Düşün nedir, Düşün ne demek

Düşün isminin anlamı, Düşün ne demek:

Erkek ismi olarak; Düşünce, fikir.

Düşün tanımı, anlamı:

Düşün düşün boktur işin : Kötü bir durumdan çıkar yol bulunamadığı zaman söylenen bir söz.

Düşünce : Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav.

Düşünce alışverişi : Karşılıklı görüş bildirme, fikir teatisi.

Düşünce özgürlüğü : Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, fikir hürriyeti.

Düşüncel : Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan. Yalnız düşünce ile kavranabilen.

Düşünceli : Düşünerek davranan, anlayışlı. Düşüncesi olan. Kaygılı, tasalı.

Düşüncelilik : Düşünceli olma durumu.

Düşüncellik : Düşüncel olma niteliği. Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık.

Düşüncesini açmak : Görüşünü bildirmek.

Düşüncesini okumak : Bir kimsenin ne düşündüğünü anlamak.

 

Düşüncesiz : Tasasız, kaygısız. Düşüncesi olmayan. Düşünmeden davranan, anlayışsız.

Düşüncesizlik : Düşüncesizce davranma durumu.

Düşüncesizlik etmek : Düşüncesizce davranmak.

Düşünceye dalmak : Derin derin düşünmek.

Düşünceye varmak : Bir görüşe veya karara varmak, bir inanca ulaşmak.

Düşündeş : Oydaş.

Düşündeşlik : Düşündeş olma durumu.

Düşündürmek : Düşünmesine sebep olmak, düşünmesine yol açmak. Tasalandırmak, kaygılandırmak. Akla getirmek, hatırlatmak.

Düşündürtme : Düşündürtmek işi.

Düşündürtmek : Düşündürmesine sebep olmak.

Düşündürücü : Tasalandıran, kaygılandıran. Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan.

Düşündürücülük : Düşündürücü olma durumu.

Düşünme : Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu. Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi. Düşünmek işi, tefekkür.

Düşünme yasaları : Doğru olması gereken bir düşünmenin belli şartlar altında nasıl gerçekleştiğini gösteren kurallar.

Düşünmek : Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Tasarlamak. Zihniyle arayıp bulmak. Farz etmek. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak.

 

Düşünsel : Düşünce ile ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye dayanan, fikrî.

Düşüntülü : Kurgusal.

Düşünücü : Düşünür.

Düşünücülük : Düşünücü olma durumu.

Düşünülme : Düşünülmek işi.

Düşünülmek : Düşünme işine konu olmak.

Düşünüm : Düşün, fikir, ide.

Düşünüp taşınmak : Konuyu bütün yönleriyle inceleyip ona göre davranmak, iyice düşünmek.

Düşünür : Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.

Düşünürlük : Düşünür olma durumu.

Düşünüş : İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi. Düşünme işi, tefekkür.

Akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu everir : "kendilerini akıllı sananlar çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir" anlamında kullanılan bir söz.

Ana düşünce : Ana fikir.

Arpacı kumrusu gibi düşünmek : İçinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek.

Art düşünce : Bir düşüncenin arkasında gizli tutulan asıl düşünce, art niyet.

Asli düşünce : Ana fikir.

Ayağını sıcak tut başını serin gönlünü ferah tut düşünme derin : "hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız" anlamında kullanılan bir söz.

Aykırı düşünce : Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce, paradoks.

Bilimsel düşünce : Bilim temeline dayanan özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce.

Bir düşüncedir almak : Bir konuda kaygılanarak çözüm yolu bulmaya çalışmak.

Derin derin düşünmek : Çok fazla düşünmek.

Duygusal düşünme : Bilgiye dayalı düşünmenin karşısında, duygusal boyutu ön planda olan düşünme.

Gereği düşünülmek : Bir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak.

İki eli şakaklarında düşünmek : Derin derin düşünmek.

İlerisini gerisini düşünmemek : Sonucun ne olacağını hesaplamamak.

İnce düşünceli : Ayrıntılı bir biçimde düşünen.

İnce düşüncelilik : İnce düşünceli olma durumu.

İnce düşünmek : Ayrıntılı bir biçimde düşünmek.

