Düşünmek nedir, Düşünmek ne demek

  • Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.
  • Zihniyle arayıp bulmak.
  • Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek.
  • Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak.
  • Tasalanmak, kaygılanmak.
  • Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek.
  • Tasarlamak.
  • Farz etmek

"Düşünmek" ile ilgili cümleler

  • "Ben şimdi o güzel çehreden başka / Ne bir yüz düşünür ne hatırlarım" - N. H. Onan
  • "Bu kadar düşünme, elbette bir çare bulunur."
  • "Türlü şiir anlayışları üzerinde düşünmüş, zaman zaman türlü şairleri sevmiştir." - O. V. Kanık
  • "Durmadan geziyorsun, biraz da derslerini düşün."
  • "Yola çıkmayı düşünüyorum."
  • "Bu iş için ben bir çare düşündüm."
  • "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü." - R. N. Güntekin

Düşünmek kısaca anlamı, tanımı:

Düşünüp taşınmak : Konuyu bütün yönleriyle inceleyip ona göre davranmak, iyice düşünmek.

Düşünme : Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi. Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu.

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

 

Arpacı kumrusu gibi düşünmek : İçinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek.

Derin derin düşünmek : Çok fazla düşünmek.

İki eli şakaklarında düşünmek : Derin derin düşünmek.

İnce düşünmek : Ayrıntılı bir biçimde düşünmek.

İşkembesini düşünmek : Öncelikle karın doyurmayı düşünmek.

Kara kara düşünmek : Çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak.

Kendini düşünmek : Daima kendi çıkarını kollamak, bencil davranmak.

Kötü kötü düşünmek : Üzüntülü düşüncelere dalmak.

Koyu koyu düşünmek : Uzun uzun veya derin derin düşünmek.

Pis pis düşünmek : Derin ve üzüntülü düşünceye dalmak.

Züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir : "uyuz olup kaşınmak insanı çok rahatsız eder ama züğürtlükten dolayı ne yapacağını düşünmek daha çok rahatsız eder" anlamında kullanılan bir söz.

Geçirmek : Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Etmek, yapmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Hastalık bulaştırmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Giymek, giyinmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Vurmak.

Getirmek : Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Gelmesini sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Erişmek veya eriştiğini sanmak.

 

Varmak : Kadın, evlenmek. Hoş olmayan bir sona ermek. Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak. Acımadan, çekinmeden yapmak. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak. Belli bir duruma veya düzeye gelmek. Bir durumdan başka duruma geçmek.

Bilgi : Bilim. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.

İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.

Karşılaştırmak : Karşılaştırma işini yaptırmak. Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek. Dikişte giysinin bir yanına yapılmış olan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak.

Yarar : Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj.

Göz : Çekmece. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Bölüm, hane. Bakış, görüş. Görme organı, basar. Oda. Nazar. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Terazi kefesi. Delik, boşluk. Bazı yaraların uç bölümü.

Bulmak : Hatırlamak. Bir şeyi elde etmek. Sağlamak, temin etmek. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Cezaya uğramak. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Seçmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

Tasarlamak : Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak. Bir taşın, bir ağacın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak.

Tasalanmak : Bir şeyi kendine tasa etmek, üzülmek, kaygılanmak, endişelenmek.

Kaygılanmak : Kaygı duymak, üzülmek.

Farz etmek : Varsaymak.

Farz : Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet. Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu.

Etmek : Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Herhangi bir değerde olmak. Bir işi yapmak. Kötülükte bulunmak. Bulmak, erişmek.

Düşünmek ile ilgili Cümleler

  • Düşünmek için sessiz bir yere ihtiyacım var.
  • Neden bunun üzerinde düşünmek için bize birkaç gün vermiyorsun?
  • Onun hakkında düşünmek zorundayım.
  • Düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.
  • Senin hakkında düşünmek sadece beni senden daha fazla nefret ettiriyor.
  • Düşünmek için bazen ara vermeliyiz.
  • Benim hakkımda ne düşünmek zorunda olduğunu biliyorum.
  • Düşünmek bir şey, yapmak başka bir şeydir.
  • Düşünmek değil çalışmak zorundasın.
  • Düşünmek için biraz zamanım vardı.
  • Kendimi düşünmekten alamıyorum.
  • Ali onun hakkında düşünmek istemediğini söyledi.
  • Ali onun teklifini düşünmek için bize zaman veriyor.
  • Düşünmek için biraz zaman istedim.

Diğer dillerde Düşünmek anlamı nedir?

İngilizce'de Düşünmek ne demek? : v. think, give thought to, think of, conceive, imagine, remember, reck, give a thought, be pensive, allow, balance, bethink oneself, cerebrate, cogitate, consider, consult, contemplate, deliberate, envision, excogitate, fancy, figure, intend

Fransızca'da Düşünmek : penser, penser à, songer, raisonner, aviser, imaginer, réfléchir, rêver à, ruminer, se reporter à, penser à faine

Almanca'da Düşünmek : v. ausdenken, ausspinnen, bedenken, besinnen: sich besinnen, denken, durchdenken, gedenken, imaginieren, kalkulieren, meinen, nachdenken, planen, reflektieren, vorhaben

Rusça'da Düşünmek : v. мыслить, думать, придумывать, передумывать, размышлять, соображать, предполагать, заботиться, огорчаться, придумать, передумать, поразмыслить, сообразить