Contractee türkçesi Contractee nedir

  • Sözleşmeciden devraldığı işi tamamlamakla yükümlü gerçek veya tüzel kişi. bk. müteahhit.
  • Yüklenici.
  • Sözleşen.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İhaleyi veya projeyi veya işi veren.
  • Sözleşmeye taraf olan sözleşmeci ve yüklenici.

Contractee ingilizcede ne demek, Contractee nerede nasıl kullanılır?

Contracted : Az. Kasılmış. Kısalmış. Sözleşmeli. Büzük. Kısaltılmış. Büzülmüş. Büzülen. Kontratlı. Sınırlı.

Contracted agriculture : Sözleşmeli üretime dayalı tarımsal üretim. Sözleşmeli tarım.

Contracted heels : At ayağındaki çatalın atrofisi sonucu ökçelerin birbirine yaklaşması ve tırnağın arka yarımının daralması. Ökçe darlığı.

Contracted production : Sözleşmeli üretim. Belli bir fiyat ve satış güvencesi alarak yapılan üretim.

Contracted surface : Büzülmüş yüzey.

As contracted : Sözleşmeye göre. Anlaşma gereğince.

Contract an engagement : Taahhüt etmek.

Contract book : Mukavele defteri.

Contract bridge : Briç oyunu.

Contract data requirements list : Sözleşme bilgi gereksinimleri listesi.

İngilizce Contractee Türkçe anlamı, Contractee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contractee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shipping articles : Kaptanla tayfa arasında yapılan sözleşme. Gemi personelinin kaptanla yaptığı anlaşma. Gemi çalışma koşulları.

 

Partnership : Hissedarlık. Mudaraba. Şirket. Mukarada. Adi şirket. Ortaklık. İştirak. İki veya daha fazla kişinin sermaye, emek, bilgi ve becerilerini ortak bir amacı gerçekleştirmek için biraraya gelmeleri. bk. şirket. Müşareket.

Insurance policy : Sigorta poliçesi. Poliçe. Sigorta yapan ile sigorta yaptıran arasında karşılıklı hak ve yükümlülüklerin kaydedildiği ve ilgili mevzuata uygun olarak düzenlenen belge.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Promise : Umutlu olmak. Söz. Vaat etmek. Vaadetmek. Göstermek. Belirtisi olmak. Önceden haber vermek. Vaatte bulunmak. Vaat. Umut vermek.

Quasi contract : Benzer akit. Sözleşme benzeri. Şibih akit. Akit benzeri. Şibh akit. Haksız kazanç ve zenginleşmeyi önlemek için yasalarca konulan sorumluluk.

Labor contract : İşgücü sözleşmesi. Hizmet akdi. Toplu iş sözleşmesi. İş sözleşmesi. İş akdi. İş anlaşması. Hizmet sözleşmesi.

 

Charter : Tanımak (ayrıcalık). Beyanname. Ferman. Kiralama. Berat vermek. Patent. Tutma. Tutmak. (ayrıcalık) tanımak. Kiralamak.

Condition : Toplumsal durum. Kayıt. Medeni durum. Vaziyet. İkmal. Konum. Hayvanların bakım ve beslenmelerine göre gösterdikleri zayıflık veya topluluk durumu. Genel sağlık durumu. Durum. Gerekli ya da zorunlu olan şey.

Specify : Dakikleştirmek. Açıkça belirtmek. Nitelendirmek. Özgülleştirmek. Maddeler halinde sıralamak. Belirlemek. Ayrıntıları ile belirtmek. Spesifize etmek. Belirtmek.

Contractee synonyms : gambling contract, purchase agreement, distribution agreement, reserve clause, contract of adhesion, employment contract, conditional contract, contract of hazard, purchase contract, sealed instrument, boilerplate, contract under seal, special contract, requirements contract, licensing agreement, sale in gross, employment agreement, severable contract, cost plus contract, output contract, aleatory contract, contractor, written agreement, collective agreement, subcontract, ability rent, a group shares, fine print, abolition of forced labour convention, arbitration clause, underwriter, marriage contract, articles of agreement.

Contractee zıt anlamlı kelimeler, Contractee kelime anlamı

Fire : İşten atmak. Ateşlemek. Alev almak. Soru yağmuruna tutmak. Odun, kömür, yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi. Püskürtmek. Yanmak. İşten kovmak. Dağlamak. Tezkeresini eline vermek.

Widen : Açmak. Tevsi etmek. Açılmak. Genişletilmek. Bollaşmak. Genişlemek. Bollaştırmak. Genişletmek.

Stay : Durmak. Bastırmak (açlığı). Bastırmak. Geçiştirmek. Bırakmamak. Geciktirmek. Ertelemek. İkamet etmek. Durdurmak. Erteleme.