Cross türkçesi Cross nedir

  • Karşıt.
  • İkili te.
  • Çarmıh.
  • Çarpı.
  • Kesiştirmek.
  • Kızgın.
  • Karşıya geçmek.
  • Borudan iki yana kol almakta kullanılan bağlantı parçası.
  • Çapraz.
  • Geçirmek.
  • Çaprazlama.
  • Biyoloji, tarih alanlarında kullanılır.
  • Haç.
  • Öbür tarafına geçmek.
  • Düzenbaz.
  • Kesişen.
  • Eski romalılarda suçluyu öldürmek için kullanılan bir araç. hıristiyanlığın simgesi olan, birbirini dik kesen iki doğrunun oluşturduğu biçim, put.
  • Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi.
  • Hilekar.
  • Dargın.
  • Geçişmek.
  • Kesişmek.
  • Aksi.

Cross ile ilgili cümleler

English: Ali decided that it wouldn't be sensible to try to cross the old rope bridge.
Turkish: Ali eski halat köprüyü geçmeye çalışmanın mantıklı olmayacağına karar verdi.

English: "Why did the chicken cross the road?" is a very well-known English riddle, to which there are a multiplicity of answers.
Turkish: "Tavuk neden yolun karşısına geçti?" çok meşhur ve bolca cevabı olan bir İngiliz bilmecesidir.

English: "Knock knock, is anyone home?" "Go away!" "I can't hear you." "Okay, what is it?" "Allow me to introduce myself. I am Geronimo Stilton." "What do you want?" "Your Highness, allow me to cross your kingdom so that I can get—" "Denied." "But—" "Unless you're a true warrior." "Believe me when I tell you that I am NOT a knight." "So you have no sword?" "Not even one. I am not a knight." "How about a piece of the Triforce?" "I am NOT a knight!" "You look like a knight on this picture I found on your website." "I am not a knight!" "Then go away." "But... okay."
Turkish: "Tak tak, evde kimse var mı?" "Defol git!" "Seni duyamıyorum." "Tamam, ne var" "Kendimi tanıtmama izin ver.Ben Geronimo Stilton." "Ne istiyorsun?" "Ekselansları, Krallığınızdan geçmeme izin verin böylece ben-" "Reddedildi." "Ama-" "Eğer gerçek bir savaşçı değilsen." "İnan bana şövalye değilim." "Öyleyse hiç kılıcın yok? "Bir tane bile yok." " Şövalye değilim." "Triforce parçası için ne diyeceksin?" "Şövalye değilim!" "Web sitende bulduğum bu resimde bir şövalyeye benziyorsun." "Şövalye değilim!" "Hadi defol git." "Ama... Tamam."

 

English: Ali donated money to the Red Cross to help survivors of the earthquake.
Turkish: Ali depremden hayatta kalanlara yardım etmek için Kızıl haça para bağışladı.

English: After eleven seconds they can cross the street.
Turkish: On bir saniye sonra onlar caddeyi geçebilir.

Cross ingilizcede ne demek, Cross nerede nasıl kullanılır?

Cross a check : Bir çeki sadece çek üzerinde yazılı kişi tarafından paraya çevrilebilecek şekilde işaretlemek. Çizgili çek düzenlemek.

Cross action : Mukabil dava. Mütekabil dava. Karşılıklı dava. Karşı dava.

Cross appeal : Mukabil itiraz. Mukabil temyiz isteği. Karşı itiraz. Mukabil temyiz talebi. Karşı temyiz talebi.

 

Cross arm : Çapraz kol.

Cross assembler : Çapraz çevirici.

Cross beam : Çapraz kiriş. Enine kiriş. En kirişi.

Cross border leasing : Kiralama kuruluşu ile kiralayanın farklı ülkelerde bulunduğu kiralama. Uluslararası kiralama.

Cross bombardment : Çapraz bombardıman.

Cross bar : Taban demiri. Çapraz çubuk. Çıta.

Cross axle landing gear : Ara akslı iniş takımı.

İngilizce Cross Türkçe anlamı, Cross eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cross ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alien : Ecnebi. Aktarma (dilbilgisi terimi). Farklı. Başka bir ülkeye ait. Ters. Yabancı uyruklu kimse. Değişik. Yabancı kelime. Uymayan.

Craftier : Üçkağıtçı. Şeytan. Dalavereci. Tilki gibi. Aldatmakta usta olan. Hünerli. Çok bilmiş. Tilki gibi (argo terim).

Bash : Hızla vurmak. Eğlence. İndirmek. Çarpmak. Yumruk. Deneme. Kuvvetle vurmak. Şiddetle vurmak. Sert vuruş.

Crux : Temel özellik. Kruks. Çözülmesi zor durum. Haç, çapraz. Mesele. Çözümü zor mesele. En önemli noktası. Püf noktası. Düğüm noktası.

Mainstays : Ana istralya. Dayanak noktası.

Indignant : Protesto eden. İçerlemiş. Öfkeli. Kızgın (haksızlıktan dolayı). Kızmış.

Miffs : Darılma. Küsmek. Küstürmek. Kavga. Dargınlık. Çekişme. Darıltmak. Keyfini kaçırmak. Gücendirmek.

Coincide : Bir olmak. Örtüşmek. Tutarlı olmak. Çatışmak. Rastlamak. Çakışmak. Denk gelmek. Uymak. Aynı ana denk gelmek.

Crucifix : İsa'lı haç. Çarmıha gerilmiş isa heykeli. İsalı haç. İstavroz. Krüsifi. Hazreti isa figürlü haç.

Angriest : Hırslı. Kızmış. Kızarmış. Öfkeli. En sinirli. Fırtınalı. İltihaplı. Hiddetli.

Cross synonyms : go across, aggravated, intermixes, cheater, roods, huffish, crosses, carry, come through, crisscross, craftiest, communicates, antis, cheaters, concurred, go through, cover, bridge, bad person, intercept, bloody minded, athwart, contraposition, intersected, intersect, intermingle, bear like, osmoses, cornerways, anti, confidence man, concurrent, bunkos.

Cross zıt anlamlı kelimeler, Cross kelime anlamı

Lengthwise : Boylamasına. Uzunlamasına. Bkz.lengthways. Boylu boyunca. Uzunluğuna. Boyuna.

Good natured : Yumuşak. Babacan. Yardımsever. İyi huylu. Hoşgörülü.

Cross ingilizce tanımı, definition of Cross

Cross kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cause to intersect. To lie or be athwart. Transverse. Lying or falling athwart. A gibbet, consisting of two pieces of timber placed transversely upon one another, in various forms, as a T, or +, with the horizontal piece below the upper end of the upright, or as an X. It was anciently used in the execution of criminals. As, to cross the arms. Intersecting. Oblique. Across. To put across or athwart. Athwart. Not parallel.