Complexion türkçesi Complexion nedir

Complexion ile ilgili cümleler

English: Tom has a very fair complexion and burns easily in the sun.
Turkish: Tom'un çok açık bir teni var ve güneşte kolayca yanar.

English: Tom has a dark complexion.
Turkish: Tom'un esmer bir cildi var.

English: A tall man with a sallow complexion walked into the room and sat down next to Tom.
Turkish: Soluk tenli uzun boylu bir adam odaya girdi ve Tom'un yanına oturdu.

Complexion ingilizcede ne demek, Complexion nerede nasıl kullanılır?

Fair complexion : Açık ten.

Fresh complexion : Canlı cilt. Genç ve sağlıklı görünen cilt.

Complexional : Cilt rengi ile ilgili. Yüz rengi ile ilgili. Bir şeylerin durumu ile ilgili. Cildin ve yüzün görünümü ile ilgili. Mevcut durum ile ilgili.

Complexioned : Belli bir cilt türü veya yüz rengi olan (başka kelimelerle kombinasyon halinde kullanılan). -benizli.

Complexions : Görünüm. Beniz. Sima. Yön. Cilt. Yüzün rengi. Gidişat. Ten rengi. Genel görünüm. Mahiyet.

Dark complexioned : Koyu tenli. Esmer. Esmer yüzlü.

Complexities : Çetrefillilik. Zorluk. Karmaşıklık. Güçlük. Karmaşa. Karışıklık.

Environmental complexity : Çevresel karmaşıklık. Firmaların, firma çevresini anlayabilmek için gereksinim duydukları bilgi düzeyi.

 

Complex body part : Kompleks vücut parçası.

Complex conjugate : Karmaşık eşlenik. Karmaşık sayının eşleniği.

İngilizce Complexion Türkçe anlamı, Complexion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Complexion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cutaneous : Kütanöz. Cildi. Deri (ile ilgili). Deriyle ilgili. Deri. Kutanöz. Kütane. Deriye ait. Derisel.

Chromas : Renksel parlaklık. Bağıl türsellik. Renk koyuluğu. Renk parlaklığı. Renk berraklığı. Renk doygunluğu.

Color : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üçlü benek. Renkli almaçların görüntülüklerinin iç çeperinde bulunan ve her biri, renkli noktalardan üçünün bir üçgen biçiminde yan yana gelmesinden oluşan benek. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Renk değiştirmek. Renközü. Boyamak. Renk vermek. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge.

 

Coloring : Yüz rengi. Görünüş. Gıda boyası. Renklendirme. Boya. Boyama. Yanıltıcı görünüş. Renklendiren.

Quiddities : Önemsiz konu. Nitelik. Esas. Öz. Safsata. Özellik.

Darkness : Esmerlik. Koyuluk. Loşluk. Belirsizlik. Körlük. Gizlilik. Cehalet. Kötülük. Bilinmezlik. Karanlık.

Carriage : Çocuk arabası. Navlun. Taşımacılık. Yürüyüş biçimi. Vagon. Makinenin oynak parçası. Nakliye vergini. At arabası. Araba. Onaylama (tasarı vb).

Pallor : Beniz sarılığı. Solgunluk. Soluk benizlilik. Deri ve mukozalarda renk solukluğu. Solukluk.

Arriving : Gelme. Giriş. Ulaşma. Gelen. Geliş. Ulaşan. Vasıl. Yakında olacak olan.

Complexion synonyms : light haired, complexions, facet, dermises, bellevue, wanness, colouring, chroma, pallidness, state of affairs, features, fleshes, lividity, blonde, true nature, mien, outlook, colour, orientation, fibre, fronts, flesh colored, derm, ruddiness, geste, rosiness, gestes, brunet, the course of events, dermas, landscape, behaviour, characters per inch.

Complexion zıt anlamlı kelimeler, Complexion kelime anlamı

Brunet : Esmer kadın. Esmer. Koyu renk saç.

Blond : Sarı. Sarı (saç). Sarışın.

Colorlessness : Renksizlik. Renksemezlik. Akromatizm. Rengi olmama niteliği.

Complexion ingilizce tanımı, definition of Complexion

Complexion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Complexity. The state of being complex.