Contraction türkçesi Contraction nedir

  • Daralma.
  • Biyoloji, coğrafya, fizik, uzay, gramer, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Kaynaşmış sözcük.
  • Bir kelimede yanyana bulunan iki veya daha çok hecedeki seslerin yahut da yanyana bulunan iki kelimeden birincinin son sesi ile ikincinin önsesinin birleşip kaynaşması ve dolayısıyla hece sayısının azalması olayı: et. -ne erse ne > eat. nesene > tt. nesne; et. yiğirmi >tt. yirmi, eat. ol ara >tt. ora, eat. şol ara >tt. şura, eat. bu ara >tt. bura; bad-i heva>bedava, kahve altı>kahvaltı, çehar şenbe>çarşamba, yaz-a u-madım>yazamadım, ne için>niçin?, ne asıl>nasıl?, sütlü aş>sütlaç, ne edeyim?>nideyim? anad. ağzl.: geliyorum>geliyom, alıp beri gelmek>babermek «getirmek», ne şekil>neşbal «nasıl?» vb.
  • Küçülme.
  • (hastalık) kapma.
  • Küçültme.
  • Kasılma. hacimce küçülme veya büzüşme. kasılma nedeniyle organ duvarlarının birbirine yaklaşması.
  • Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (< kēt-e umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (< cuma ertesi), niçin (< ne için), neyse (< ne ise), her neyse (< her ne ise), nasıl (< ne asıl), neylersin (< ne eylersin), ayol (< ay oğul), güllaç (< güllü aş), sütlaç (< sütlü aş), yirmi (< yigirmi), doğurmak > dbormak, yapurgak > yaprak, geleceğim > gelcem vb.
  • Kasılma.
  • Büzme.
  • Bir kasın uyarılması sonucu, ince ipliklerin kalın iplikler üzerinde kaymasıyla meydana gelen kas boyundaki kısalma. izotonik, izometrik ve tetanik kasılma tipleri vardır, kontraksiyon.
  • Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon.
  • İlişki kurma.
  • Hece kaynaşması.
  • Edinme.
  • Büzülme.
  • Kasılım.
  • Bir cismin madde yitirmeden küçülüp büzülmesi olayı.
  • Kontraksiyon.
  • Çekilme.
  • Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması.
  • Daratlma.
  • Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma.
  • Kapma.
  • Kaynaşma.
  • Sıcaklık, kuvvet gibi bir dış etki ile ya da özdecik devinimi ile bir cismin boyutlarının küçülmesi.
  • Büzülüm.
  • Daraltma.
  • Kısalma.
 

Contraction ile ilgili cümleler

English: Contractions began.
Turkish: Kasılmalar başladı.

Contraction ingilizcede ne demek, Contraction nerede nasıl kullanılır?

Contraction joint : Çekme derzi. Büzülme derzi.

Contraction theory : Büzülme kuramı. Yerkabuğundaki kıvrılma olaylarının, yerin soğuması ve bu yüzden büzülmesiyle ilgili olduğunu ileri süren varsayım. Kontraksiyon teorisi.

Abnormal uterine contraction : Doğum sancılarının yetersiz veya fazla olması. Anormal doğum sancısı.

Isometric muscle contraction : Eş hacimli kasılma. İzometrik kasılma. Kasın geriliminde artış, boyunda herhangi bir değişimin olmadığı bir kasılma tipi izometrik kasılma. kas mekanik bir iş yapmaz.

 

Isotonic muscle contraction : Kastaki gerim sabit kalıp kas boyunun kısalması ve kas mekanik bir iş üretmesiyle belirgin bir kasılma tipi. İzotonik kasılma.

Expenditure contractionary policies : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama daraltıcı politikalar.

Contractile : Büzülebilen. Kısılabilen. Kasılabilir. Kasılabilen. Kontraktil.

Contractionary expenditure policies : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama daraltıcı politikalar.

Contractionary : Daraltıcı.

Contractible : Büzülebilir. Kasılabilen. Kısılabilen.

