Daire nedir, Daire ne demek

Daire; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat
  • Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm.
  • Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü.
  • Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı.
  • Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri.
  • Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası.
  • Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

"Daire" ile ilgili cümle

  • "Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!" - N. F. Kısakürek
  • "Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş." - H. F. Ozansoy
  • "Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler." - M. Ş. Esendal
  • "Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi." - R. H. Karay

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir çemberle iç bölgesinin birleşimi.

Hukuki terim anlamı:

1) bölük. ~ mülkiyyeti: bölük iyeliği. 2) (Devlet dâireleri için) görevge.

Bilimsel terim anlamı:

Aruz ölçüsünde birbirine yakın bahirlerin toplandığı ana bölümler.

İngilizce'de Daire ne demek? Daire ingilizcesi nedir?:

disc, disk

Osmanlıca Daire ne demek? Daire Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

dâire

Daire hakkında bilgiler

Daire, çemberin içinde kalan alana verilen isimdir. Burada alandan kasıt, bir çemberin çevrelediği noktaların kümesi olmasıdır. Bir dairenin açık daire ya da kapalı daire olmasını dairenin sınırlarını oluşturan çemberin daireye dahil olup olmadığı belirler; çember daireye dahilse kapalı daire, değilse açık dairedir.

 

Daire ile ilgili Cümleler

  • Daire üç küçük oda ve bir banyodan oluşuyor.
  • Burak güzel bir dairede yaşadı.
  • Daire Victorian tarzı döşenmişti.
  • Daire için 900 euro depozito ödedi.
  • Biz dairemizi severiz.
  • Bir apartman dairesinde oturuyorsun.
  • O, dairesinden kız kardeşini attı.
  • Daire şeklinde ateşin etrafına oturduk.
  • Dairem birinci katta bulunmaktadır.
  • Dairem bol güneş ışığı alır.
  • Ali aceleyle daireye girdi.
  • Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.
  • Ali dairesine girdikten sonra kapısını kitledi.
  • Dairedeki herkes mutfağı paylaşır.

Daire kısaca anlamı, tanımı:

Sınır : Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit.

 

Çember : Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Aşılması, çözümü güç durum.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Daire kesmesi : Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan.

Daire parçası : Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça.

Dubleks daire : Bir apartmanda kendi iç merdiveni ile birbirine bağlanan iki ayrı kattan oluşan tek daire.

Fasit daire : Kısır döngü.

Uçan daire : Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı biçimli uçan araç.

Yarım daire : Bir dairenin bir yarım çember ve bir çapla sınırlanan yarısı.

Arz dairesi : Enlem dairesi.

Askerlik dairesi : Yurttaşları askere alma işiyle görevli olan askerlik şubelerinin bağlı bulundukları bölge dairesi.

Enlem dairesi : Aynı enlemdeki noktaların oluşturduğu Ekvator'a paralel daire, arz dairesi.

Hareket dairesi : Demir yollarında hareket işlerini düzenleyen, izleyen daire.

Harp dairesi : Millî Savunma Bakanlığında savaş gereçleri ile uğraşan daire.

İstihbarat dairesi : Haber alma dairesi.

Kalorifer dairesi : Kalorifer kazanının bulunduğu bölüm.

Kaza dairesi : Yargı çevresi.

Kazan dairesi : Gemi veya çok katlı yapılarda ısıtma sisteminin yer aldığı bölüm.

Lojistik dairesi : Askerlikte lojistik hizmetlerin görüldüğü bölüm.

Saat dairesi : Bir yıldızdan ve göğün kutuplarından geçen büyük daire.

Vergi dairesi : Vergi mükelleflerini tespit eden, beyannameleri denetleyen ve vergiyi toplayan resmî daire.

Daireli : Dairesi olan.

Dairesel : Daire ile ilgili. Daire biçiminde olan, dairevi.

Dairesiz : Dairesi olmayan.

Dairevi : Dairesel.

Yarım daire kanalları : İç kulakta bulunan halka biçimindeki üç kanalın ortak adı.

Konut : İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Devlet : Büyüklük, mevki. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Mutluluk. Talih. Bu tüzel varlığın yönetim organları.

Çevirmek : Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Çevrilemek, tevil etmek. Çeviri yapmak. Kâğıt oyunu oynamak. Döndürerek hareket ettirmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Durdurmak. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Geri göndermek. Yönetmek, idare etmek.

Görevli : Resmî görevi olan kimse, memur. Görevi olan, vazifeli.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Yapı, yapılış, bünye. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma.

Çalış : Çalma işi.

İsim : Kişi, insan. Ad. Ad.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

İçinde : Süresince, zarfında. Ortamında. ... ile dolu bir biçimde.

Yapı : Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür.

Soyut : Anlaşılması, kavranılması güç. Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre.

Belli : Belirli, muayyen. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr. Beli olan.

Ölçü : Ölçüt. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Ölçme sonucu bulunan rakam. Değer, itibar. Belirlenmiş boyut. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.

Daire testere : Daire biçiminde, ortası delik, çevresine diş açılmış çelik lama.

Daire testere makinesi : Yatay miline takılan daire biçimindeki testeresi ile değişik eğimlerde kesme yapan ağaçişleri makinesi.

Dairenin alanı : (…)

Dairenin bazı temel elemanları : Şekle bak. (…)

Dairenin daireye gönderimi : (…)

Dairenin üst yarı düzleme dönüşümü : (…)

Dairesel akım : Devletin olmadığı ve dışa kapalı bir ekonomide hanehalkı ile firmalar arasında üretim faktörü, mal ve paranın dolaşımı.

Dairesel hareket : (fizik)

Dairesel infiltrasyon anestezisi : Vücudun herhangi bir bölgesine, yerel anestezik maddenin halka tarzında enjekte edilmesi biçiminde uygulanan yerel anestezi tekniği.

Dairesel mantar enfeksiyonu : İnsanlarda tinea ve hayvanlardaki dermatofitoziste deride yuvarlak halka tarzında kabuklanmalar ve yangısal nedeniyle onların yerine kullanılan veya tercih edilen bir terim.

Diğer dillerde Daire anlamı nedir?

İngilizce'de Daire ne demek? : n. circle, round, disc, verge, apartment, bureau, department, board, hoop, rooms

Fransızca'da Daire : cercle [le]; appartemenet [le]; administration [la]

Almanca'da Daire : n. Appartement, Board, Büro, County, Department, Dienststelle, Kreis, Ring, Verwaltung, Zirkel

Rusça'da Daire : n. круг (M), кружок (M), диск (M), квартира (F), учреждение (N), контора (F), офис (M), отдел (M), бюро (N), департамент (M), округ (M), служба (F)

adj. квартирный