Dökme nedir, Dökme ne demek

"Dökme" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Üşenmiyor, her gün üç yüz metre yürüyüp çöpünü dökmeye buraya geliyor." - E. Şafak
  • "Dökme buğday. Dökme portakal. Dökme çimento."
  • "Dökme soba."
  • "Dökme su."

Yerel Türkçe anlamı:

Denizin içindeki kayalar: Dikkat et kayık dökmeye bindirmesin.

Yirmi kuruş.

Tavan ve tabanda kullanılan ağaç kiriş.

Ahşap ev ağacı

Hayvanlara yem olarak verilen ot.

Yeni (elbise)

Çinko tabak.

Fransızca'da Dökme ne demek?:

coulage

Dökme anlamı, kısaca tanımı:

Dökme su ile değirmen dönmez : Taşıma su ile değirmen dönmez.

Dökme çimento : Hazır beton yapma yerlerinde kullanılmak üzere torbalanmadan özel araçlarla taşınan çimento.

Dökme demir : İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı, font, pik.

Dökme gaz : Yakıt olarak kullanılmak üzere konutlardaki veya iş yerlerindeki depolara doldurulan sıvılaştırılmış gaz.

Dökme yük : Bir çuval, sandık, kap veya ambalaj içinde bulunmayan mal, dökme.

Dökme yük gemisi : Özellikle dökme yük taşımak amacıyla yapılmış tekne.

Dökmeci : Dökümcü.

 

Dökmecilik : Dökümcülük.

Dökmek : Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Belli bir yere boşaltmak. Akıtmak, düşürmek. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Bir şeyi yok etmek için atmak. Yakmak, tutuşturmak. Çok söylemek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak.

Alın teri dökmek : Çok emek vermek, zahmetli bir iş görmek.

Bakla dökmek : Bakla ile fala bakmak.

Çay dökmek : Çay demleyip bardakta sunmak.

Dem dökmek : Kadınlar aybaşında kan yitirmek.

Derdini dökmek : Derdini, sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak, dile getirmek.

Dil dökmek : Kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek.

Düşmanı denize dökmek : Düşmanı denize kadar sürüp yok etmek.

 

Eteğindeki taşı dökmek : Bütün bildiklerini açıklamak.

Göz nuru dökmek : Fazla emek sarf etmek.

Helme dökmek : Kaynatılmış taneler koyulaşmak.

Hesaba dökmek : Sayıyla ilgili bir konuyu açıklığa kavuşturmak için kâğıt üzerinde hesaplamak.

İç dökmek : Ferahlamak, rahatlamak. derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak.

İşi ahbaplığa dökmek : Yerli yersiz yakınlık göstermek.

İşi resmiyete dökmek : Bir iş veya durum için resmî bir yola sokmak, resmî bir nitelik vermek.

İşi şakaya dökmek : Ciddi başlayan bir sözü veya davranışı şakaya çevirmek.

Kalıba dökmek : Dökmecilikte erimiş madeni kalıbın içine akıtmak.

Kan dökmek : Ölüme yol açmak, cana kıymak.

Kanlı yaş dökmek : Büyük üzüntüyle ağlamak.

Kardeş kanı dökmek : Aralarında çeşitli bakımlardan yakınlık bulunan kimseler birbirini öldürmek.

Kerpiç dökmek : Saman ve balçık karışımını kalıplara boşaltarak kerpiç yapmak.

Kırıp dökmek : Dikkatsizlik veya öfkeyle birçok şeyin kırılmasına neden olmak.

Kirli çamaşırlarını ortaya dökmek : Birinin ayıp, kusur veya suçlarını açıklamak, söylemek.

Kor dökmek : Yanınca dayanıklı kor durumuna girmek.

Kum dökmek : İdrar yoluyla böbreklerde oluşan kum taneciklerini vücuttan atmak.

Kurdunu dökmek : Çoktan beri özlediği bir şeyi bol bol yapıp hevesini almak.

Kurşun dökmek : Halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık vb. şeyleri önlemek, iyileştirmek.

Lokma dökmek : Lokma tatlısı yapmak. konuk için yemek hazırlamak.

Lokmasını dökmek : Bir ölünün anısına lokma tatlısı yapıp dağıtmak.

Mayın dökmek : Denize mayın bırakmak, denizi mayınlamak.

