Cilim nedir, Cilim ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sümük.

[Bakınız: cilim toprak].

Çok su çeken, sıcaktan hemen etkilenerek çatlayan toprak.

Akarsuların bıraktığı tortular.

Daimi nemli toprak.

Bir metre derinliğinde taşsız, temiz, verimli kara toprak.

Killi toprak.

Bataklık.

Çok su çeken, sıcaktan çabuk etkilenen toprak.

Sürülmesi zor toprak.

Cilim anlamı, tanımı

Cili : Piliç. Yeni doğmuş keçi yavrusu

Cilim toprak : Killi toprak. İyi cins toprak. Kızıl toprak.

Cilimah : Dönmek, caymak.

Cilimak : Oyunda mızıkçılık etmek. Bozulmak. [Bakınız: cığızlanmak]. Dönmek, caymak.

Cilimlemek : Bataklığa batıp kaybolmak.

Cilimli : Killi toprak.

Kara toprak : Verimli, bitek toprak. Koyu renkli, taneli, belli bir derinlikte bol hümüslü, B katı Killi ya da kilsiz, altı kireçli, sulak çayır toprağı.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

Verimli : Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Çok yazan, velut. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli.

Bataklı : Bataklığı olan (yer).

Sürülme : Sürülmek işi. Piyasaya çıkarılma.

Tortul : Tortu niteliğinde olan. Tortullaşma sonucu oluşmuş.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

 

Akarsu : Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

Batak : Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

Tortu : Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.

Çeken : Su yollarını yapan ve su işlerinden anlayan kimse. Arabada hamutun iki yanına takılan kayış şerit. (Yuva Bucak Burdur).

Daimi : Sürekli. sürekli.

Diğer dillerde Cilalıtaş çağı anlamı nedir?

Osmanlıca Cilalıtaş çağı : neolitik devir