Düzenlemek nedir, Düzenlemek ne demek

"Düzenlemek" ile ilgili cümle

  • "Merdivenleri, masaları gayet hantal, battal şeyler. Bodrumun ışığını da buna göre düzenlemişler." - B. R. Eyuboğlu
  • "Odasını düzenledi."

Yerel Türkçe anlamı:

Müzik aletlerini akort etmek.

Bozuk bir aracı onarmak, çalışır hale getirmek.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Öğeleri, belirlenmiş kurallara göre yerleştirmek.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir aracı düzenine koyup, doğru işlemesini sağlamak.

İngilizce'de Düzenlemek ne demek? Düzenlemek ingilizcesi nedir?:

order, arrange, edit, regulate

Düzenlemek anlamı, kısaca tanımı:

Düzenleme : Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılmış olan değişiklik, aranjman. Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılmış olan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon. Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman. Düzenlemek işi, tertip, organizasyon.

Düzen : Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Yerleştirme, tertip. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Alet edevat takımı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Dolap, hile.

 

Yürüyüş düzenlemek : Bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkat çekmek amacıyla toplu yürüyüş tertip etmek.

Düzenli : Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

Düzgü : Norm.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getirmek : Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İletmek, bildirmek. Gelmesini sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sağlamak.

Vermek : Herhangi bir duruma yol açmak. Doğurmak. Tespit etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Yaymak. Dayamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Bırakmak veya bağışlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Satmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Ondan bilmek, atfetmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

 

Tanzim : Sıraya koyma, sıralama. Düzenleme, düzen verme, yoluna koyma.

Yapmak : Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Salgılamak, çıkarmak. Dışkı çıkarmak. Düzenli bir duruma getirmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Olmak. Üretmek. Yol almak. Olmasına yol açmak. Davranmak, hareket etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir durum yaratmak.

Hazırlamak : Önceden düzenlemek. Alıştırmak. Önlem almak, sağlamak. Bir maddeyi elde etmek. Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek. Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek. Sebep olmak, yol açmak. Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek.

Müzik : Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması. Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki.

Akort : Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.

Etmek : Kötülükte bulunmak. Bulmak, erişmek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Demek, söylemek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Herhangi bir değerde olmak. Bir işi yapmak.

Düzenlemek ile ilgili Cümleler

  • Cümleyi düzenlemek için buraya tıklayın.
  • Odayı düzenlemek benim sıramdı.
  • Dairemi düzenlemek istiyorum.
  • Birkaç test daha düzenlemek istiyorum.
  • Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.
  • Saçımı düzenlemek zorundayım.
  • Odayı düzenlemek için sıra benimdi.

Diğer dillerde Düzenlemek anlamı nedir?

İngilizce'de Düzenlemek ne demek? : v. arrange, line up, collocate, compose, construct, coordinate, dispose, do, do out, draw, draw up, engineer, execute, forge, form, frame, get up, give, grade, lay out, methodize, mount, order, organize, promote, put up, regularize, regulate, scheme

Fransızca'da Düzenlemek : arranger, ordonner, organiser, coordonner, caler, régler, régulariser, combiner, harmoniser, instaurer, mesurer, réglementer, tourner

Almanca'da Düzenlemek : v. abrichten, anordnen, arrangieren, aufstellen, aufziehen, ausfertigen, bearbeiten, bedienen, einsortieren, fassonieren, gliedern, inszenieren, konstruieren, koordinieren, ordnen, organisieren, regeln, richten, stellen, veranstalten, vorrichten, zurichten, zurechtbringen

Rusça'da Düzenlemek : v. упорядочивать, регулировать, организовывать, составлять, сглаживать, обставлять, упорядочить, отрегулировать, организовать, составить, сгладить, обставить