Döner; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

 

"Döner" ile ilgili cümle

  • "Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu." - Ç. Altan
  • "Döner dolap"

Yerel Türkçe anlamı:

Toplu tabanca.

Gusülhane.

Dokuma tezgâhlarında dokunan kumaşın sarılmasına yarayan yuvarlak ağaçlar.

Topaç.

Döner hakkında bilgiler

Döner ya da döner kebap, içyağı ve yöresel baharatlarla iyice terbiyelenmiş ve dövülmüş et parçalarının, bir şişin üzerine geçirilerek, dik bir şekilde asıldıkları odun ateşi karşısında pişirilen kebap türü.

Geçmişi 150 yıl öncesine uzanan dönerin mucidi Kastamonulu bir aşçı olan Hamdi Usta'dır. İcat ettiği döner sayesinde Kastamonu'da tanınan biri haline gelen Hamdi Usta'dan dönerciliği öğrenen Şükrü Gülsunar ve Raif Gülsunar döner hazırlayan ikinci kuşak ustalar olmuşlardır.

Türkiye'de yapılmış olan dönerlerin büyük bir çoğunluğunda kuzu eti kullanılmaktadır. Bunun yanında tavuk eti de sıklıkla kullanılır.

Dünyanın en büyük döneri 6 Kasım 2005 tarihinde yapılmış olan kuzu eti kullanılarak Eyüp Solmaz tarafından yapılmış olan 2 ton 698 kilogramlık dönerdir. Bu dönerle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiştir.

Döner ile ilgili Cümleler

  • Dünya, Güneş'in etrafında döner.
  • Eve dönerken güzel bir kadınla karşılaştım.
  • Lokantada veya dönercide yemek yiyorum.
  • Nerede dönerim?
  • Ali pazartesi döner.
  • Döner Türkiye'de yenilir.
  • Son baharda yapraklar kırmızıya döner.
  • Şimdi yemek yapacağım, daha sonra dönerim.
  • Döner bir et yemeğidir.

Döner anlamı, kısaca tanımı:

Kebap : Kavrulmuş, kızarmış. Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek. Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et. Yanmış, yanık.

Döner ayna : İkiyüzlü, riyakâr (kimse). Arkalı önlü ayna, iki tarafı da aynalı cam.

Döner kapı : Üç veya dört kanatlı, düşey ekseni çevresinde dönerek geçiş sağlayan kapı.

Döner kavşak : Yol ortalarına inşa edilmiş, aksi yöne veya sola dönüşleri sağlayan ada.

Döner kebap : Döner.

Döner kule : Kendi ekseni etrafında yavaşça dönen kule.

Döner sahne : Bir oyunun sergilenmesi sırasında kolayca dönüp seyircilerin önüne geçebilecek, kullanıma hazır sahne.

Döner sermaye : Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye.

Yaprak döner : İçinde sıkıştırılmış et bulunan, piştikten sonra yaprak inceliğinde kesilen döner.

Dönerci : Döner yapıp satan kimse.

Dönercilik : Dönercinin yaptığı iş.

Atalar çıkarayım der tahta döner dolaşır gelir bahta : "ana baba, çocuğuna mutlu bir yaşam sağlamaya çalışır ancak kaderde yazılı olan gerçekleşir" anlamında kullanılan bir söz.

Bazı dingil döner bazı teker : "karşılıklı ilişkilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı doğar" anlamında kullanılan bir söz.

Benim oğlum bina okur döner döner yine okur : "çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor" anlamında kınama veya eleştiri için kullanılan bir söz.

Sap döner keser döner gün gelir hesap döner : "her şey zaman içinde planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Dönmek : Sınıfta kalmak. Yönelmek. Geri gelmek, geri gitmek. Söz konusu etmek, hatırlamak. Belirli bir yerde dolaşmak. Kendini bir yandan bir yana çevirmek. Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek. Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek. Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek. Bırakılan bir konu veya işe başlamak. Sapmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek. Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek. Hileyle, gizlice yapılmak.

Biçim : Biçme işi. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Düzen : Alet edevat takımı. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Dolap, hile. Yerleştirme, tertip. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bez dokuma tezgâhı.

Eksen : Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi.

Pişirilme : Pişirilmek işi.

İçyağı : Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ, şahım.

Yöresel : Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.

Döner alan : Doğrultusua dik bir eksen çavresinde dönen mıknatıssal alan.

Döner anamal : Yapımcı bir kuruluşa ilişkin işlemleri gerçekleştirebilmek üzere yapılacak ödemeler ve giderlerin tümünü karşılayabilmek amacıyla elde bulundurulan para.

Döner anotlu tüp : Anotu döndükçe, elektron demetini, hedefi değişen alana doğru yönlendiren X ışını tüpü.

Döner ayak : Uyaklardan sonra yinelenen özdeş sözcükler ya da ekler.

Döner buzsul çizeneği : Tektürel ince bir X-ışını demetinin döner bir tek buzsulda kırınıma uğramasıyla elde edilen çizenek.

Döner çelgi : Sıyırma ya da kesme ile karşı doğrultuya geçmek isteyen savut namlusunu yakalayıp ilk doğrultusunda tutmak için, yarım çember eylemiyle yapılan çelgi.

Döner çıldırı : Çöküntü ve taşkınlık durumlarının aralıksız sürüp gittiği bir ruh hastalığı.

Döner değer : En kısa süreler içinde paraya çevrilebilmesi olumlu bulunan değer ve mallar.

Döner değirmen : Demiri cevherinden ayırmak için kullanılan fırın. Metallerin kullanılacak hale gelmeden önce mekanik işleme tabi tutulduğu yer.

Döner diplik : Tanıtma yazılarının altında yer alan döner yüzey.

Diğer dillerde Döner anlamı nedir?

İngilizce'de Döner ne demek? : [Döner kebab] adj. turning, turnable, winding, swivel, rotary, rotative, rotatory, revolving, rolling

v. turn, rotate, turn back, go back, come back, return, return to, swerve, wheel about, change one's mind, bear, budge from, call back, chop about, chop round, circle, come home, deflect, face, front, get round, go back on, gyrate, pivot, recall

Fransızca'da Döner : tournant/e

Almanca'da Döner : adj. schwenkbar

Rusça'da Döner : adj. вращающийся, поворотный, оборотный

 

Döner ile ilgili Resimler

Döner ile ilgili resimler
Döner ile ilgili resimler
Döner ile ilgili resimler
Döner ile ilgili resimler
Döner ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Döner nedir? Döner ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Döner tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Döner hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Kasko: merhaba burçin hanım, mutlaka bir hukuk bürosu ile anlaşın ve hakkınızı arayın. başta masraf yapmış olacaksınız ama dav...
  • Kasko: merabalararacımla kaza yaptım aracım perte çıktı yanımda bi arkadaşımla ifade felan verdik kasko şirketine gitti araç sonu...
  • Görevsizlik kararı: görevsizlik kararının kaldırılması ne demek yada ne anlama geliyor...
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...