Düşünce nedir, Düşünce ne demek

"Düşünce" ile ilgili cümle

  • "Bu düşünce ona epeyce azap verdi." - A. Midhat
  • "Benim de mi düşüncelerim olacaktı / Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım?" - O. V. Kanık

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Zihinde tasarlanan, canlandırılan şey.

Düşünce sonucu bilincine varılan herhangi bir şey.

Bir işin gerçekleşmesi ya da bir sorunun çözümü için zihince tasarlanan, aranıp bulunan yol.

Felsefi anlamı:

İlke, yönetici sav.

Düşünme ediminin içeriği.

Düşünmenin ürünü olan: düşünülen içerik; bu içerik düşünme ediminden çözülebilir ve örnek olarak yazılı olarak saptanabilir ya da bir başkasına aktarılabilir.

Sosyoloji'deki anlamı:

İnsan beyninin anlık ve us yardımıyla nesnel evreni yansıtmak üzere oluşturduğu kavramlar, yargılar, kuramlar ve benzeri

Bilimsel terim anlamı:

Anlıksal etkinlikler sonucu oluşan karmaşık bir düşünü.

Olay, durum ve nesneler üzerinde çözümleyici ve bireştirici işlemlerde bulunmaya olanak sağlayan kavrama ve açıklama yetisi.

 

İngilizce'de Düşünce ne demek? Düşünce ingilizcesi nedir?:

idea, thought, consideration

Fransızca'da Düşünce ne demek?:

pensée

Düşünce hakkında bilgiler

Düşünce, dünya modellerinin var oluşuna izin veren ve böylece etkin olarak onların amaçlarına, planlarına, sonlarına ve arzularına bağlı olan uğraştır. Kelimeler bilmeye, sezgiye, bilince, idealarına ve imgeleme içeren benzer kavramların ve süreçlerine başvurur.

Kavramaları biçimlendirdirirken ploblemlerin çözümlerinde sebeplerde ve kararlar vermede meşgul olmak gibi düşünce bilginin beyinsel işletiminin ortaya çıkmasıdır. Düşünce biliş psikolojisinin bir parçası olan bir yüksek biliş işlevi ve düşünce sürecinin analizidir.

Düşünce ile ilgili Cümleler

  • Ali o düşünceyi terk etti.
  • Düşünce gücü önemlidir.
  • Düşünce olmadan dil var olamaz.
  • Düşünce özgürlüğü anayasa tarafından garanti altına alınmıştır.
  • Toki Pona düşüncelerimi kolaylaştırıyor.
  • Başka herkesle aynı düşüncedeyim.
  • Düşünce alanında, saçmalık ve sapkınlık dünyanın ustaları olarak kalır, ve onların hakimiyeti ancak kısa süreler için askıya alınır.
  • Tom'un bir düşüncesi var.
  • Düşünce iyi. Sadece bir problem var: Mustafa henüz evet demedi.
  • Düşünce özgürdür.
  • Benim görüşüme göre o iyi bir düşünce değil.
  • Ben onlarla aynı düşüncede değilim.
  • Düşünce olmadan öğrenme emek kaybıdır.
  • Ben de Tom'la aynı düşüncedeyim.
 

Düşünce kısaca anlamı, tanımı:

Dünya : İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Herkes. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Dış, çevre, ortam. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia.

Düşüncesini açmak : Görüşünü bildirmek.

Düşüncesini okumak : Bir kimsenin ne düşündüğünü anlamak.

Düşünceye dalmak : Derin derin düşünmek.

Düşünceye varmak : Bir görüşe veya karara varmak, bir inanca ulaşmak.

Düşünce alışverişi : Karşılıklı görüş bildirme, fikir teatisi.

Düşünce özgürlüğü : Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, fikir hürriyeti.

Ana düşünce : Ana fikir.

Art düşünce : Bir düşüncenin arkasında gizli tutulan asıl düşünce, art niyet.

Asli düşünce : Ana fikir.

Aykırı düşünce : Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce, paradoks.

Bilimsel düşünce : Bilim temeline dayanan özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce.

Karşı düşünce : Karşı görüş.

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

Düşüncel : Yalnız düşünce ile kavranabilen. Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan.

Düşünceli : Düşüncesi olan. Kaygılı, tasalı. Düşünerek davranan, anlayışlı.

Düşüncelilik : Düşünceli olma durumu.

Düşüncellik : Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık. Düşüncel olma niteliği.