Meydana dökmek : Hepsini sergilemek, ortaya dökmek.

Ortaya dökmek : Açıklamak. çıkarmak, göstermek.

Para dökmek : Çok para harcamak.

Resmiyete dökmek : Bir iş veya durumu resmî bir yola sokmak, resmî bir nitelik vermek.

Şahsiyata dökmek : Şahsiyat yapmak.

Sayıp dökmek : Ne var ne yok, hepsini söylemek.

Sevinç yaşları dökmek : Sevinçten ağlamak.

Soğuk ter dökmek : Korkmak, heyecanlanmak, bunalmak, gerilmek.

Su dökmek : Küçük abdest bozmak.

Ter dökmek : Bir iş yapmak için zahmet çekmek. çok terlemek.

Yazıya dökmek : Herhangi bir konuyu yazı ile anlatmak.

Yem dökmek : Avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek. aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak.

Yüzsuyu dökmek : Onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak.

Aktar : İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân. Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân.

Yığın : Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle. Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Dökülmek : Akarsular, göl veya denize akmak. Düşmek. Çıkmak, ortaya konulmak. Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Kumaş dökümlü olmak. Kaplamak, yayılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek.

Yoluyla : Bir şeye göre, bir şeye uygun olarak. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. Aracılığıyla.

Dökme : Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Dökmek işi. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Dökme yük.

Yük : Bir şeyin ağırlığı. Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Yüklük. Eşya. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Tedirginlik veren şey, engel. Doğacak bebek. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar.

Dökme çelik : Bileşiminde, % 0.05 ile % 2 arasında karbon bulunan ve döküm yoluyla elde edilen demir-karbon alaşımı.

Dökme dilimli kazan : Dilimlerinin birleştirilmesi ile oluşan kır dökümden yapılmış kazan.

Dökme eşya : Ambalajlanmamış ve genellikle yükleme ve boşaltması mekanik araç ve tesis gerektiren maden cevheri, mineraller, hurda demir, kömür, hububat, hayvan yemi, küspe, çimento, kilinker, ponzo, suni gübre, mucur ve benzeri her tür sıvı ve katı eşya.

Dökme mal : Gümrüğe sarmalaçsız gelen mal. Sandıklama, sarmalama yapılmaksızın gelişigüzel taşıtlara konularak getirilen, götürülen her tür mal

Dökme malzeme yoğunluğu : Yığın haline getirilmiş yakıtın birim hacminin kütlesi.

Dökmece : Bir tepsiye bir kat yufka kırıntısı, bir kat dövülmüş ceviz olmak üzere kat kat döşenen ve üzerine eritilmiş yağla pekmez şerbeti dökülerek yapılan bir çeşit tatlı.

Dökmeç : Bir tepsiye bir kat yufka kırıntısı, bir kat dövülmüş ceviz olmak üzere kat kat döşenen ve üzerine eritilmiş yağla pekmez şerbeti dökülerek yapılan bir çeşit tatlı.

Dökmedemir : metalbilim: Demir tözünden doğrudan doğruya sıvı olarak elde edilen, karbon oranı yüzde ikibuçuktan çok demirkarbon alaşımı.

Dökmel : İyi, güzel.

Dökmelik : Hayvanlara yedirilmek için biçilmiş yonca.

Dökme ile ilgili Cümleler

  • Kurtlarımı dökmek istiyorum.
  • Dökme demir, bir demir ve karbon alaşımıdır.
  • İçimi dökmek istiyorum.
  • Bir şey dökmemeye çalışacağım.
  • Fikirlerinizi kaleme dökmelisiniz.
  • Fasulyeleri dökmenin tam zamanı.
  • Testiyi kırdı, suyu dökmedi.
  • Sadece herhangi bir kan dökme olmasını istemiyorum.

Diğer dillerde Dökme anlamı nedir?

İngilizce'de Dökme ne demek? : adj. molten, pouring

adv. in bulk

n. pouring, spilth, casting

Fransızca'da Dökme : coulée [la], effusion [la]

Almanca'da Dökme : n. Abguss, Ausguss, Schüttung, Verschüttung

Rusça'da Dökme : n. заливка (F), заливание (N), рассыпание (N), высыпание (N), капание (N), литье (N), отливка (F), выплавка (F), укладка (F), излияние (N)

adj. литой