Dış nedir, Dış ne demek

  • Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı.
  • Görülen, içte bulunmayan yüzey.
  • Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut.
  • Yabancı ülkelerle ilgili.
  • Bireyin ötesinde bir varlığı olan.
  • Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim
  • Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları.
  • Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan.
  • Bir konunun kapsamına girmeyen şey.

"Dış" ile ilgili cümle

  • "Bayram vali konağının dış kapısında, ellerini yine önünde kavuşturmuş taş gibi dimdik duruyordu." - A. Kulin
  • "Bardağın dışı kirli."
  • "Dış siyaset. Dış ilişkiler."
  • "Hafta sonunda şehrin dışına çıkıyoruz." - A. Haşim
  • "Dış dünya."

Yerel Türkçe anlamı:

Kağnıda mazının iki yanında olup mazının bunların arasında dövdüğü kazıklar

Diş; kağnıda yastıklara çakılı ikişer kazık olup sabunlanmış mazı bunların arasında döner

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: dışlam]

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Açık havada geçen görünçlüklerin yer aldığı çekim; bu anlamda, kapalı bir yerde çevrilse bile, görüntüleri açık havayı, işlik dışını gösteren çekim için de kullanılır.

 

Açık havada çevrilmiş çekim. İç'in karşıtı.

İngilizce'de Dış ne demek? Dış ingilizcesi nedir?:

external, exterior (shot)

Fransızca'da Dış ne demek?:

externe

Osmanlıca Dış ne demek? Dış Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

haricî, hariç, vahşî

Dış kısaca anlamı, tanımı:

Dışa vurmak : Belli etmek.

Dışında : -den başka, sayılmazsa.

Dışına çıkmak : Tanınan hak ve yetkileri aşmak.

Dışında bırakmak : Hariç tutmak.

Dışında kalmak : Karışmamak, ilgilenmemek.

Dış açı : İki doğruyu kesen bir doğrunun bu doğruların dışında kalacak biçimde yaptığı açı.

Dış ağ : Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ'ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı.

Dış alem : İnsanın kendi çevresi dışındaki dünya.

Dış alım : İthalat.

Dış asalak : Konakçının üzerinde yaşayan ve çoğunlukla kan emen asalak.

Dış başkalaşım : Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma, egzomorfizm.

Dış bellek : Bilgisayarın yalnızca giriş çıkış kanallarını kullanarak erişebildiği bellek.

Dışbeslenen : Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof.

Dış beslenme : Besinini organik maddelerden sağlama, heterotrofi.

Dış borç : Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç.

 

Dış borçlanma : Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt dışındaki kuruluşlardan borç alma işi.

Dışbükey : Yüzeyi tümsek, çıkık ve şişkin olan, tümsekli, muhaddep, konveks.

Dış çevre : Canlının dışında olan ve kendisinin de bilinçli veya bilinçsiz olarak tepkide bulunduğu uyaranların hepsi.

Dış çizgiler durumu : Ayrı ayrı birliklerin çevreden merkeze ulaşan yollarla düşman üzerinde birleşmesi.

Dış çokgen : Kenarları bir dairenin çember çizgisi üzerine gelen çokgen.

Dış deri : Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, oğulcuğun dış yüzünü örten tabaka, ektoderm.

Dış dünya : Bilinçten bağımsız olan, bilincin dışında var olanların hepsi. Ülke dışı.

Dış evlilik : Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi, dışarıdan evlenme, egzogami.

Dış gebelik : Döllenmiş bir yumurtanın döl yatağı dışında oluşması ve gelişmesi.

Dış gezegen : Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen.

Dış gezi : Ülke sınırları dışına yapılmış olan gezi.

Dış güçler : Mekanik parçalanma, kimyasal ayrışma, rüzgâr, dalga, akarsu ve buzulların etkileri gibi kökenleri güneş enerjisine dayanan güçlerin veya etkenlerin bütünü. Ekonomi ve politika açısından güçlü devletler.

Dış hat : İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yerinin dışarıyla bağlantısını sağlayan haberleşme ağı.