Düşüncesiz : Düşünmeden davranan, anlayışsız. Düşüncesi olmayan. Tasasız, kaygısız.

Düşüncesizlik : Düşüncesizce davranma durumu.

Düşüncesizlik etmek : Düşüncesizce davranmak.

Bir düşüncedir almak : Bir konuda kaygılanarak çözüm yolu bulmaya çalışmak.

İnce düşünceli : Ayrıntılı bir biçimde düşünen.

İnce düşüncelilik : İnce düşünceli olma durumu.

Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.

Zaman : Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Belirlenmiş olan an. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

Özne : Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey, fail, süje: Çocuk uyudu. Çocuk henüz küçüktür cümlelerinde çocuk sözü öznedir. Bilinci, sezgisi, düş gücü olan, bazı filozoflara göre de dış dünyaya karşıt olan birey.

Değil : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

Algı : Kazanç, alacak. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık. Rüşvet. Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Vergi.

Asıl : Gerçek, esas. Gerçeklik. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Soy, nesep. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan.

Gerçeklik : Gerçek olan, var olan şeylerin tümü, hakikat, hakikilik, şeniyet, realite, reellik.

Model : Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği, prototip. Giysi örneklerini içinde toplayan dergi. Biçim. Otomobil vb.nde tip. Örnek olmaya değer kimse veya şey, örnek, paradigma. Manken. Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek. Benzer. Bir özelliği olan nesne veya kişi.

Dış : Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Yabancı ülkelerle ilgili. Görülen, içte bulunmayan yüzey.

İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Niyet : Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama.

Tasarı : Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim. Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha.

Tasa : Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu. Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam.

Kaygı : Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa. Genellikle kötü bir şey olacakmış düşüncesiyle ortaya çıkan ve sebebi bilinmeyen gerginlik duygusu.

Sıkıntı : Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.

İlke : Davranış kuralı. Temel bilgi. Öge, unsur. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip.

Yönetici : Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer. Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse.

Sav : Tanıtlanması gereken önerme, tez. İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava. Haber, söz. Atasözü.

Düşünce devinimi : Bir tepkinin, dış uyaran sonucu değil, bir düşüncenin etkisiyle ortaya çıkışı. (Bu görüşe göre her düşüncede devinime dönüşme gizilgücü vardır.)

Düşünce filmi : Yönetmen S.M. Eisenstein'ın ortaya attığı bir terim: "Düşünce filminden söz açtığımızda, her şeyden önce, izleyicinin düşüncesini yönlendirecek, onu duyusal anlayışa götürecek bir yapı anlıyoruz."

Düşünce sineması : Düşünce filmleri üzerine kurulu sinema türü.

Düşünce yanaçları : Düşünceyi daha iyi ortaya koymak için başvurulan, anlatım dışı yöntemler. Ör. sav, karşı sav.

Düşünceci tarih anlayışı : Toplumsal gelişmenin başlıca etkeninin düşünceler, kuramlar, bilinç vb. olduğunu savunan öğreti.

Düşüncel çap : Bir düşüncel su verme işleminde, özeği, tam istenilen sertliğe erişen bir çubuğun çapı.

Düşüncel suverme : Suverilen yüzeyin, birden su verme ortamı sıcaklığına eriştiği düşünülen ve gerçek olmayan su verme işlemi.

Düşüncel süre, umulan süre : İşletme içindeki bir durağan değerin üretimde yararlı olarak kullanılabileceği umulan süre.

Düşüncelleştirme : Kimi olguların en belirgin örneklerine dayalı bir bilimsel çözümleme aracı ve kuram yapma temeli.

Düşünceme : Düşünce.

Diğer dillerde Düşünce anlamı nedir?

İngilizce'de Düşünce ne demek? : adj. thinking, reasoning

n. sentiments, thinking, thought, belief, idea, opinion, mind, consideration, judgement [Brit.], judgment, apprehension, attitude, cogitation, conceit, counsel, fancy, remark, say so, sense, voice

pref. ideo

Fransızca'da Düşünce : pensée [la], idée [la], concept [le], opinion [la], réflexion [la], sens [le], voix [la]

Almanca'da Düşünce : n. Bedacht, Idee, Befinden, Begutachtung, Einfall, Gedanke, Grübelei, Imagination, Logos, Meinung, Urteil, Vorhaben

Rusça'da Düşünce : n. мысль (F), дума (F), раздумье (N), мнение (N), представление (N), рассуждение (N), соображение (N), идея (F), замечание (N), беспокойство (N), тревога (F)