Düşkünlük nedir, Düşkünlük ne demek

"Düşkünlük" ile ilgili cümleler

  • "Alçak gönüllü bir aydın. Hiç gösteriş düşkünlüğü yok." - N. Cumalı
  • "Fakat hanımlık kısa sürdü, devlet düşkünlüğü kolay değil." - R. N. Güntekin
  • "Şerefiyle, askerce ölüvermiş olsaydı bu düşkünlüğü görmeyecekti." - R. H. Karay

Bilimsel terim anlamı:

Belirli durumlar ya da kişilere coşkusal rengi yoğun olan katı ve değişmez bir tutumla bağlanma.

İngilizce'de Düşkünlük ne demek? Düşkünlük ingilizcesi nedir?:

fixation

Fransızca'da Düşkünlük ne demek?:

déperdition, prostration, symptose, dégradation, caducité, affaissement

Düşkünlük anlamı, kısaca tanımı:

İkbal düşkünlüğü : İkbal düşkünü olma durumu.

Kitap düşkünlüğü : Kitap düşkünü olma durumu, bibliyomani.

Düşkün : Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Geçim sıkıntısına düşmüş. Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Değer ve onurunu yitirmiş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı.

Düşkü : Uğraşı.

 

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

İptila : Düşkünlük, tiryakilik.

Bünye : Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı. Yapılış, kuruluş. Vücut yapısı.

Sürek : Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden.

Güçsüzlük : Güçsüz olma durumu, güçsüze yakışacak davranış, kuvvetsizlik, aciz, iktidarsızlık.

Rezillik : Rezil olma durumu, rezalet.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Olma : Olmak işi.

Hayat : Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Yaşam. Avlu. Yazgı. Canlı, sağ olma durumu. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Sundurma. Geçim şartlarının bütünü. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Balkon. Meslek.

 

Paraca : Para ile ilgili olarak, para bakımından.

Düşme : Düşmek işi.

Düşkünlük ile ilgili Cümleler

  • Onun arkadaşlarının hepsi vücut yastığıydılar,ve onunkilerinin hepsi oyuncak bebektiler;böylece bir ölüyü canlandırmaya olan düşkünlüklerine yapıştılar.Fakat onların cansız nesne olmamalarından fakat kompleks duyguları olan insanlardan dolayı onların ilişkileri bazen gergindi.
  • Aşırı düşkünlük çocuğu şımarttı.

Diğer dillerde Düşkünlük anlamı nedir?

İngilizce'de Düşkünlük ne demek? : n. addiction, dotage, fondness, keenness, fanaticism, decay, poverty, affection, devotion, fixation, partiality

Fransızca'da Düşkünlük : pauvreté [la], faible [le], manie [la]

Almanca'da Düşkünlük : n. Besessenheit, Hingabe, Neigung, Sucht, Süchtigkeit, Versessenheit, Wut

Rusça'da Düşkünlük : n. подавленность (F), порок (M), недостаток (M), пристрастие (N), страсть (F), слабость (F), мания (F)