Dış işleri : Bir devletin başka devletlerle ilgili işleri, hariciye.

Dış kapı : Binayı sokaktan ayıran giriş kapısı.

Dış kavuz : Buğdaygillerde başakçığın en altında, bazı türlerde çiçeğin bütün organlarını içerisine alacak bir biçimde gelişmiş olan kavuz.

Dış kredi : Ekonomik durumu iyi olan ülkelerden sağlanabilecek kredi.

Dış kulak : Kulağın, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan bölümü.

Dış kutsal : Kutsallıkla ilgisi bulunmayan, kutsallığa ne uygun ne de karşıt olan.

Dış lastik : Bazı kara taşıtlarında iç lastiği koruyan kalın lastik.

Dış merkezli : Dış merkezlikle ilgili olan, eksantrik.

Dış odun : Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü.

Dış pazar : Bir ülkenin mal satabildiği yabancı ülke.

Dış pazarlama : Başka ülkelere birtakım ürünleri satma, bu yolla ticaret yapma.

Dış piyasa : Başka ülkelerde oluşan ve var olan alışverişe dayalı ticaret imkânı.

Dış plazma : Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı.

Dış politika : Bir devletin sınırları ötesindeki devletlere uyguladığı siyaset.

Dış saha : Sporcuların daha önce oynamadıkları veya rakip takımla karşılaşma yapmak üzere geldikleri rakip takımın sahası, yabancı saha, deplasman. Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu, deplasman.

Dış satım : İhracat.

Dış ses : Sinema ve televizyonda görüntüsü olmayan kişiye ait söz.

Dış ters açı : İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında, paralellerin dışında altlı üstlü oluşan dört açıdan her biri.

Dış ticaret : Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı.

Dış vurum : Dışa vurum.

Dış yarıçap : Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairelerin yarı çapı.

Dış yüz : Bir şeyin dışarıdan görünüşü.

Dış zar : Aynı irilikte olmayan, kütin durumuna gelmiş çiçek tozu tanecikleri.

Dışa dönük : Dışla ilişkisi olan. Çevresiyle iletişim kurmada güçlük çekmeyen, bulunduğu ortama kolayca uyum sağlayabilen, sosyal ilişkileri güçlü (kimse).

Dışa vurum : Ruhsal olayların belli işaret veya tasvirlerle yansıtılması, insan ruhunun algılanabilecek biçimde kendini dışa yansıtması, ifade, dış vurum.

Ahlak dışı : Töre dışı.

Akıl dışı : Akla, gerçeğe, uygun olmayan. Us dışı.

Alfabe dışı : Bir milletin alfabesinde bulunmayan.

Amaç dışı : Ulaşmak istenilen sonuç dışında olan.

Bilim dışı : Bilime aykırı, bilime uymaz.

Bilinç dışı : Bilinçsizce yapılmış olan iş ve etkinliklerin bütünü. İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü.

Çağ dışı : 41 yaşından itibaren askerlik hizmetleri dışında bırakılan. Çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmış, çağdaş olmayan, köhne.

Çevrim dışı : Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olmama.

Ders dışı : Ders saati ve konusu dışında olan.

Devre dışı : Elektrik donanımındaki enerji akımının bir noktada kesilme durumu. Konudan uzak, ilgisiz, baypas.

Din dışı : Dinle ilişiği olmayan, ladinî.

Doğa dışı : Doğaya aykırı, tabiata aykırı, gayritabii.

Evlilik dışı : Yasal olmayan, yasaya uygun olmayan, gayrimeşru.

Gerçek dışı : Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan, gerçeğe aykırı, hilafıhakikat, irrealist.

Gündem dışı : Toplantı programının dışında (kalan).

Hudut dışı : Sınır ötesi, sınır dışı.

İrade dışı : İstençsiz.

İstenç dışı : İstençsiz.

Kanun dışı : Yasa dışı.

Kayıt dışı : Herhangi bir biçimde yazılı belgesi olmayan, kayda geçmemiş.

Kişilik dışı : Kişisel olmayan, gayrişahsi.

