Düzey nedir, Düzey ne demek

  • Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye
  • Bir kursun basamaklarından her biri, kur.
  • Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.

"Düzey" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Su düzeyi."
  • "Eğitim düzeyi. Kültür düzeyi."

Yerel Türkçe anlamı:

Düzlük yer: Düzeye indim.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Sıradüzensel bir düzenlemede, bir öğenin astlık derecesi.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Nicem düzeneğinde, öğecik özdeciklerinin bulunabildiği kesikli değerlerdeki erkelerden her biri.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük.

Düzey isminin anlamı, Düzey ne demek:

Erkek ismi olarak; Bir kimsenin başkalarına göre değer ve yücelik derecesi.

Geomteri'deki kelime anlamı:

Düzey” öyle bir yüzeye denir ki, onun üzerinde bir yönde doğru çizgiler çizilebilir. Misal : Bir kara tahtanın yüzeyi, bir düzeydir.

Bilimsel terim anlamı:

(Deneysel tasarım) Deney tasarımında, bir etkenin aldığı her bir değer.

Bir nesnenin bir başkasına göre kimi niceliklerinde ya da konumunda gösterdiği ayrılık derecesi.

genel uygulayım: Bir nokta, çizgi, yüzey ve benzeri yatay düzleme göre yükseklik ya da alçaklık derecesi.

 

fizik: Bir iletkenin bir noktadaki ısı ya da elektrik yükü.

İngilizce'de Düzey ne demek? Düzey ingilizcesi nedir?:

level

Fransızca'da Düzey ne demek?:

surface

Osmanlıca Düzey ne demek? Düzey Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

seviye

Düzey anlamı, kısaca tanımı:

Gelir düzeyi : Kişinin yaşam düzeyini gösteren maddi durumu.

Hayat düzeyi : Yaşam düzeyi.

Öğrenim düzeyi : Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla başarılan öğrenim aşaması.

Su düzeyi : Su yüksekliğinin durumu, su seviyesi.

Taban düzeyi : Bir akarsuyun, aşındırma ile erişebileceği en alçak yer.

Yaşam düzeyi : Yaşama ve geçinme düzeyi, hayat düzeyi, hayat seviyesi.

Düzeyli : Düzeyi, değeri olan, seviyeli.

Düzeysiz : Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan, seviyesiz.

Düzeysizlik : Düzeyi, değeri düşük, bayağı olma durumu, seviyesizlik.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Nokta : Nöbetçi bulunan yer. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Orta nokta. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Yer.

 

Yatay : Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Uç, son. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit.

Seviye : Düzey.

Kurs : Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği. Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü, çörek. Ağırşak.

Basamak : Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

Düzey ayrımlaştırma : Birbirini kesen iki yolun köprü, içgeçit, yeraltı geçidi gibi araçlarla, birbirine engel olmaksızın, gidişgelişe elverişli duruma getirilmesi.

Düzey değişimi :

Düzey kümesi : Öğrencilerin, sınıf ya da yaş durumlarına bakılmaksızın, özellikle anlatım ve beceri derslerinde, öğrenmeye hazır oluş ya da başarıları yönünden oluşturdukları tek tür ve kısa süreli çalışma kümesi.

Düzeyölçer : Bir hazne içindeki tanecikli maddenin veya sıvının düzeyini belirlemek ya da ölçmek için kullanılan iyonlaştırıcı ışınımlı ölçüm aygıtı.

Düzeysizce : Düzeysiz bir biçimde, seviyesizce.

Düzey ile ilgili Cümleler

  • Hem çeviri, hem de bilgi düzeyi yüksek açıklama için teşekkürler.
  • Dört çekerli arabalar kaygan ve ıslak düzeylerde direnebilir.
  • Berbat Fransızcam için özür dilerim. Ben hala başlangıç düzeyindeyim.
  • Bazı insanlar daha alt düzey teknolojinin kullanıldığı bir toplumda yaşamayı hayal ederler. At arabası da teknoloji ürünüdür.
  • İngiltere'de istihdam oranı rekor düzeyde.
  • Son zamanlarda yağ düzeyini kontrol ettin mi?
  • İngilizce düzeyimi yükselteceğim.

Diğer dillerde Düzey anlamı nedir?

İngilizce'de Düzey ne demek? : n. level, grade, plane

Fransızca'da Düzey : niveau [le], palier [le], portée [la]

Almanca'da Düzey : n. Lage

Rusça'da Düzey : n. уровень (M)