Crowbar türkçesi Crowbar nedir

Crowbar ile ilgili cümleler

English: Ali opened up the crate with a crowbar and took out a stick of dynamite.
Turkish: Ali levyeyle sandığı açtı ve bir dinamit lokumu çıkardı.

English: Ali grabbed a crowbar to use as a weapon.
Turkish: Ali bir silah olarak kullanmak için bir levye aldı.

English: Tom's head was smashed in with a crowbar or something similar.
Turkish: Tom'un kafasına bir levye demiriyle veya benzer bir şeyle vuruldu.

English: I suppose you'll need a crowbar to open that crate.
Turkish: Galiba o sandığı açmak için levyeye ihtiyacın olacak.

English: Ali raised the crowbar intending to smash his attacker's head.
Turkish: Ali saldırganın kafasını vurmak niyetiyle kazayağı kaldırdı.

Crowbar ingilizcede ne demek, Crowbar nerede nasıl kullanılır?

Crowbars : Demir kol. Kaldıraç. Külünk. Manivela. Kazayağı. Levye. Kol demiri. Demir manivela kolu. Manivela kolu.

Crowberry : Karga üzümü.

Crowbill : Avrupa'da kullanılan savaş çekici dövüş mızrabına benzeyen çekiç (genellikle tamamen demir veya çelikten yapılmış). Bir tür cerrahi maşa (tıp veya medikal terimi).

 

Crow blackbird : Karga.

Crow family : Karga familyası.

The crow fable : İyi bilinen masal. Karga masalı. Ünlü öykü. Tanınmış masal.

Jim crow car : Zenci vagonu.

As the crow flies : En kısa yoldan. Kuş uçuşu. Düz çizgi halinde. Dolaşmadan. Kuş gibi uçarak. Dümdüz. Düz bir çizgi üzerinde. Dosdoğru. Dosdoğru kuş uçuşu. En kestirme yoldan.

In a crow line : Düz bir hatta. Düz bir çizgide.

Jim crow law : Afroamerikalılara karşı yapılan yasal ırk ayrımı. Jim crow yasası.

İngilizce Crowbar Türkçe anlamı, Crowbar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crowbar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abandoned mine : Bırakılmış ocak.

Hoisted : (bayrak) çekmek. Çekmek (bayrak). Kaldırmak. Yukarı çekmek. Yukarı çekme. Aşırmak. Yük asansörü. Çalmak. Yükseğe kaldırmak.

Crossbars : Sürgü. Enine bağlantı. Bağlama çubuğu. Çubuk. Krosbar. Engel çubuğu. Travers. Çapraz kol. Kale üst direği.

Crankshaft : Krankmili. Ana mili. Ana mil. Şaft ile sürülen veya şaft kullanan mil. Krank mili. Dirsekli mil. Kol.

Jim crow : Zenci (hakaret). Bükme tezgahı. Irkçı. İki taraflı planya tezgahı. Ray kıvıracı. Zenci düşmanı. Zencilerin beyazlarla aynı etkinliklere katılmasını önleyen engel. Ray bükme tertibatı.

 

Pried : Burnunu sokmak. Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Merakla bakmak. Gözetleme. Dikizlemek. Tecessüs. Zorla söyletmek. Koparmak. Zorla elde etmek.

Activated carbon : Aktive edilmiş karbon. Etkin kömür. Aktif kömür. Etkinleştirilmiş karbon. Emici kömür. Sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi. Etkin karbon. Aktif karbon.

Jemmies : Levye ile açmak. Maymuncuk. Zorlamak. Domuztırnağı. Baş. Ufak levye (hırsızların kullandığı). Ufak levye ile açmak (hırsızların kullandığı). Açmak. Penis.

Heavers : Halat örmeye özgü demir. Kaldıran kimse.

Additional support : Ek destek.

Crowbar synonyms : pry bar, wrecking bar, tire lever, lewis, crank, lever, advancing longwall, oxalis, bell crank, acetylene lamp, abandon, pigweed, cranks, acidization, jemmy, jimmy, crowbars, additional flotation, accident frequency, flat pick, oxalises, crowfoots, wormseed, pries, crankshafts, advance heading, acid treatment, jimmying, acid rock, handspike, control stick, jimmies, heaver.

Crowbar ingilizce tanımı, definition of Crowbar

Crowbar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A bar of iron sharpened at one end, and used as a lever.