Kural dışı : Kurala uymayan, kurala aykırı, ayrık, müstesna, şaz.

Liste dışı : Herhangi bir seçimde listeye girememiş olan kimse veya şey.

Mantık dışı : Mantıkla hiçbir ilgisi olmayan, mantığa uymayan. Mantıkla çözümlenemeyen.

Meyve dışı : Birinci zar.

Olağan dışı : Sıra dışı.

Oran dışı : İki tam sayının bölümü olmayan (sayı).

Öz dışı : Dışınlı.

Saf dışı : Dizi dışı olarak. İlgisiz, bağlantısız, işlemez.

Sınır dışı : Ülke sınırlarının ötesi, hudut dışı.

Sıra dışı : Alışılmışın dışında olan, olağan dışı, gayritabii, ekstrem. Beklenmedik.

Toplum dışı : Toplum kurallarına uymayan ve toplumun dışında kalan kimse. Toplumun dışında kalan.

Töre dışı : Töreyle hiçbir ilgisi bulunmayan, töre ile ilgili yanı olmayan, ahlak dışı.

Us dışı : Aklın alamayacağı, aklın dışında kalan, akıl dışı, irrasyonel.

Yasa dışı : Yasalara, yasa kurallarına uymayan, kanun dışı, gayrikanuni, illegal.

Yurt dışı : Yurt sınırları dışındaki her yer. Yurt sınırları dışında olan.

İçli dışlı : Senli benli, aşırı teklifsiz, sıkı fıkı, yağlı ballı.

Bir : Sayıların ilki. Bu sayı kadar olan. Beraber. Ancak, yalnız. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Yabancı : Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Başka bir milletle ilgili olan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Dış açık : bk. dış ödemeler dengesi açığı bk. cari işlemler açığı bk. dış ticaret açığı

Dış akışlı bölge : (coğrafya)

Dış arpacık : Göz kapağındaki Zeis veya Moll ek yapı bezlerinin irinli yangısı, eksternal hordeolum.

Dış asalaklık : [Bakınız: dış parazitlik] (zooloji, botanik) Konağın vücudunun dış tarafında asalak olarak yaşama durumu, dış parazitlik, eksternal parazitlik, ektoparazitlik.

Dış aya budu, tenar : (biyoloji)

Dış ayrıklık : Eliptik devimlerde, elips üzerinde bulunan cisimden küçük eksene çizilen koşutun asal çemberi kestiği noktayı merkeze birleştiren doğrunun büyük eksene göre açısal uzaklığı (bk. şekil D. 40)

Dış badası : Güreşte bir çeşit çelme.

Dış borç kütüğü : Bir ülkede dış borç veri tabanını oluşturmak amacıyla kamu yetkesince tutulan hesap.

Dış borç yükü : Dış borçların ülkenin dışsatım gelirleri, toplam döviz gelirleri ya da millî gelir içindeki payı biçiminde hesaplanan ve dış borçların iktisadi etkinlikler üzerindeki baskısını gösteren oran.

Dış çarpım : (…)

Dış ile ilgili Cümleler

  • Dış görünüşe bakılırsa, hiçbir şey daha makul olamazdı.
  • Kulağın dış tarafı kıkırdaktan yapılmıştır.
  • Duvarın iç kısmı beyaz, dış kısmı ise yeşil renkte.
  • Üzerindeki boya özellikle dış kısmında yavaş yavaş döküldüğünden, kış gelmeden pencereleri boyatacağım.
  • Dış görünüşe önem verme.
  • İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmemelisiniz.
  • Dış görünüşe göre yargılamamalısın.

Diğer dillerde Dış anlamı nedir?

İngilizce'de Dış ne demek? : [Dis-] adj. dental, odontic

n. tooth, cog, jag, clove, knurl, notch

pref. dent

Fransızca'da Dış : extérieur/e

Almanca'da Dış : n. Äußere

adj. äußere, auswärtig

adv. außen

Rusça'da Dış : n. внешность (F), наружность (F), заграница (F)

adj. внешний, наружный, иностранный