Credit türkçesi Credit nedir

  • Çift yöntemli sayışımla verilen değerlerin alacaklı yönü, vezneden çıkan para, her tür sayışımdan çıkarılan değerler.
  • Alacaklarıdırma.
  • İnanma.
  • Kredi.
  • Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Hesaptaki para miktarı.
  • Öğrenim değeri.
  • Yatırmak.
  • Övgü.
  • Saygınlık.
  • İnanç.
  • Şereflendirme.
  • Güvenmek.
  • İnanmak.
  • Alacak.
  • İtibar.
  • Kazanç.
  • Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme. ödünç para vermeyi üstüne alma. geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar.
  • Yüksek öğrenim gören öğrencilerden burslu ve parasız yatılılar dışında kalanlara devlet, kamu kuruluşları ya da özel kuruluşlarca verilen ödünç para.
  • Para yatırmak.
  • Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenilen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak, bir yarı-yıl ya da bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini niceliksel olarak gösteren birim.
  • Bir parayı, sayışımın alacaklı bölümüne yazma.
  • Para, mal veya para cinsinden bir değerin belirli bir vade ve koşulla geri alınmak üzere verilmesi.
  • Onur.
  • Beğeni.
  • Veresiye.
  • Kredi vermek.
  • Bir krediyi hesabına geçirmek.
  • İtibar etmek.
  • Güven.
  • Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para.
  • Sadakat.
  • Öğrenim ödencesi.
  • Vade.
  • Emniyet.
  • Sayca.
  • Alacaklandırmak.
  • Onur kaynağı.
  • İtibat etmek.
  • Kredisine yazmak.
 

Credit ile ilgili cümleler

English: Ali paid by credit card.
Turkish: Ali kredi kartı ile ödedi.

English: Ali applied for a credit card, but he was turned down.
Turkish: Ali kredi kartı için başvurdu ama o reddedildi.

English: Ali paid for it by credit card.
Turkish: Ali onu kredi kartı ile ödedi.

English: Ali almost always uses a credit card when he goes shopping.
Turkish: Ali alışverişe gittiğinde, neredeyse her zaman bir kredi kartı kullanır.

English: Ali gave Mary more credit than she deserved.
Turkish: Ali Mary'ye hakkettiğinden daha fazla kredi verdi.

Credit ingilizcede ne demek, Credit nerede nasıl kullanılır?

Credit account : Müşteriye alışverişte bulunması için belirli sınırlar çerçevesinde açılan hesap. bankaların, cari hesap koşulları çerçevesinde kendisiyle sürekli olarak ticari ilişkide bulunan kişilere açtığı kredi türü. kredi kartına bağlı olarak belli sınırlar içinde açılan hesap. Kredi hesabı. Açık hesap. Hesabın alacak tarafı.

Credit advice : Alacak dekontu.

Credit agency : Kredi kuruluşu. Kredi kurumu.

Credit agent : Sigorta acentesi.

Credit agreement : Kredi alma sözleşmesi. Kredi anlaşması. Kredi düzenlemesi.

Credit ceiling : Kredi tavanı. Para yetkesinin ulaşmak istediği hedefler doğrultusunda, finansal kurumların belli bir dönemde açabilecekleri kredi miktarına getirdiği üst sınır. Kredi sınırı.

Credit and debit : Alacak ve verecek.

Credit card : Banka veya finansal bir kurum tarafından verilen, günlük satın almalarda nakit para veya çek yerine kullanılan ve bankamatikten nakit çekme olanağı sağlayan manyetik plastik kart. Kredi kartı.

 

Credit control : Para yetkelerince bankaların kredi hacmini kısıtlamaya yönelik her türlü sınırlama. herhangi bir kuruluşun vadesi geçmiş ödenmemiş borçlarının kabul edilebilir bir dönemde ödenmesini sağlamak amacıyla kullanılan sistem. Bankalar tarafından sağlanan kredi büyüklüğünün denetlenmesi. Kredi kontrol. Kredi kontrolü. Kredi denetimi.

Credit card call : Kredi kartıyla arama.

İngilizce Credit Türkçe anlamı, Credit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Credit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dependence : Psikotrop bir maddeyle merkezi sinir sistemi arasındaki etkileşmeden doğan ve maddenin keyif artırıcı psişik etkilerini duyumsamak ve bazen de yokluğunun vereceği huzursuzluktan sakınmak için maddeyi devamlı veya periyodik olarak alma isteği. Bağımlılık. Sarkma. Karlaşılan sorunları yalnız başına çözmek ve kendine yön seçmek için gerekli yetenekten yoksun olma durumu. ekonomik ve ruhsal desteğe gereksinme duyma. kendi kendine yetmezlik. İlişki. Bağlılık. Başkasının sırtından yaşama. Bağlı olma. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Goodwill : Hüsnüniyet. İtibar (ticari). Yoğun ticaretin yapıldığı merkezdeki iş yerlerinde kiraya verilen taşınmazlarda, kiracının kira bedelinin dışında, taşınmazın sahibine ya da eski kiracısına bir kereye özgü verdiği para. Hava parası. Neşe. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İyi niyet. Tecimsel bir kuruluşun bir başkasına verilmesinde oranın özel değeriyle oranlı, görenek ve geleneğine uygun olarak açıktan alınan para. Peştemallık.

Imburse : Yatırmak (para).

Adherence : Taraftar olma. Merbutiyet. Vefa. Bağlı olma. Yapışma. Tutunma. Bağlılık. Uyma. Bir mikroorganizmanın ya da fagositoz yapan bir hücrenin diğer bir hücrenin zarına ya da başka yüzeylere yapışması. Bireylerin kendilerini bir topluluk, toplumsal kesim ya da kümenin üyesi saymaları.

Due : Vadesi dolmuş. Zamanı gelmiş. Vade tarihi. Süre. Sona erme. Beklenen. İstihkak. Resim. Hak ettiği şey. Uygun.

Kudos : Gurur. Şeref. Şan. Şöhret. Övücü sözler. Kutlama. Ün.

Convenience : Uygunluk. Halk tuvaleti. Rahatlık. Rahat. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi). Uygun zaman. Hayatı kolaylaştıran şey. Kolaylık. Uygun koşul.

Approbation : Onaylama. Onay. Resmi izin. Beğenme. Tasdik. Onama. Tasvip. Uygun bulma. Tensip.

Confidences : Güvenirlik. İtminan. Gizlilik. Kendine güven. Güven duygusu. Sır. Mahremiyet.

Credit synonyms : personal credit line, personal line of credit, bank line, on the cuff, bed, fealty, believe, approval, credit line, benefit, guarantying, invest, relies, holding, bouquets, believeth, honoring, eminency, certitudes, eminencies, eminences, account receivable, assurances, fixed term, authority, line, honor, ascendancy, imbarked, be sold on, accrediting, beliefs, debt.

Credit zıt anlamlı kelimeler, Credit kelime anlamı

Disapproval : Kınama. Ayıplama. Onaylamama. Reddetme. Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Uygun görmeme onaylamama. İtiraz. Kabul etmeme. Hoşnutsuzluk.

Debit : Borç kaydetmek. Borçlandırmak. Akım. Deftere kaydedilen borç. Verim. Birinin borcuna kaydetmek. -in zimmetine geçirmek. Açık. Zimmet. Zimmetine kaydetmek.

Credit ingilizce tanımı, definition of Credit

Credit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Belief. Confidence. To put trust in. To give credence to. To confide in the truth of. To believe. Trust. Reliance on the truth of something said or done. Faith.