İşkembesini düşünmek : Öncelikle karın doyurmayı düşünmek.

Kara kara düşünmek : Çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak.

Karşı düşünce : Karşı görüş.

Kendini düşünmek : Daima kendi çıkarını kollamak, bencil davranmak.

Kötü kötü düşünmek : Üzüntülü düşüncelere dalmak.

Koyu koyu düşünmek : Uzun uzun veya derin derin düşünmek.

Kukumav kuşu gibi düşünüp durmak : Çok üzüntülü bir durumda düşünmek.

Pis pis düşünmek : Derin ve üzüntülü düşünceye dalmak.

Züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir : "uyuz olup kaşınmak insanı çok rahatsız eder ama züğürtlükten dolayı ne yapacağını düşünmek daha çok rahatsız eder" anlamında kullanılan bir söz.

Değil : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

Zihinsel : Zihinle ilgili, zihnî.

Tasar : Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Düşün düşün, boktur işin : kötü bir durumdan çıkar yol bulunamadığı zaman söylenen bir söz.

Düşün etmek : Yolculukta geceyi geçirmek için mola vermek.

Düşün oyunu : Bir ana düşün çevresinde geliştirilen oyun. Olay dizisi, kişiler ve konuşma örgüsü yalnızca ortaya konulmuş olan ana düşün için vardır. Sahneleme olanağı az olan bir oyun anlayışını benimser. Olayların akışını, kişilerin kişiliklerini bir ana düşünceye göre düzenleyen oyun çeşidi.

Düşünbilim : Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı.

Düşünce devinimi : Bir tepkinin, dış uyaran sonucu değil, bir düşüncenin etkisiyle ortaya çıkışı. (Bu görüşe göre her düşüncede devinime dönüşme gizilgücü vardır.)

Düşünce filmi : Yönetmen S.M. Eisenstein'ın ortaya attığı bir terim: "Düşünce filminden söz açtığımızda, her şeyden önce, izleyicinin düşüncesini yönlendirecek, onu duyusal anlayışa götürecek bir yapı anlıyoruz."

Düşünce sineması : Düşünce filmleri üzerine kurulu sinema türü.

Düşünce yanaçları : Düşünceyi daha iyi ortaya koymak için başvurulan, anlatım dışı yöntemler. Ör. sav, karşı sav.

Düşünceci tarih anlayışı : Toplumsal gelişmenin başlıca etkeninin düşünceler, kuramlar, bilinç vb. olduğunu savunan öğreti.

Düşüncel çap : Bir düşüncel su verme işleminde, özeği, tam istenilen sertliğe erişen bir çubuğun çapı.

Düşün ile ilgili Cümleler

  • Bundan kurtulabileceğini ciddi olarak düşünüyor musun?
  • Tom'u ikna ettiğimizi düşünüyor musun?
  • Düşünce gücü önemlidir.
  • Kalp krizi geçirmenin her zaman doğanın senin öldüğünü anlatma şekli olduğunu düşündüm.
  • Düşün ve benim yaptığım hareketleri analiz et olur mu?
  • Düşün belki çözersin kardeş.
  • Gerçekten seni affedeceğimi mi düşünüyorsun?
  • Düşünce olmadan öğrenme emek kaybıdır.
  • Düşünce olmadan dil var olamaz.
  • Sevimli olduğunu düşünüyor musun?
  • Düşünce alanında, saçmalık ve sapkınlık dünyanın ustaları olarak kalır, ve onların hakimiyeti ancak kısa süreler için askıya alınır.
  • Düşünce iyi. Sadece bir problem var: Mustafa henüz evet demedi.
  • Europa ve Enceladus'un, yüzeylerinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanusa sahip oldukları düşünülmektedir.
  • Ali kendisinin evrenin merkezi olduğunu düşünür.

Diğer dillerde Düşün anlamı nedir?

İngilizce'de Düşün ne demek? : [Dusun] n. shower, shower bath

n. dream, fantasy, delusion, fiction, reverie

v. fall, fall down, fall on, fall in a heap, collapse, come down, crash, crumble, crumple, crumple up, decline, decrease, deduct, degrade, dive, droop, drop, drop down, drop off, ebb, end up, fall among, fall from, fall off, fall over, go down, land