolayısıyla işgücü tanımı içinde yer almayan aktif nüfus.

Cesareti kırılmış emek önsavı : Ekonominin daralma dönemlerinde, işsizlerin iş bulma umudunu kaybetmesi nedeniyle iş başvurularının azalmasına bağlı olarak işgücüne katılım oranının düşeceğini ve dolayısıyla işsizlik oranının daha düşük düzeyde hesaplanacağını savunan yaklaşım.

Cesaretlendirebilme : Cesaretlendirebilmek işi.

Cesaretlendirebilmek : Cesaretlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Cesaretsizce : Cesaretsiz bir biçimde.

Diğer dillerde Cesaret anlamı nedir?

İngilizce'de Cesaret ne demek? : n. courage, heart, daring, boldness, bravery, fearlessness, audacity, chivalry, doughtiness, Enterprise, fortitude, gallantry, grit, gumption, hardihood, hardiness, nerve, pecker, pluck, prowess, sand, spirit, spunk, stoutness, ticker, valiantness

interj. bear up

Fransızca'da Cesaret : courage [le], bravoure [la], audace [la], hardiesse [la]

Almanca'da Cesaret : n. Mut, Furchtlosigkeit, Tapferkeit, Heldenmut, Beherztheit, Bravour, Bravur, Courage, Mumm

Rusça'da Cesaret : n. смелость (F), храбрость (F), отвага (F), удаль (F), дерзание (N), дерзость (F)