İngilizce Contraction Türkçe anlamı, Contraction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contraction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contracting : Akdeden. Çekme. Akteden. Sözleşme yapan. Sözleşme imzalayan. Sözleşme. Yakalanmak (hastalığa, vs.). Anlaşma imzalama. Büzen.

Being dragged : Sürüklenme. Uzatılma. Çekilmiş olma. Uzatılmış olma. Sürüklenmiş olma.

Swagger : Palavra atmak. Horozlanmak. Racon kesmek. Kasıla kasıla yürümek. Kurulmak. Caka satmak. Kasılarak yürümek. Kasılmak. Kasıntılı yürüyüş. Kırıtmak.

Depression : İktisadi dalgalanmanın daralma aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde düşüşle birlikte yüksek işsizlik oranlarının yaşandığı iktisadi bunalım durumu. krş. patlama. Bunalım. Dermansızlık. Çöküntü. Ilıman enlemlerde görülen alçak basınçlı hava döngüsü. Çöküntü alanı. Sensomotorik duyarlılığın azalmasının en hafif biçimi, ruhsal veya bedensel düşkünlük durumu, genel davranışların hafif derecede azalması, sensomotorik duyarlılığın azalması. Kasavet. Ekonominin tam çalışma düzeyi altında dengede bulunuşu, (işsizlik, eder düşüklükleri, yapım öğelerinin ulusal gelirden aldığı payların azalması gibi sakıncalar doğurur). Coğrafya, iktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Fusion : Kaynaştırma. Birleştirme. Füzyon. Erimiş kütle. Kimi virüslerin hücreye giriş için kullandıkları, virüs zarfıyla hedef hücrenin zarlarının kaynaşması sonucunda virüsün hücreye girmesiyle sonuçlanan bir yöntem. kaynaşma, birbirine temas eden iki organın birbirine yapışması. Fizik, iktisat, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kimi çekirdeklerin, çok yüksek sıcaklıklarda ve çok büyük nicelikte erke salarak birleşip, daha.büyük bir çekirdek oluşturmaları. Eritilme. Mecz olma. İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması.

Enmeshments : Dolaşıklık. Cezbetme. Yakalama. Karmaşıklık. Ağ gibi sarma. Tuzağa düşürme. Ağa düşürme.

Drainage : Süzülme. Suları akıtma. Boşaltma. Doğal olan veya ameliyatla oluşan boşluklarda toplanmış patolojik sıvıların, dışarı boşaltılmasını kolaylaştırmak için birtakım araçların bu boşluklara konması. Çekilen su. Su tahliyesi. Akıtma. Akaklama. Drenaj. Toprağın sağlığa ve tarıma dokuncalı, gereğinden çok suyunu boşaltmak ve akıtmak amacıyla girişilen düzenleme işlerinin tümü.

Abjuration : Vazgeçme. Feragat etme. İrtidat. Tövbe etme. Dönme. Yüz döndürme. Feragat. Yeminle vazgeçme. Dinden çıkma.

Acquisitions : Kazanma. Kazanç. Yatırımlar. Kütüphaneye yeni gelen kitap. Müzeye yeni gelen eşya.

Acquiring : Elde etme. Elde ediş.

Contraction synonyms : muscle contraction, muscular contraction, braxton hicks contraction, false labor, shrinkage, shortening, river capture, constrictions, letups, tetanus, rigour, derogation, hang, getting bored, being drawn, interfix, minimization, acquisition, constricts, ankylosed, becoming smaller, vaginismus, shirrs, constraint, desistence, shir, diminutions, mixtures, letup, defections, catching, snatching, convulsion.

Contraction zıt anlamlı kelimeler, Contraction kelime anlamı

Increase : Artışa geçmek. Eder artırımı. Artış. Artmak. Büyümek. Arttırmak. Zam yapmak. Yükseltmek. Çoğalmak.

Expansion : İlerleme. Büyüme. Genişleme. Genişlik. Açılım. Gelişme. Genişletme. Ekspansiyon. Büyütme. Coğrafya, fizik, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Contraction ingilizce tanımı, definition of Contraction

Contraction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The contraction produced by cold. The act or process of contracting, shortening, or shrinking. The state of being contracted. As, contraction of the heart, of the pupil of the eye, or of a tendon.