Düşman nedir, Düşman ne demek

Düşman; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı.
  • Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar
  • Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse.
  • Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları.
  • Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse.
  • Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

"Düşman" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Biz toprağımızdan düşmanı atmaya mecburuz." - R. E. Ünaydın
  • "Ekmek düşmanı."
  • "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır." - S. F. Abasıyanık
  • "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?" - B. R. Eyuboğlu
  • "İçki düşmanı."

Düşman anlamı, tanımı:

Düşman başına : Durumun kötü olduğunu göstermek için kullanılan bir söz.

Düşman çatlatmak : İyi durum ve başarılarla düşmanı kıskandırmak veya kızdırmak.

Düşman düşmana gazel okumaz : "düşmandan ancak kötülük beklenir" anlamında kullanılan bir söz.

Düşman kesilmek : Düşman olmak, düşman gibi görmek.

Düşman olmak : Kin beslemeye başlamak.

Düşmanı denize dökmek : Düşmanı denize kadar sürüp yok etmek.

 

Düşmanın karınca ise de hor bakma : "düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol" anlamında kullanılan bir söz.

Düşman ağzı : Düşmanın uydurduğu söz. Bir durumu kötü gösteren söz.

Dost düşman : Herkes.

Can düşmanı : Aşırı düşmanlık güden kimse.

Ekmek düşmanı : Bir ailede geçimin sağlanmasına katılmayan kimse.

Irz düşmanı : Cinsel zevki için her türlü yasa ve töreyi çiğnemekten çekinmeyen kimse.

Kaşık düşmanı : Kadın, eş.

Tuz ekmek düşmanı : İyilikbilmez.

Düşmanca : (düşma'nca) Düşman gibi, düşmana yakışır bir biçimde, düşmancasına. Düşman gibi, düşmana yakışır.

Düşmanlaşma : Düşmanlaşmak işi.

Düşmanlaşmak : Düşman durumuna girmek.

Düşmanlık : Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.

Ata dost gibi bakmalı düşman gibi binmeli : "çalışanınızı iyi beslerseniz onun gücü artar ve daha verimli işler yapar" anlamında kullanılan bir söz.

Bin dost az bir düşman çok : "dostun ne denli çok olursa olsun onlardan zarar gelmez ama bir tek düşmanın olsa hep zarar görme tehlikesi içerisinde yaşarsın" anlamında kullanılan bir söz.

Borç vermekle düşman vurmakla : "borç vermekle, düşman vurmakla yok edilir" anlamında kullanılan bir söz.

 

Dost ağlatır düşman güldürür : "dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir." anlamında kullanılan bir söz.

Dost başa düşman ayağa bakar : "iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir" anlamında kullanılan bir söz.

Dost bin ise azdır düşman bir ise çoktur : "dostlarını olabildiğince çoğalt, düşmanlarını olabildiğince azalt" anlamında kullanılan bir söz.

Dosta düşmana karşı : Ele güne karşı. dostlara üzüntü vermemek, düşmanları da sevindirmemek için.

El arı düşman gayreti : "dosta düşmana karşı küçük düşmemek için çaba gösterme" anlamında kullanılan bir söz.

Eski dost düşman olmaz yenisinden vefa gelmez : "aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Eski düşman dost olmaz : "birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez" anlamında kullanılan bir söz.

Kazanırsan dost kazan düşmanı anan da doğurur : "sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır" anlamında kullanılan bir söz.

Mal adama hem dost hem düşmandır : "malın insana yararı olduğu gibi zararı da vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Su uyur düşman uyumaz : "düşmana karşı her zaman uyanık davranmak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Nefret : Tiksinme, tiksinti. Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Verme : Vermek işi.

Çalış : Çalma işi.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Hasım : Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf. Düşman, yağı.

Dost : Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse. Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Sahibine sevgi gösteren hayvan.

Düşman tabası : Düşman gülüncü, düşman sevinci

Düşmancasına : Düşmanca.

Düşmanlaştırma : Düşmanlaştırmak işi.

Düşmanlaştırmak : Düşmanlaşmasına yol açmak.

Düşmansama : (Sullivan) Kişinin düşmanlar arasında yaşamak zorunda kaldığı duygusuna kapılması.

Düşman ile ilgili Cümleler

  • Düşman bize gece saldırdı.
  • Düşman bütün gün saldırısına devam etti.
  • Ben senin düşmanın değilim, Tom.
  • Babamın en büyük düşmanının oğluna aşığım.
  • Düşman bize bir saldırı başlattı.
  • Düşman bizimle bir ateşkes görüşmesi yapmak istiyordu.
  • Düşman fabrikaya bombalar attı.
  • Düşman bütün gece saldırıya devam etti.
  • Dost musun yoksa düşman mısın?
  • Bilinmeyen bir düşman tarafından saldırıya uğruyoruz.
  • Cesur askerler şehri yeniden kazanmak için düşman ile boy ölçüştü.
  • Senin düşmanların sadece bir yanılsama.
  • Gelincikler, Yeni Zelanda'da kuşların en kötü düşmanıdır.
  • Düşman fabrikaya bomba attı.

Diğer dillerde Düşman anlamı nedir?

İngilizce'de Düşman ne demek? : adj. enemy, antagonistic, at enmity with, inimical

n. enemy, foe, antagonist, adversary, opponent

Fransızca'da Düşman : hostile, ennemi/e

Almanca'da Düşman : n. Feind, Gegner, Widersacher

adj. aufsässig, feindlich

Rusça'da Düşman : n. враг (M), неприятель (M), противник (M)

adj. вражеский, неприятельский, враждебный